27 Nisan 2009 Pazartesi

Munchen, Klinsmann'ın Görevine Son Verdi!

Ya Fenerbahçe ve Galatasaray yönetimi işi bilmiyor ya da Bayern Munchen'inkiler. 90ların unutulmaz yıldızı Klinsmann, Bayern'in başındaydı Temmuz 2008'den beri.Klinsmann'ı ilk olarak Almanya Bolivya maçı ile tanımıştım. 94 dünya kupası vardı o yaz.Milliyet gazetesinin verdiği kupa kitapçığından maçları teker teker takip edip tatilimi adeta kupaya endekslemiştim.Maradona'yı bile izledim o kupada.İşte Klinsmann o dönemde futbol adına aklımda kalan bir imgedir ve çok da severim kendisini.Ayrıca resimlerini biriktirdiğimiz euro 96'da da onu izlemek büyük bir zevkti.


İnişli çıkışlı bir dönem yaşattı Klinsman takıma kabul.Ama şu an bakıyorum Bayern ligin bitimine daha 5 hafta varken liderin sadece 3 puan gerisinde ve daha önce edindiğim gözlemlere göre bu takım her sezon böyle inişli çıkışlı gider.Hatta ne zaman iddaada bir Bayern maçına oynasam o hafta beni yatırır.Ne zaman televizyonda Almanya maç özetlerini izlesem Bayern puan kaybeder.Ama ligin sonu gelir ve ben bir bakarım ki Bayern çaktırmadan şampiyon olmuş.


Şimdi de bakıyorum ki daha 5 maç var ve 3 puan gerideler sadece. E ligimize bir bakıyorum. Daha geçen haftaya kadar iki büyük takım başkanları şampiyonluk matematiksel olarak daha elimizden gitmedi ve hocalarımızın arkasındayız diyorlardı .Hem de neredeyse ikisi de tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşarken yapıyorlar bunları.Yani az da olsa istikrar peşindeler.Tabi Galatasaray zaten bir değişiklik yapmışken ortamı germek istemiyor olabilir.Ama Fener örneği biraz daha garip değil mi özellikle Almanya'dan gelen haberle karşılaştırıldığında?


Şimdi Bayern'i bir yönden haksız buluyorum.Daha ligin bitmesine 5 hafta var.Bu takım şampiyon olabilir.Ama çok takip edemediğimden takımın oyunundan memnun olmayan bir yönetim olabilir ve şampiyonluğu ölçü yapmadan hocanın görevine son vermiş olabilirler.Eğer böyleyse de haklılar.Ayrıca bu dönemde bir teknik adam alarak bir dahaki sezona kadar aradaki uyuşma dönemini de geçmiş olurlar.Ayrıca belki son 5 haftada yeni hoca ve havası sayesinde bir ivme gelebilir.


Şimdi buradaki örneğe bakalım.Elde bir Aragones var.Takım ne potada Bayern gibi ,ne de iyi oynayabiliyor.Yani takım tamamen umutsuz.Ayrıca ligimiz Almanya ligi kadar da zor bir lig değil.Şimdi Fener yönetimi olaya hangi noktadan bakıyor olabilir?İstikrar herşeydir diyor ve Aragones'in bir sene daha arkasındayız mı diyor? Yoksa onlar da seneyi düşünüp bir kaç gün içinde Dede'nin görevine son verirler mi? Benim iki örneğe baktığımda ise anladığım şu.Bir taraf tazminat gibi dertleri büyütmeden takımın menfaati için görev değişikliğine zamanında gidiyor.Ama menejer ve tazminat gibi dertleri çok büyük olan Fener'de işler hep ertelenmek zorunda kalıyor.Olan da bize oluyor.Yine temmuza kadar teknik adam bulunmuyor.Teknik adam gelmeden transfer bombaları patlıyor.Sonra o bombalar da içimizde patlıyor.


İşte bu olaydan çıkardığım farklar bunlar.Bayern, takımın değerini belki de eski oyuncusundan bile yüksek tutuyor. Biz ise yumurtaların kapılara dayanmasını beklemekle yetiniyoruz.Bayern 3 puan farkla adam kovuyor bizse belki kupa alırız diye Dede besliyoruz.
Marquinhos

Transfer Anketi

Transfer anketimiz de sona erdi.Anketimizin kazananı tabi ki Guiza oldu. Daniel Guiza'nın başarısız sezonu ile ilgili ayrıntıları "Guiza ile Tatlı Dakikalar " yazısında bulabilirsiniz.

Oyların dağılımına baktığımda haliyle az oy görüyorum. E yeni bir bloguz biz de ne yapalım. Ama yine de Guiza'nın 11 oyu topladığını görüyorum.Bizim de en kötü adayımız oydu. Hatta bu anketi koyma sebebimiz Guiza'nın ülkemize yapığı şaka oldu.


