19 Mayıs 2009 Salı

Şampiyon Belli İkinci Kim?

Avrupa'da bu hafta üst üste şampiyonluklar ilan edildi. Alkmaar ve Porto'dan sonra bu hafta 3 takım art arda şampiyon oldular. İtalya'da İnter İngiltere'de Manchester Utd. ve İspanya'da da Barcelona ipi göğüsleyen takımlar oldular. Tabi şampiyonluk belli oldu diye ligler bitecek diye bir şey yok.Kalan maçlar oynanmaya devam ediyor. Uefa'ya ve Şampiyonlar Ligi'ne gidecek takımlar yavaş yavaş belli oluyor.

İngiltere'de Liverpool'un ikinciliği Chelsea'nin 3üncülüğü ve Arsenal'in 4ünclüğü kesinleşmiş gibi duruyor.Man Utd ve Arsenal derbide karşı karşıya geldiler ve birer puan aldılar bu hafta. Liverpool ve Chelsea rakiplerini yendiler ve 3 puan aldılar.Aston Villa ve Everton'un da Uefa Kupası'na gitmeleri garanti.İngiltere'de en büyük sürpriz Newcastle'ın küme düşmeye çok yakın olması.Middlesbrough ve Newcastle önlerindeki Sunderland vu Hull'u aşağıya çekmeye çalışacaklar son haftada. O maçların da sonucunu anında vermeye çalışacağız.

İtalya'da şampiyon İnter bu hafta kendi evinde Siena'yı yenerek şampiyonluğunu kutladı.Roma ve Palermo'nun Uefa savaşı son iki hafta da devam edecek.Şampiyonlar Ligi'ne gidecekler ise hemen hemen belli gibi.Mucize olmazsa Fiorentine Milan İnter ve Juventus devler liginde.Düşme hattı orada da çok karışık en az 5 takım düşme tehlikesi ile karşı karşıya.Lecce zaten düştü dersek kalan 2 takımı son iki hafta belirleyecek diyebiliriz. Bu hafta İnter'de İbrahimovic'in gol sonrası neredeyse sevinmemesi dikkat çekiciydi. Taraftarlarla hala bir problem mi yaşıyor bilemiyorum ama transferden dolayı da kafası karışık olabilir. Onun da adı Real Madrid'le geçiyor bu ara.

Almanya'nın üstü de altıda henüz netlik kazanamadı.Bu hafta Bayern Munchen'in puan kaybı ile Wolfsburg büyük bir avantaj kazandı şampiyon olma adına.Uefa yarışı da Dortmund ve Hamburg arasında devam ediyor.Stutgart Bayern ve Hertha Berlin arasında da son haftada bir Uefa'ya ya da şampiyonlar ligine gitme yarışı var. Yani Bayern şampiyonluğa gidiyorumd derken son haftada Uefa'ya düşebilir.Sadece Kalsruhe'nin düşeceği belli bu ligde.Gladbach Bielefeld ve Energie arasında son haftada düşmeme mücadelesi verilecek.Kimin kazanıp kimin kaybedeceğini elbette buradan söyleceyeğiz.

Bu ligde en dikkat çeken şey ise Wolfsburg'un muhteşem ikilisi.Edin Zheko ve Grafite. Neredeyse Messi Eto'o ve Henry kadar gol attı bu ikili.Ligde toplam 51 gole imza attılar. Gerçekten çok büyük bir rakam bu.Bu yaz bu ikilinin transfer gündemi bence çok dolu olacak. Galatasaray'ın da gündemindeydi bir ara Grafite. Özellikle bu sene ceza sahasında 3 adam çalımlayıp golü de topukla attığı bir pozisyon var ki Grafite'nin ; mutlaka görmeniz gerekir.

İspanya'da Barcelona şampiyon oldu ve artık önünde 3te 3 yapması için son bir maç kaldı. Hani bizim takımlar sezona 3 kupa parolasıyla çıkar ya hep işte o parolayı gerçeğe çeviren bir takım olmasına sadece bir maç var Barca'nın. Hakediyorlar da.Buradaki en iyi mücadele Deportivo , Villareal ve Atl Madrid'in şampiyonlar ligine katılma mücadelesi.Bir de Valencia'yı katalım bunların arasına ve 4'ünün de Uefa'ya katılma ihtimalinin olduğunu da ekleyelim. Huelva'nın düşmeye yakın olduğu ligde Betis'i de katarsak 5 takım daha düşme potasında.Aralarında en rahat Betis olmasına rağmen kalan iki hafta çok önemli.