Agahowa ,Seric, Burak Yılmaz ve Fernando Meira'nın birer oy alması da bence yine Guiza'nın ülkedeki şöhretinden ve bonservisinden oldu. Meria en azından para kazandırdı.Seric de oyle sanırım. Diğerleri için de konuşmak biraz erken sayılabilir.


Bir diğer çok oy alan ise Josico oldu. O da ikinciliği hak ediyor bizce.Yaser ve Tuna'ya da konuşmanın erken olduğunu düşünerek oy verilmediğini düşünüyoruz. Okan'ın da ,onunla ilgili konuşmanın artık çok geç olduğu için oy almadığını zannediyoruz. De Sanctis için ise biraz şaşırdık. Bu kadar eleştiri alan bir kaleci en azından bir oyu hakediyor.


Neyse buna göre ilk 3 şöyle oluştu:


1 Guiza

2 Josico

3 Meria - Burak - Seric - Agahowa

Guiza belki gol kralı olamadı ama bizim anketimizin kralı olmayı başardı. Kendisine futbol yaşantısında iyi şanslar diliyoruz.
Korner Olması Lazım

5 Hakem ve Arda Sorunu

5 HAKEM

Brezilya'da 5 hakem uygulamasını denediler.Maracana Stadı'nda oynanan Botafogo Flamengo maçında kale arkalarına da birer hakem kondu.Top çizgiyi geçti mi geçmedi meselesi bir yana bence bu sistem sayesinde ceza sahasında yapılan fauller de kontrol altına alınır.Hakeme arkası dönük futbolcu hakeme çaktırmadan rakibini itemez ya da korner sırasında kündeye getiremez artık umarım.Bence bu iş en çok Türkiye'ye lazım.O kadar çok ceza sahası dışı faulu ceza sahası içinde verilmiyor ki o kadar olur.Ceza sahasında faul vermek için oyuncunun rakibine çifte dalma ya da Hulk Hogan tarzı girişme hareketlerinden birini arıyor hakemlerimiz.Bu kale arkası hakemler çok iyi olacak.Yalnız şöyle bir şey var ki bu maçta yasa dışı şekilde denenmiş bu.Yani daha bu uygulama, kural olarak yayınlanmadan yapılmış.O yüzden iki takımdan birinin maça itiraz etme hakkı varmış ama sanırım böyle bir yola başvurmazlar.Neyse hayırlı uğurlu olsun.


Nacizane fikrim bir de masa hakemi olması yönünde.O hakem maçı televizyondan takip edip, tartışmalı pozisyonlarda saha içini uyarabilir mesela.Özellikle ofsaytlarda.




Arda Sorunu

Yazmayayım yazmayayım dedim ama son olanlardan sonra yazasım geldi.Şu Galatasaray yönetimi ne yapmaya çalışıyor? Kuralları mı bilmiyor? Hadi bilmiyor diyelim acaba uyarılmıyorlar mı? Arda yayınlanan görüntülerde Haldun Üstünel de yanındayken kendisine izin verilmeyen soyunma odasına girmeye çalışıyor.Hadi Haldun Üstünel bunu bilmiyor diyelim. Görevliler de yukarıdan aldığı emir gereği sokmuyorlar.Peki Arda yanında bir yönetici dururken nasıl kapıyı zorla açmaya kalkıp içeri girmeye kalkıyor bunu anlayamıyorum.Zaten içeri girseniz Haldun Üstünel seni içeri sokacak.Belli ki giremiyorsunuz. Neyin inadı?Tamam saçma bir kural olabilir ama bu ülkede çimlerin üstünde top oynamanın da yasak olduğu parklar var.Yani insanın en çok futbol oynaması gereken yerlerde.Bu da onun kadar saçma ama biz gidip de görevli ile bu konuyu tartışamıyoruz.Oynamıyoruz yani. Bu olayı bu kadar zorlamak gerçekten çok gereksiz ve Arda'nın herkes tarafından sevilen imajını da zedeliyor.

Onun üstüne bir rezalet de federasyondan geldi.Maça şeref tribününden alınamayacak cezalı topçuları hem de seyirciye kapalı maçta içeri aldılar.Yine bir boşluk var ortada.Halbuki kural sadece biletli seyirci gibi izleyebilirler diyor.Yani bir gün önceki Fener Ankaragücü maçında Lugano ve Gökhan Gönül'ün yaptığı gibi. Üstüne maça seyirci yasağı da var. Yani Galatasaray yönetimi ve Arda lütfen bu kadar zorlamasın bazı şeyleri.Bu hem Galatasaray'lı arkadaşlarımızı üzüyor hem de biz karşı taraftan Arda'ya sempati duyanları.

Marquinhos


26 Nisan 2009 Pazar

Anket

Dün blogumuzda yaptiğimiz şampiyonluk anketi sonuçlandı. Küçük bir planlama hatası yaparak anketi erken bitirdik,eh iki teknoloji özürlüyüz ne yapalim? Anket'in sonucunda Sivasspor 7 Beşiktaş 10 Galatasaray ise 8 puan aldı. Ben Maradona olarak bir Galatasaraylı olarak oyumu Beşiktaş'a vermiştim. Sanırım Marquinhos da Sivas'a verdi oyunu. Şimdi ligin bu halini görünce Marquinhos daha haklı gibi duruyor. Sivas'ın önünde kalan maçlarında puan kaybetme ihtimali çok zor. Hele bugünkü Galatasaray'ı görünce buna inancım daha da arttı. Hala kendi göbeğini kendi kesebilcek durumda Sivas. En kuvetli rakibi ise Beşiktaş. Biz gene isimlerine saygıdan Galatasaray'ı, Fenerbahçe'yi ve Trabzonspor'u koyduk listeye ama yarış iki takım arasında geçecek gibi gözüküyor. Bakalım hayırlısı ,kim hak ederse o kazansın. Ayrıca bir diğer anketimiz Bursaspor ile ilgili olcak. Bakalım Bursa bu yükselişiyle Uefa'ya kalabilecek mi? Biz iki kafadar bu konuyu yerinde incelemek için bir aksilik olmaz ise Bursa Denizli maçını izlemek için Bursa'ya gidiyoruz. Maçı yerinde izleyip, ayrıca Bursa'nın güzelliklerini yaşıyacaz. Ayrıca yazımızda maç dışında Bursa'nın iskenderinin büyüsüne kapılıp ondan da bahsedersek Ekşisözlük'te "futbol ile ilgili bloglar" başlığında "bir de çakma gurmelik yapar bunlar" diyen arkadaşımızdan şimdiden özür dileriz :) Bekle bizi Bursa sana geliyoruz :)



Maradona

GALATASARAY-ANKARASPOR




Galatasaray: De Sanctis, Serkan, Semih, Mehmet Topal, Hakan, Barış, Ayhan, Lincoln, Kewell, Nonda, Baros
Ankaraspor: Senecky, Ömer, Erhan, Ediz, Baki, Hürriyet, Adem, Mehmet Çakır, Murat Tosun, Anıl, Meye

Gene içimdeki sevgiyle geçiyorum ekran başına maçın başlamasına 10 15 dakika kala. Taraftarın da olmadığı bir maçı izleyecek olmanın verdiği isteksizlik ise apayrı bir dert. Maça tam başlamadan Melih Gümüşbıçak Bülent Tulun'a “son olarak seyircilere maçı izlerken neye dikkat etmelerini tavsiye edersiniz” diye bir soru sordu,bana sorsa eğer bu soruyu cevabım “Uyumamaya” olurdu ama Mehmet Çakır'ı Ludovic Guily'e benzeterek biraz uykumu açtı. Ayrıca ilk 11de Semih dışında stoper olmayışı Galatasaray kulübündeki doktorların kifayetsizliğinin göstergesi. Geçen hafta sınavlara çok çalıştığım için yazamadım ama şimdi söylemenin zamanı sanırım. Emre Güngör'ü hazır olmadan sahaya çıkartan ve bundan önce sayısız başarısız tedaviye imza atan bu ekip kimdir nedir görevlerine son verilecek mi birisi çıkıp bir açıklama yapsın ne olur.