Fransa Lig'inde bu hafta Lyon kendine geldi desek yeridir.Lyon şampiyon olmasa da şampiyon adaylarını yerinden oynattı diyebiliriz. Bu hafta Marislya'yı yendiler ve birinci Bordeax'u biraz olsun rahatlattılar. Şampiyonluğa çok yakın artık onlar.Le Havre'nin küme düştüğü ligde Nantes Sochaux Saint Etienne Caen ve Le Mans son haftalarda düşmemek için ellerinden geleni yapacaklar.Bu sezonun herhalde iki sürprizi PSG'nin toparlanması ve Lyon'un şampiyon olamayacak olması.

Bank Asya

Bank Asya Ligi'nin de play offları bitti ve Kasımpaşa Karşıyaka'yı eleyerek Turkcell Super Lig'e çıktı. Bugün Lig Tv'de konuşan Kasımpaşalı Erhan Küçük artık asansör bir takım olmak istemediklerini söyledi. O da seyircisiz maç oynamaktan sıkıntılı bir futbolcu. ''Belki büyük maçları Olimpiyat Stadı'nda oynarız ama normal maçları kendi stadımızda oynayacağız ''dedi. Yani İBB'nin çektiğini onlar çok da çekmeyecek gibi.

NOT:Grafite'nin inanılmaz golü için:http://www.youtube.com/watch?v=ZSuiI9WY2uY
İlker Yasin bu gol için bence şunu derdi: ''3 adamı çalımlarım ,topu da kaleye topukla gönderirim, üstüne gol krallığına da oynarım diyor.''


Marquinhos

18 Mayıs 2009 Pazartesi

32. Haftanın Ardından

Dün gece 8 maç aynı anda olunca bazı konularda söyleyeceklerim bugüne sarktı. Gerçekten çok garip şeyler oluyor ligimizde.Biraz da bu ilginçlikleri ve özellikle kızdığım şeyleri sakin kafayla düşünebilmek adına bu yazıyı bu güne bıraktım. Maç maç kısa kısa bir şeyler anlatmaya çalışacağım.