İlk yarı
Maça Ankaraspor hızlı başladı,Ömer Aysan ve Mehmet Çakır'ın şutlarıyla ilk 6 dakikada iki tehlike yaşadı Galatasaray kalesinde. Maçın 9. dakikasında Anıl defansın arkasına pas attı Mehmet Çakır'ın hareketlendiği topa De Sanctis çıktı ve uzaklaştırdı. Maçın 13 dakikasına kadar Semih hala acemi gözüküyor. Ama tabi ki bu konuda en son kızılacak kişi Semih. Bu işin böyle olcağı ve Semih'in ilk 11e girmesi gerekeceği 4 5 haftadır belliydi ama Galatasaray teknik heyeti soruna kalıcı çözüm bulmak yerine anlık çarelere baş vurdular. İlk atağımsı pozisyonu 15. dakikada Kewell'ın ara pasıyla yakaladı. Ondan bir dakika sonra ise Barış belki bir orta yapabilse Galatasaray oynamadan ilk golunu bulcaktı ama pozisyon korner oldu. 17. dakikada ise Lincoln okadar kötü bir şut çektiki Schalke günleri olmasa onun iyi bir oyuncu olduğuna inanmak mümkün değil. 20. dakikada Nonda'nın düştüğü ofsayt pozisyonundaki atak ilerleyen dakikalar için biraz da olsa umut vaad ediyor. 23 dakikada kullanılan bir korner sonrasında Barış(Marquinhos'un en sevdiği GS'li oyuncu :) ) ile golü buluyor Galatasaray. Golde Ankaraspor'un adam paylaşamaması çok etkli. Golden hemen sonra gene bir Galatasaray atağı kornerle sonuçlanıyor. Galatasaray yavaş yavaş oyunda ağırlığını hissetriyor ama Ankaraspor da hızlı çıkıyor atağa. 28. dakikada Baki Mercimek ceza sahasında topa gelişine volemsi bir vuruş yaparak içindeki gizli kalmış yeteneği ortaya çıkartıyor ve beni ekran başında şok ediyor. Orta alanda ara ara çok pas hatası yapan Galatasaray defansını zora sokuyor. Maçın 30. dakikasına geldiğimizde Serkan Kurtuluş kendisinin Galatasaray'ın Cale'si olduğunu gösteriyor hepimize. Ama gene de orada oynayacak bir Sabri yerine daha iyi, en azından savunma anlamında. Ankaraspor golün etkisinden kurtulup yavaş yavaş ortak oluyor maça. 35. dakikada inanılması güç bir şekilde Lincoln hucum presle top kapıp,pasını Baros'a verdi,Baros Kewell verkaçında şut açısını kaybeden Baros topu Nonda'ya bıraktı ama Nonda nedense topu kontrol etmekte zorlanıp, kötü bir şut çekti. Galatasaray oyunu kendi sahasında çekilip oynamaya çalıştığı dakikalarda defansta zor anlar yaşıyor. Ayrıca 2 forvet ve Lincoln ile Kewell sahada olunca orta alanın tüm yükü Ayhan ve Barış'a kalıyor. Böyle olunca Ankaraspor oyun kurabiliyor ve atağa rahatlıkla çıkıyor. Bence bu 4 oyuncudan birisi özellikle Lincoln yada Nonda çıkıp oyuna Volkan alınmali. Böylece Mehmet Topal esas mevkisine dönüp takımın orta alanını kuvetlendirir. Maçın ilk yarısı iki takımın olgunlaşamayan ataklarıyla bitiyor. Ara ara soğuk espriler yapan Melih Gümüşbıçak ise neşemiz oluyor.

İkinci yarı
Maça iki takım da bir değişiklik yapmadan devam ediyor. İkinci yarının başında Galatasaray gene oyunu kendi sahasında kabulleniyor. Yani müdafası iyi olsa bu takımın şu halinin anlayacağım biraz ama Ankaraspor biraz sakin olunca üzerimize kolaylıkla geliyor. Bu baskı arasında ani atakla 52. dakikada rakip kaleye gidiyoruz, ama Serkan Kurtuluş yaptığı deparı kötü bir vuruşla sonuçlandırınca golü bulamıyoruz. Nonda bugün çok çalışkan ama Maalesef istediklerini yapamıyor. İyi oynama görüntüsü içinde takımın kötülerinden birisi. Galatasaray dakikalar 55 olurken oyunu gene dengeye getiriyor ama ortasahadaki pas hataları bu yarıda da devam edince takım zorlanıyor. Ankaraspor ise bal yapmayan arı kıvamında oynuyor. Kötü demek zor iyi demek ondan da zor. Ankaraspor'da 59. dakikada Murat yerini Umut'a bırakıyor. 60. dakikada Ankaraspor defansının bir anlık hatasında Baros gole yaklaştı ama kaleci erken çıkıp golu kesti. Galatasaray galibiyeti korumak için oynayıp uzun toplar ya da kontra ataklarla ileri çıkmaya çalışıyor,ama bu ortasaha ile bu çok zor. Ayhan ve Barış müdafaya yardım etmektan takımı ileri taşıyamıyor. Kendisinden bunu yapması beklenen Lincoln ise gene kopuk kopuk oynuyor. Böyle giderse Lincoln'u satacak kulüp bulamayacağız.Acil değişiklik lazım Galatasaray'a ama umarım değişikliler yapıldığında geç kalınmış olmaz. Ankaraspor bir değişiklik daha yaparak oyuna Anıl'ı çıkartıp Neca'yı alıyor. Aykut hoca Galatasaray'ın zaaflarından cesaret alarak bir atak oyuncusu daha alıyor oyuna. 70. dakikada Galatasaray'ın efsane oyuncusu Hasan Şaş giriyor. Kendisini en son Hamburg maçında izlemiştik ve son 10 dakikadaki kötü oyunuyla kendisini yuhalatmıştı. Bakalım bu maç ne yapacak. Ama beni asıl düşündüren neden Baros. Tamam cok iyi değil bugün ama Nonda ve Lincoln de en az onun kadar kötü iken bu sene gol atan oyuncu yerine ben olsam Nonda'yı çıkartırım. 71 de Baki Mercik yerini Ramazan'a bırakıyor. Nonda bana cevap verircesine 76 dakikada rakiplerini geçiyor ve kaleye bir şut çekiyor. Her ne kadar şut etkisiz de olsa bu maç için fena pozisyon değil. 80de Hasan Şaş önünde bulduğu topla ilerleyip yanlış pas tercihi ile Nonda'yı topla buluşturup bir ataği daha harcıyoruz. 82. dakikada korner sonrası topu önünde bulan Nonda dönüp vuruyor ama kalecinin üzerine. Ve şutu çekerken sakat olan dizi boşalıp sakatlığa sebep oluyor. 84. dakikada Nonda'nın yerine Ümit giriyor oyuna. Kaleci Senecky'nin hatasında topla buluşan Lincoln topuğunla pası Hasan'a veriyor ama Hasan Şaş yıllardır oynamamış gibi kötü bir şut çekiyor. 89. dakikada ceza sahasına gelen şişirme bir topu kalecisini duyamayarak kornere bıraktı ve kornerden Meye golü buldu. Golde belki topu uygun pozisyonda topu kornere bırakan Mehmet Topal'ın hatası var gibi durabilir,ama Meye'yi takip edemeyen Hakan Balta da onun kadar suçlu.Golün santrasından atağa kalkan Galatasaray Kewell'ın sert şutunda gole yaklaştı ama kaleci topu çeldi. 89. dakikadan sonra Galatasaray silkindi. Bütün ikinci yarı takımı geriye çeken Bülent Korkmaz süper bir halme ile oyuna Yaser'i alıyor. Maç biterken neden hala değişiklikle vakit kaybediyoruz anlamıyorum. Mehmet Çakır 91. dakikada golü atsa Ankaraspor 3 puanı alcak. Maç bitiyor iki takım birer puanı paylaşıyor.
Ankaraspor genel olarak maçta iyi oynadı ama bu oyunla fazla pozisyon bulamadı. Ama kornerden gelen gol ve Mehmet Çakır'ın kaçırdığı golle maçı kazanmaya çok yaklaştı. Kazansa belki adil olmayacaktı ama gene de kötü oynamadı. Onların da bu garip oyununda bence amaçsızlıkların da büyük etkisi var.

Galatasaray
Maçta söylencek çok şey var. Canımız herşeyimiz eski kaptanımız Bülent bu maçta sanırım Galatasaray'a hoca olamayacağını ispatladı. Buna gerçekten hem Bülent'i hemde Galatasaray'ı çok seven birisi olarak üzülüyorum. İlk yarı 1 0 ile takım öne geçiyor,sonrasında ikinci yarıda bu skoru korumaya çalışıyor. Sen Galatasaray isen ve hala matematiksel olarak şampiyonluk(ki zaten zordu) onu da geçtim bir şampiyonlar ligi amacın var ise , sen bu takımı Kayseri Erciyes gibi oynatmayacaksın Hocam. Seni çok eleştirmeye dilim elim varmıyor, çünkü en basitinden Uefa finalindeki kırık omuzun geliyor aklıma,ama söylemem lazım. Mehmet Topal'ın stoperde başarısız olduğu daha Almanya Türkiye maçında görüldü. Doğru ya da yanlış bu takımda Hakan Balta,Topal'dan daha çok stoper oynadı. O zaman göbeği yap Semih Hakan, sola Volkan. Mehmet Topal'ı çıkar ortasahaya koy,kes ordan Nonda Ya da Lincoln'ü bari takım çok mücadele etsin. Geçen sene kupa maçında Kadıköy'de buna benzer bir takım olan Galatasaray Lincolnsüz ve çok mücadele eden bir takımla 0-0 berabera kalmış ve iyi bir oyun sergilemişti. Hocam bu Lincoln bir şekilde küstü ya da küstürüldü. Ama bir faydası olmayacağı belli yapma bu hatayı. Sonra sen takımı geri çektin, bari elindeki tek kontra atağa uygun forvet olan Baros'u çıkarma. Hiç birşey yapmadıysa bir Nonda bir de Serkan'a güzel paslar attı. Bütün bunları ardı ardına yaptın bari Haşan Şaş ile Ümit Karan'ı alma oyuna. İkisinin de kondisyonsu yok. Bunu en çok sen görüyorsun. İlla Hasan tipi oyuncu istiyorsan bak orda Aydın var. Bu maçın en büyük şansı sanırım taraftarsız oynanması oldu. Yoksa bu sonuçun üzerine Hasan Şaş başta olmak üzere bazı oyunculara büyük tepkiler gelecekti. Ama öte yandan seyirci desteği ile belki golü yemezdik o ayrı diyenler de olabilir. Ayrıca son haftalarda takımını yalnız bırakan Arda'yı çok sevmeme rağmen, ona da kızıyorum. Umarım bu takım için önemini tribünden izlediği maçlarda daha iyi anlar. Şu anda maçı yazarken ben umarım o soyunma odasına doğru gitmiyordur. Ayrıca Lincoln konusunda sana belki çok yüklendim hocam,belki de sana yukarıdan birileri oynat diyordur. Ama yapma sen Bülent Korkmaz'sın,eğer yukarının baskısı varsa ve sen buna karşı çıkarsan senin arkanda unutma ki Galatasaray tribünleri var. Bu maçtan sonra şampiyonluk masal,şampiyonlar ligi ise hayal oldu. Allahtan gene biraz kolay bir fikstür var 3 maçlıkta Uefa'yı kaptırmayız sanırım Bursa'ya. Ama kaptırırsak da bu kadar güzel oynayan Bursa'nın hakkıdır. Çok sıkıldım ben bu yönetimin hatalarından. Sezon bir an önce bitse yönetim biraz daha doğru işler yapsa ve yeni sezonda güzel şeyler yaşasak seneye. Ha şimdi takım çıkar kalan 5 maçı alır, bir mucize yaşatır bize (şampiyonlar ligi falan) ozaman da gene seviniriz ama hataları gene söyleriz. Bu maçtan sonra zirvede yalnız iki takım kaldı. Trabzonspor ve Galatasaray'ın haftaya alıp alamayacağı puanlar yavaş yavaş bir şeyleri belli eder. Hepimize iyi seyirler