Galatasaray-Gençlerbirliği
Galatasaray Avrupa Ligi'ne kalabilmek adına güzel bir hafta geçirdi. Düşünün ülkemizin büyük takımı Galatasaray o kadar saçma bir sezon geçiriyor ki biz de teselliyi Avrupa Ligi'ne kalabilmekte buluyoruz. Oynanan futbol için pek bir şey söylemeyeceğim, onu çok güzel analiz eden yazılar okudum dün başka bloglarda ya da gazetelerde. Ben iki konuya değinmek istiyorum. Birisi herkesin bir şeyler söylediği Kewell konusu. Bence en güzel cevabı Kewell sahada verdi. Galatasaray'ın sezonun genelinde güzel oynadığı maçlarda ileri 4'lü sünün büyük etkisi vardı. Bu dörtlünün en futbolcu ikilisi ise Arda ve Kewell. Baros futbol dışı kartları ile bana biraz antipatik geliyor, Lincoln'u ise günahım kadar sevmiyorum. Herkesin bahsettiği bir konu ise sezon başından beri Kewell'ın profesyonelliği. Bir yanda Kewell iki haftadır kulübede, Lincoln ise sahada. Şimdi benim tahminim belki bir şeyler yapar da talibi çıkar diye yönetim Lincoln baskısı yapıyordur Bülent Korkmaz'a. Bunu Bülent Hoca çıkıp oyunculara ve bize izzah edebilir. Ama çıkıp da Kewell'ı neden oynatmadığını “Benim tercihim” diyerek izzah edemez. Bu futbola ayıptır, bu sezon para verip o stada gelen taraftara ayıptır. Linconl krizini yönetim ve Bülent Korkmaz çok kötü idare etmişti, şimdi ise Bülent Hoca başlı başına bir Kewell krizi yaratmaya çalışıyor. Ayrıca misal Kewell'a çıkıp dese ki, “ Bizim bu sene iddamız bitti, sen çok iyi oyuncusun ama ben denemek için genç bir oyuncuyu senin yerine oynatacağım” Kewell'ın bunu olgunlukla karşılayacağına eminim. Hal böyleyken daha fazla yüklenmek istemiyorum Bülent Korkmaz'a. Ama sezon bitince sakin bir tatilde, kendi içinde düşünsün hatalarını günahlarını sevaplarını. Önünde daha 20 sene var en az teknik adamlık için, ve bu seneden iyi dersler çıkartabilirse, herşeye rağmen ben ona inanmak istiyorum.
İkinci ve benim sezon başından beri taktığım konu ise sağlık ekibi. Emre Güngör gene sakatlandı kendi kendine. Bunda hem sağlık ekibinin, hem de teknik heyetin hatası var. Emre bence Türk futbolunda uzun seneler büyük işler yapabilecek bir oyuncu. Ama sakatlığına rağmen bu kadar oynatılması tam bir rezalet artık. Şunu gerçekten çok merak ediyorum Mustafa Denizli'den formayı bir avrupa maçında alan Bülent Korkmaz neden Semih'i oynatmakta bu kadar korkak davranıyor? Sakatlığı geçmeyen bir oyuncuyu neden riske atıyor? Ayrıca genel olarak Galatasaray'da sakatlıklar neden bu kadar uzun sürüyor? Ama tabi sağlık ekibinide Uğur Uçar'ı 15 hafta sonra yedek kulübesine oturatabilecek seviyeye getirdikleri için tebrik etmek istiyorum.
Trabzonspor-Bursaspor
Maçı özet görüntülerden ve yorumlardan takip ettim genel olarak. Ama Beşiktaş 3. golü attıktan sonra bitime kadar olan 10 dakikayı izledim. Maç anladığım kadarıyla ortada geçmiş. Trabzonspor'un net gol pozisyonları daha fazla olmasına rağmen oyun olarak net bir üstünlük kuramamış. Ben maçın ötesinde bir iki şey söylemek istiyorum iki takımla da ilgili. Ertuğrul Sağlam nereden bakarsak bakalım büyük iş yaptı Bursa'da. Bunun için kendisini tebrik ediyorum ve eğer seneye de Bursa'nın başında bir sezonu tamamlar ve sezon başıda istediği gibi transferler yapabilirse seneye Bursa'yı çok konuşacağız. Bu hafta bariz bir hakem hatasından canları yandı. Şimdi birileri diyor ki ilk yarıdaki maçta da Trabzonspor'un canı hakemden dolayı yanmıştı. Efendim kötüden örnek olmaz derler ben de öyle düşünüyorum. Neyse gelelim Trabzonspor cephesine. Ersun Yanal gittiğinden beri takım kazanıyor ve kazanan her zaman haklıdır derler. Ben buna katılmıyorum.Eğer bir takım kazanıyor diye eleştirmiyor eksiklerini söylemiyorsak , gerçekleri kaybettiğinde söylememiz geç olur bence. Ligin en çok gol yiyen takımı Kocaelispor'u ve amaçsız takımı Kayseri'yi yendiler diye pembe tablolar çizmek yersiz. Bu takımın hala 13. oyuncusu yok ve en garibi Song yok bu takımda. İki haftadır sanırım kadroda bile yoktu, bu hafta tribünden kulübeye indi. O takımda ilk önce kadro açıklanırken tahtaya Song'un adı yazılır daha sonra 10 kişi ilave edilir. Takım kazanıyor diye kimse bunu söylemiyor ama bu hafta merak ediyorum, Batuhan ve Youla karşısında Song'suz Trabzonspor ne yapacak? Diğer bir değinmek istediğim konu ise maçın sonrasını izleyenler görmüştür Egemen ortaya geçip kolbastı şov yaptı. Hangi Egemen, yıllarca Bursaspor forması giymiş, orada kaptanlık yapmış Egemen. Ne zaman yapmış, son dakikasında tartışmalı bir şekilde kazandıkları bir maçın ardından. Sevinmesi, mutlu olması çok doğal ama en azından öyle stressli bir maçtan sonra bunu yapması çok içime sinmedi. Ama sanırım Egemen, Song'un kadro dışı kaldığını gördükten sonra formayı giymek için sadece iyi oynamanın yetmediğini hissetmiş olacak ki, kendisini sevdirmek için böyle bir şey yaptı. Halbuki sezon başından beri gayet başarılı oynuyordu.

Konya-Eskişehir
Ligin dibindeki en karışık maçtı. Kaybeden takım zor duruma düşücekti, ve Konyaspor şu anda 16. sırada ligde. Maçı izlemedim, kısaca özetlere baktım. Burada dikkat çekmek istediğim çok önemli bir nokta var. Batuhan ve Engin Baytar. Bu isimler önemli çünkü bu hafta galibiyete getiren golleri attılar. Ama asıl önemli durum burada bu oyuncuların çok değil 4 5 hafta önce idam sehpasına çıkarılmış olması. Batuhan hepimizin bildiği gibi kamptan kaçıp gece alemlerine dalmıştı, Engin ise Beşiktaş maçında Youla ile tartışmış oyundan alınmıştı. Spor medyası bu iki ismi de yerden yere vurdu. Çok az bir kısım bu oyunculara sahip çıktı. Peki Rıza Çalımbay ve yönetim ne yaptı? Batuhan'ı önce kadro dışı bırakıp, sonra cezasını para cezasına çevirdiler, Engin'e de ceza verdiler. Ama verilen cezaların ötesinde iki futbolcuyu da futbola küstürmeden takıma döndürdüler ve özellikle Batuhan son haftalardaki golleriyle takıma can veriyor. Bunun aksi olup, Batuhan hala paf takımı ile idmana çıkıyor olabilirdi. Nereden bakarsanız bakın bu çok büyük bir idari başarıdır.Rıza Çalımbay başta olmak üzere Eskişehirspor yönetimi çok güzel işler yapıyor.

Antalyaspor-Fenerbahçe
Bu maçı gerçekten özetlerine bile bakmadım, biraz Marquinhos ile konuştuk, biraz da gazetelerden okudum. Guiza gene saç baş yoldurtmuş. Ama asıl bombayı Aragonnes yapmış. İyi oynayan bizdik demiş. Güler misin ağlar mısın? Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım ile ilgili yazımı kongreden önce yazıp koyacağım bloga. Burada izlememiş arkadaşlar olabilir diyerek bir şey yazmak istiyorum. Maç öncesi Ntv Spor'da Güntekin Onay ve Rıdvan Dilmen konuşurken Güntekin Onay “ Aragonnes kampta bazı futbolculara , gideceğim diye sevinmeyin,seneye de burdayim demiş” diye bir şey anlattı. Bu nereden bakarsanız bakın çok feci bir durum. Eğer Aragonnes seneye de burdaysa çok ciddi problem bu. Tabi seneye Xavi ve İniesta Fenerbahçe forması giymeyecekse. Yok eğer Aragonnes sezon sonu gidiyor ama gene de oyuncularına bu cümleyi kuruyorsa, demekki Fenerbahçe'nin başında herşeyi geçtim bir “psikopat” varmış sezon başından beri. Şimdilik söyleceklerim bu kadar Fenerbahçe ile iligli, 3 4 güne daha geniş birşeyler yazacağım.

Gaziantep-Kocaelispor
Bu maçla birlikte matematiksel olarak da düşmesi garantilendi Kocaelispor'un. Onlar adına üzüldüm. Hatta bir şehir takımı düştüğü için Turkcell Super Lig adına da üzüldüm ama gerçek bu. Sezon başı iyi yapılanamadılar, ikinci yarıdaki çıkışları Maalesef yetemedi. Gelelim Antep'e. Ligin şu haline bakıldığında amaçsız iki takımdan biri Antep. Ama bu sene bence büyük takımlara bile örnek olması gereken bir şey yaptılar ve sezon sonunu beklemeden Jose Coucerio'yu göreve getirdiler. Galatasaray ve Fenerbahçe seneye hangi hoca ile çalışacak kimse bilmiyor. Bu günlerde yapılan transfer çalışmaları sonucu alıncak oyuncular gelecek hocaların onayı ile mi olacak yoksa yönetimin karar ile mi? Büyükler bunu yaparken Antep'in bir sene sonrası için bu kadar erkenden organize olması bence çok önemli. Seneye onlar da ligin üstünü zorlayacak bir takım olabilirler.