Maradona

ESKİŞEHİRSPOR-BEŞİKTAŞ

Eskişehirspor: Sinan, Vucko, Nadarevic, Bülent Ertuğrul, Sezgin, Emre Toraman, Doğa, Bülent Kocabey, Engin, Youla, Anderson


Beşiktaş: Rüştü, İbrahim Toraman, Gökhan, Sivok, Ekrem,Ernst, Cisse,Delgado, Tello, Serdar Özkan, Holosko


Beşiktaş'ta İbrahim Üzülmez, Edouard Cisse, Rodrigo Tello, Tomas Zapotocny ve Yusuf Şimşek Fenerbahçe derbisi öncesinde sarı kart cezası sınırında. Sanırım özellikle Yusuf ve İbrahim'in ilk 11de olmamasının sebebi bu durum olabilir.Yani belki Cisse ve Tello'nun da birer alternatifi olsa onları da yanına çekebilirdi Mustafa Denizli.Geldiğinden beri takım içindeki forma dağılımını ve 15 16 oyuncuyu hazır tutmasını taktir etmek gerekir. Ama artık şampiyonluk yarışında bu kadar kadro ile oynamak doğru mu tam karar veremiyorum. Gene de Mustafa Denizli'nin bildiği bir şey olduğuna inanıp maça başlıyoruz.Ayrıca ilk 11 lere baktığımızda Bobo Holosko tercihide tartışılabilir durumdaydı.

İlk yarı


Eskişehirspor sezon başından beri kendi evinde büyük takımlara karşı maç kaybetmemişti. Bunun verdiği ve puan alarak önümüzdeki haftalara biraz rahat girmenin isteği ile maça açık başladı Eskişehirspor. Buna ayak uyduran bir Beşiktaş olunca sahada ilk 10 dakikada 2. Beşiktaş'ın toplam 3 gol pozisyonu oldu. (Tello,Toraman ve Youla). Holokso, Bobo ve özellikle de Nobre gibi hedef santrafor olmadığı için saha içinde çok geziniyor,zaman zaman Tello ile yer değiştiriyorlar. Belki aldıkları taktik bu yönde ama böyle olunca da Beşiktaş'ın rakip yarı alanda sistematik baskı kurması zorlaşıyor. Eskişehirspor orta alanda iyi mücadele ediyor ve sezon başından beri oynadığı kontra atak futbolunu başarı ile uyguluyor.Maçın 32. dakikasında Ernst'in şutunda Serdar Özkan kalecinin yükünü hafifletmek istercesine araya girerek topu auta gönderiyor. Maçın 37. dakikasında gelişen atakta Delgado o kadar kötü bir şut çekti ki (özellikle Marquinhos'un pes oynarken sevdiği paslardan biridir) ikinci yarıda yerini Yusuf'a bırakmaya aday gözüküyor. İlk yarıda son 5 dakikada Eskişehirspor 2 tane hızlı atak şansı yakaladı ama bunları kullanamadı. Ayrıca Delgado Tello ile yaptığı verkaç ile güzel bir şut çıkarttı.
İlk yarıya genel olarak bakarsak Beşiktaş'ın daha fazla şut çektiğini,maçın Eskişehirspor sahasında daha fazla oynandığını söyleyebiliriz ama Beşiktaş net gol fırsatı bulmakta çok zorlandı. Genelde uzaktan şutlarla etkili olmaya çalıştılar. Bunda Bobo'nun yedek kulübesinde olmasının etkisi çok büyük. Eskişehirspor ise alışılmış futbolunu ortaya koydu. Geride elinden geldiğince mücadele edip hızlı çıkışlarla gol aradı. İkinci yarıya başlarken özellikle Beşiktaş'ın oyuna Bobo'yu almasını bekliyorum. Serdar Özkan Tello ve Delgado çok etkisizlerdi. Maçın Beşiktaş adına en iyisi ilk yarıda bence Ernst'ti. Eskişehirspor'un kalecisi Sinan ligdeki ilk 90 dakikalık maçında önce acemice başladı.(kornerlerdeki çıkamayışı ve bir pozisyonda arkadaşıyla anlaşamadı) Ama daha sonra uzaktan gelen şutlara yaptığı etkili kurtarışlarla kendine güveni geldi. Ayrıca Youla Engin tartışması da akıllarda kalan bir diğer olay.
İkinci yarı