Denizlispor-Ankaraspor ve İBB-Kayserispor
İki maçı da hiç izlemedim , ama Denizli ile iBB maçları kazanarak ligde kalmak adına çok büyük adım attılar bence. Ankaraspor ise bu güne kadarki savurganlığını zor da olsa kalan iki haftada stresse girerek öteyebilir. İBB iki seneden beri ilk kez 3 maç üst üste kazanabilmiş. Öncelikle Abdullah Avcı'yı ve teknik ekibini kutlamak istiyorum. Ellerinde futbolcudan başka hiçbir şey yok. Ne bir stadt ne taraftar, ne camia. Buna rağmen ellerinden geleni yapıyorlar. Yani belediye takımlarını hiç sevmiyorum ve düşmelerini her sezon istiyorum. Ama onlar inatla bu ligde varız diyorlar. Madem öyle bence buradan bir iki öneride bulunmak istiyorum. İBB maçlarını Güngören Belediye stadında oynasın. Maç biletleri bedava olsun. Hatta gençlere futbolu daha fazla sevdirmek için bence İstanbul'daki okullar sıra ile öğrencilerini İBB'nin maçlarına götürsünler. Belki futbolcular tribünde taraftar görünce biraz daha fazla oynarlar. Bu oyuncular ve teknik heyet “....şehirspor” diye bir takımda olsa en azından Antep ve Kayseri ile aynı yerde olurlardı.
Maradona

17 Mayıs 2009 Pazar

TARİHTE BUGÜN , TARİH YAZDIK

Maradona , Benim Futbolum köşesinde bu zaferden bahsedecektir zaten ama o günü anmadan olmaz. Takımlarımızdan bu kupanın yenilerini ve daha büyüklerini istiyoruz. Teşekkürler Galatasaray!