Beşiktaş'ta İbrahim Üzülmez ve Bobo oyuna girerken Serdar Özkan ve Sivok oyundan çıktı. Eskişehirspor'da ise Engin'in yerine Serdar oyuna girdi. Bunda Engin'in Youla ile tartışmasın etkisi büyük. Bu değişikliklerle iki takımda maça çok hızlı başladı. Bülent maçın 47. dakikasında içeriye topu daha iyi kesebilse Eskişehirspor ikinci yarıya golle başlayabilirdi. Aynı şekilde Delgado topu 57. dakikada sağdan bindiren arkadaşına bıraksa Beşiktaş'ın golu bulması işten bile değildi. Delgado bu tercihi ile bence yedek klubesine bir adım daha yaklaştı. Dakikalar 62'yi gösterirken geride kalan 17 dakikada Eskişehir ilk yarıya göre daha etkili hücumlar gerçekleştiriyor. 67. dakikada Beşiktaş aradığı golü Tello'nun ara pasında topla buluşan Bobo'nun ayağından buluyor. Pozisyonda sağ bekteki Eskişehirsporlu oyuncu ofsaytı bozarak goldeki en büyük payın sahibi oluyor. 72. dakikada Eskişehirspor'un kullandığı korner sonucu hızla atağa çıktı. Tello'nun bıraktığı topta Ersnt topla ilerleyip topu Bobo ile buluşturdu ama Bobo etkisiz bir şut çekti. Golden sonra Eskişehirspor dağılmadan oyununu oynamaya devam ediyor. Ama zaman zaman özellikle orta alanda boşluklar bırakarak Beşiktaş'ın daha hızlı oynamasına katkıda bulunuyor. Buna rağmen Beşiktaş ise yaptığı atakları çılızdan etkili seviseyine bir türlü çıkartamıyor. Ben şahsen Delgado Yusuf değişikliğini beklerken Mustafa Denizli Tello'yu oyundan alarak Yusuf'u oyuna sokuyor 79. dakikasında maçın.(Gerçi Tello da kötüydü ama Delgado çok daha kötüydü) Maçın 85. dakikasında Yusuf öyle çalımlar sonunda o kadar güzel bir asist yaptı ki Holosko değil ben olsam orda o top gol olurdu. Belki belki Guiza kaçırırdı.İkinci golden sonra iki takımda oyundan düştü ve maç Beşiktaş'ın 2 0 üstünlüğü ile bitti.