Marquinhos

Ankaragücü-Beşiktaş

8 maçın aynı anda oynanacak olmasının çilesi ile geçtim televizyonun karşısına. Ankaragücü-Beşiktaş , Trabzon-Bursaspor ve Konya-Eskişehir maçları ilgi çekiyordu. Önceliği liderin maçına verdim ve öyle geçti neredeyse bütün gecem. Beşiktaş'ta Delgado'nun sakatlığı işlerin iyi gitmesine yardımcı oluyor. Tabi ki bir insanın sakatlığı için iyi şeyler söylememek lazım , ama Delgado'suz Mustafa Denizli daha iyi takım kuruyor. Maç o kadar ilginç başladı ki , Ankaragücü talihsiz bir gol yedi. Golden sonra yavaş yavaş oyuna denge geldi. Ankaragücü'nde 3 uzun ileri uç oyuncusu Mehmet Yılmaz, De Nigris ve İglesias Beşiktaş'ın müdafasını zorluyordu. Takım kaptanı Ceyhun ise oyuna ağırlığını koymak istiyor ama bence aşırı stresten dolayı istediklerinin büyük bir kısmını yapamıyordu. Kornerden bir gol buldu Ankaragücü. Rüştü ve defans oyuncuları kornerde ortaklaşa hatalar yapınca gol oldu. Burada hemen bir şey ilave etmek istiyorum, maçtan önce Beşiktaş'ta ilk 11'de Ekrem Dağ gözüküyordu, ama sanırım Ankaragücü'nün 3 kulesini gören Mustafa Denizli Zapo'yu tercih etti son dakikada. Bence maçın önemli noktalarından birisi bu tercih oldu. Neyse efendim maç 1 1 giderken Ernst önünde kalan topa çok düzgün bir vuruş yaptı ve golü getirdi Beşiktaş'a. Golden hemen sonra ise Tello'nun sert şutunda kaleciden dönen topu uygun pozisyonda gol yapamadı Holosko. Belki gol olsa maçı orada kopartacaktı Beşiktaş. İlk yarının sonuna kadar iki takım da etkili olmak istedi ama skoru değiştiremediler. Beşiktaş adına ilk yarıda Cisse ,Tello, Ernst ve İbrahim Üzülmez iyi oynadılar. Zapo bu maçta genel olarak pek sırıtmadı ama bazı noktalarda öyle kontrolsüz müdahalelerde bulundu ki bu takımın topçusu değil bence. İlk yarının en kayıp ismi ise Beşiktaş için Yusuf''tu . Belki de aradığı golleri bulduğu için Beşiktaş , Yusuf enerjisini idareli kullanıp, kaçak oynadı biraz ilk yarıda. Maçın ikinci yarısı ise bence Hikmet Karaman ve Mustafa Denizli arasında oynandı. İlk hamle Jaba'nın oyuna girmesi oldu. Garip bir adam Jaba. Beşiktaş müdafasına okadar zor anlar yaşattı ki, özellikle kısa boyuna rağmen duran toplarda vurduğu kafalar şaşırtıcıydı. Duran toplarda onu Holosko tutmaya çalışıyordu ama bunu maç boyu başaramadı. Bunun üzerine Mustafa Denizli sahada gezinen Yusuf'u çıkarıp yerine Ekrem'i soktu. Ankaragücü bastırmaya devam ediyordu. Metin Akan ve Simavi'yi oyuna alarak hem takımı diri tutmak istedi Hikmet Hoca hem de kurduğu baskıyı neticelendirmek istiyordu. Mustafa Denizli belki de riskli sayılabilcek bir müdalede bulundu ve bitime yaklaşık 15 dakika varken bir teknik oyuncuyu Tello'yu çıkarıp, Uğur İnceman'ı aldı. Eğer ki Ankaragücü bir gol bulsa Beşiktaş sahada kalan futbolcularıyla 3. golü zor bulurdu belki de. Ama öyle olmadı, ikinci yarıdaki ikinci ciddi atağında , ilki 50. dakikada falandı, 82. dakikada Bobo ile golü buldu ve maçı bitirdi Beşiktaş.


Ben de kanalı değiştirdim bu golden sonra ve kısa bir süre de olsa Trabzonspor-Bursaspor maçına baktım. Ligin diğer 7 maçıyla ilgili de söyleyeceklerim var, ama gece boyu en azından özetleri bir kez izleyip daha sağlıklı yorumlar yapmak istiyorum. Son olarak maçın hakemi Tolga Özkalfa için bir iki cümle kuracağım. Maçın sonucuna direkt olarak etki edecek bir karar vermedi, ama bazı çalmadığı düdükler basiretsizliğinin göstergesiydi. Artık hiç kimsenin hata yapmaması gereken haftalarda bence Tolga Bey'in de böyle maç yönetmeye hakkı yok.


Maradona

Matematik ve Futbol



Bu oyunun bu kadar sevilmesinde belki de en büyük etken tahmin edilemiyor olması, daha doğrusu sürpriz sonuçların sıklıkla alınabilme ihtimali. İş böyle olunca istatistikler belki de en çok futbolda yanıltıcı oluyor ama gene de biraz rakamlarla oynamanın kime ne zararı var. Ligde maç başına en çok puan toplayan hoca kim hiç merak ettiniz mi ?


Evet biliyorum bu sene ligimizde inanılmaz sonuçlar alınıyor, bir hafta önce fırtınalar estiren bir takım bir hafta sonra yerlerde sürünüyor. Galatasaray ve Fenerbahçe bu istikrarsızlıklarından dolayı bir türlü ivme yakalayamadılar. Ama liste gerçekten çok ilginç. Mesela Sivas ve Beşiktaş'ın yarışta kafa kafaya olmalarını , hocalarının da aynı puanda olmasınla ilişkilendirebiliriz. Ama mesela Bülent Korkmaz'ın Skibbe'den daha sert ve ağır eleştirilmesinde kaybedilen puanlardan ziyade, artık camiadaki sabırsızlığın etkisi var desek yanılmayız heralde. Ayrıca Skibbe ile aynı puanı yakalayan Aragonnes'in takımın başında olmasının tek nedeni başkan Aziz Yıldırım'ın da söylediği gibi kurumsal kimlikleri. Gelelim tablonun en çok üzerinde senaryo yazılabilecek ismi Ertuğrul Sağlam'a. Ben şahsen bu matematik işlerini yapmadan önce de hayrandım bir Galatasaray taraftarı olarak. Bir kere uzun yıllardır teknik adamlarda görmediğim bir efendilik var kendisinde. Diyiceksiniz ki efendilik işe yaramıyor, puan lazım, onlar da ortada işte. Unutmamak gerek ki Beşiktaş Ertuğrul Sağlam ile bu sezon ligde puan kaybı yaşamamıştı. Tabi ki Ertuğrul Sağlam Beşiktaş'ın başında kalsa bu başarıyı sürdürebilir demek zor, ama şu bir gerçek ki gelecek senelerde Türk futbolunun en önde yürüyen hocalarından biri olacak. (Mustafa Denizli geldi , yönetim gitti gibi saptamaları sezon sonu genişce konuşacağız) Umarım Bursa Ertuğrul'a sahip çıkar ve onlar da bir başka devrimi gerçekleştirirler.

Maradona


İKİ ŞAMPİYON DAHA

Barcelona taraftarının Taksim'i ve Bağdat Caddesi'ni aratmayan kutlamaları
Bu da İtalyan İşi Şampiyonluk Kutlaması. İnter Şampiyon.




16 Mayıs 2009 Cumartesi

Hacettepe-Sivasspor


Oynanan oyuna başlamadan önce 2 şey söylemek istiyorum. 1.si özellikle ilk yarıda zaman zaman top niye gözükmedi çok merak ediyorum. Genelde maçları güzel yayınlayan Lig Tv ilk yarıda neden böyle saçmaladı anlayamadım. Diğer bir konu da Hacettepe'ye. Doğal olarak her takım her maçı kazanmak için çıkar. Galatasaray'ı yenerlerken içim çok rahattı, bugünkü karşılaşmada da içim çok rahat olabilirdi, ama geçen hafta 2 yan top hatası yapan kaleci, ya da bu haftaya göre daha az mücadele eden Hacettepelilerin içleri rahat mı acaba geçen hafta kaybettikleri maç için. Neyse efendim gelelim futbola diyeceğim de ortada bahsedecek oyuncu topluluğu olarak teknik kapasitesi fazla oyuncu sayısı az bir takım, neden acaba kısa pasla kolay bir oyun düzeni seçmez de , inatla ya topu şişirir, ya da Mehmet Yıldız veya Tum ile ara topu denerler. Elinde Sezer, İbrahim ve Murat Erdoğan üçlüsü varken, sağ açıkta ligimize göre iyi bir kanat oyuncusu Musa varken, bu takım neden orta sahasını bu kadar az kullanır. Ayrıca Trabzonspor maçında okadar güzel oynayan bir takım ne oldu da 3 haftadır bu kadar saçma bir düzensizlik içinde oynar. Stres, tecrübesizlik ya da başka bahaneler bulabiliriz ama sanırım Bülent Uygun'un takımın başında olmasının sebebi de bunları çözmek. Maçın 25. saniyesinde Musa golü atsa belki bütün bu yazı manasız olacaktı, ama geciken gol ile birlikte stres arttı, oyun düzeninden kopuldu. İkinci yarıda oyundan Sezer çıkıp Kamanan girdi. Atletik Kamanan'ın hırsıyla Tolga'nın hatası birleşince ilk golu buldu Sivasspor. Ondan sonra ise Murat Erdoğan'ın yerine oyuna giren Onur'un güzel pası ile Herve Tum skoru 2-0'a getirdi. Tam artık maç bitti derken bence sahneye Fırat Aydınus çıktı. Bir pozisyonda iki kez tartışmalı karar verdi. Bence geri pas yoktu, ama geri pas olsa bile penaltı kesinlikle yoktu. Futbol dışı konularda çok fazla yorum yapmayı istemesem de böyle kritik haftalarda hakemlerin hatasız olması bir zorunluluk.

Sivas'ın önünde iki maç var birisi Gençlerbirliği diğeri ise Galatasaray. Son haftalarda (bu haftayı saymıyorum) biraz antipatik olmasına rağmen Sivasspor'un şampiyonlar ligine kalması, hatta anadoludan bir şampiyon çıkma ihtimali, Manchester United, Barcelona gibi takımların Sivas'a gitme ihtimali beni heycanlandırıyor.

Maradona

Tuncay Şanlı

Ekşisözlük'ü şöyle bir karıştırırken Tuncay Şanlı başlığına 10 entry girildiğini gördüm ve hemen tıkladım. İzleyemediğimiz Middlesbro Aston Villa maçında Tuncay röveşatadan bir gol atmış. Hemen ntvspor'dan golü izledim ve çok sevindim. Attığı golden daha da önemlisi bence pozisyona giriş şekli. Ceza sahasına girerken ellerini öyle istekle havaya kaldırıyor ki Tuncay gol atmak için, ona pas vermeyip şansını deneyen oyuncunun vurduğu top ,defansa çarpıp önüne düşüyor ona kariyerinin en iyi gollerinden birini attırmak için.
Tuncay'ın bu sene attığı 7inci gol bu. Geçen sezon da 8 gol atmış.Boro'nun internet sitesinde ona "Braveheart of the Boro" diyorlar. Sonra Southgate'in bir röportajını okuyorum ve Tuncay için şunları söylüyor. "Her kaçırdığı golden sonra elini havaya kaldırıp arkadaşlarından özür dileyen bir oyuncu." Bu cümleden önce de Tuncay'ın herşeyden önce çok iyi bir insan olduğunu söylüyor genç teknik adam. Yani bizi en iyi şekilde temsil ediyor diyebiliriz Tuncay.

Daha bir iki gün önce Tuncay taraftarın oylamasında yılın en iyi oyucusu seçildi.Bu ödülü daha önce Paul Ince , Downing ,Yakubu ve Alen Boksic gibi önemli isimler almış.

Bu sene Middlesbrough büyük ihtimalle küme düşüyor bu akşamki Villa beraberliğinden sonra. Peki Tuncay ne yapacak?Daha büyük bir Premier Lig ekibine katılabilecek mi? Boro onu bırakacak mı? Yoksa Türkiye'ye mi dönecek?

Bu ihtimallere baktığımızda gönlümde Tuncay'ın Tottenham , City veya Everton gibi Boro'dan bir gömlek üstün bir yere gitmesinden yana. Peki taraftarın gönlünde taht kurmuş Tuncay Boro'dan ayrılırsa Türkiye'deki gibi bir durum söz konusu olur mu acaba? Şu an Fenerbahçe'de geri dönmesi en çok istenen oyuncu Tuncay ve hatta gittiği için onu suçlayan da çok taraftar var. Aynı durum İngiltere'de de yaşanır mı göreceğiz.

Bir de Boro'da kalma ihtimali var tabi. Çok fantastik düşünüyorum ama bu takımla tekrar premier lige yükselme şansı da var. Hatta o takımın lige geri dönmesinde çok önemli katkılar yapıp Boro'da efsane olabilme şansı da var. Bence Tuncay Boro'dan da zor ayrılacak gibi. Tuncay büyük ihtimalle Boro'nun Gerard'ı olmak ya da Everton'ın Fellaini'si olmak arasında bir tercih yapacak bu sezon sonunda. Gönül ister ki Liverpool'un Gerard'ı ya da Chelsea'nin Lampard'ı olsun ama zaten şu zamana kadar yaptıklarıyla Türkiye'nin gururu olmayı başardı milli futbolcu.Biz de onu izlemeye devam edeceğiz.
Marquinhos

Adriano'nun İtalya'da Bulamadığı Huzur


Adriano'nun önce futbolu ve sonra da İtalya'yı bırakma sebebi anlaşıldı.

Manchester Şampiyon


Rooney kolbastıya başlarken...




Ferguson Berbatov'u kutlarken...



Ferguson Ronaldo ,Scholes ve Giggs'i kutlarken...(Görünmeyen futbolcu sanırım Fletcher)



Bu kadar sakin bir şampiyonluk kutlamasına ender rastlanır!