Maça Genel Bakış


Maçın genelinde Eskişehir için kötü oynadı demek mümkün değil. Her hafta oynadıkları futbolu bu hafta da sahaya koydular.Ama rakip Beşiktaş'tı ve futbolcular arasındaki bireysel farklılıklar ön planda oldu. Beşiktaş için ise rahatlıkla kötü oynadı diyebiliriz. Şampiyonluk yolunda puan kaybetmemeleri gerekiyordu ama geçen haftaki Bursa ve ondan önceki maçlarına göre kötüydüler. Bunda sahaya çıkan ilk yarıdaki 11in de etkisi vardı. Eskişehirspor iyi bir takım olmasına rağmen özellikle orta sahalarında topu ileriye iyi çıkartabilen bir oyuncuları yok maalesef. Beşiktaş'ta ise oyuna damgasını bence 11 12 dakika oynamasına rağmen Yusuf vurdu. Attırdığı gol maçı rahatlattı Beşiktaş açısından ayrıca biz izleyenlere de büyük keyif verdi. Yusuf bu süper işleri yapmasaydı bence Beşiktaş'ta en iyi oynayan gene Ernst olurdu. Ayrıca Cisse gitgide bir Maldonado oluyor. Bence seneye Cisse yerine daha bir Ersnt'e benzeyen bir oyuncu lazım.Tello ise gol pası dışında pek yoktu oyunda. Delgado çok çalışkandı ama son pas tercihlerini yanlış yaptı ve gene 10 dakikalık bir Yusuf kadar bile faydalı olamadı takımına. Beşiktaş'ın bir gömlek büyük takım olabilmesi için Delgado'nun bir gömlek üstünü alması gerek.Beşiktaş Sivas'ı takibini sürdürdü ama bu takipte öne geçmek istiyorsa daha iyi futbol oynaması lazim. Ne kadar formsuz da olsalar Fenerbahçe ve Galatasaray ile oynayacak bu takım. Ve şampiyonluk için bu iki takımı da geçmeleri lazım. Ayrıca Mustafa Denizli maça acaba Bobo ve Yusuf'la başlasa daha iyi olmaz mıydı? Bakınca olurdu gibi gözüküyor ama bu iki futbolcunun haftaiçi sakatlık sorunları olduğu söyleniyordu. Heralde kararlar bununla alakalıydı. Eskişehirspor için ise umarım düşme hattına bundan daha çok yaklaşmazlar, çünkü böyle bir takımın ligde olmayışı büyük kayıp olacak. Böyle bir taraftar ve böyle bir şehir 1. ligi hak ediyor. Seneye 3 4 transferle biraz daha iyi bir takım olup, bu heycanın içinde olurlar inşallah. Ayrıca taraftar bence her hafta ders veriyor, ama biz bu güzel dersi sadece canlı maçlarda görebiliyoruz. Kimse sanmasın ki o stat sadece büyük takımların maçında doluyor ve şovlara sahne oluyor.


Not: Yazının genel bakış haricindeki tüm kısmını canli canli yazdım maçı izlerken. Tabi ki biz de çok isteriz “Lig Tv” görüntüleri göndersin biz de görüntüler ile ilgili yorumlarımızı daha güzel yapalim :) . Bari en azından bizde biraz maçı canlı yorumlayalım dedik ve böyle Bir şey yaptım. Bakalım siz hangi tarzı daha çok sevceksiniz merak ediyorum.


Maradona

Es Es Aşağı ,Beşiktaş Yukarı

Geçen hafta Beşiktaş'ı seyrettiğimde özellikle maçın ilk yarısında çok etkilenmiştim.Rakibi boğan bir yapısı vardı.Orta sahadaki futbolcular bunun en önemli sebebiydi.Sivok ve Ernst sürekli ileriyi düşünerek oynadılar ve Bjk'nin ileride çoğalmasını ve pozisyon bulmasını sağladılar.Ama futbolun cilvesi bir kırmızı kart herşeyi bozdu ve galip gelememişti Beşiktaş.

Bu haftaki maçı izlerken ise şaşırdım açıkcası.İlk yarı karşılıklı pozisyonlar oldu ve heyecanlı geçti.Belki bir taraf atsa çok güzel bir maça dönüşecekti Es Es Beşiktaş maçı.İki taraf da golü uzun süre bulamadı.Beşiktaş bu maçta Sivok'u zorunluluktan defansta oynattı ve Cisse onun yerine oyundaydı.Cisse bence kafasında Beşiktaş'ı bitirmiş.Beşiktaş da onu bitirmiş ki zaten yerine haftaiçi Fink'i aldılar.Çok etkisizleştirdi bence Cisse'nin oyunu Beşiktaş'ı ve ataklarını.Bugün Tello ve Holosko'dan da çok verim alamadılar.Gerekli sayıda orta yapamadı bu iki kanada yakın oynayan oyuncu.

Eskişehir'e gelirsek ellerindeki kadro yetersiz.Açıkcası Batuhan'la bir ivmeleri vardı ama daha sonra yine Batuhan'ın disiplinsizliği ,takımı yine Maradona ile maçlarını izlediğimiz güne döndürmüş.Seyircileri yine harika.Hatta daha da harika.Bütün şehir yine doluşmuş stada.Kızı erkeği çoluğu çocuğu hep stattaydı yine.Özellikle yeni orkestraları daha da iyi bir hava vermiş şehre.Saki Seria A'dan orta sıralarda bir takım görüntüsü var tribünlerde.Ama bu görüntü saha içinde yok.Şehrin potansiyelini kullanamıyorlar.Bu yenilgi ile düşme potasına yaklaştılar.Umarım düşmezler , çünkü onlar bu ligin çok önemli bir rengi.

Maça dönersek ikinci yarı belki goller geldi ama sanki daha sıkıcı oldu maç.Denizli oyuna iki hamle yaptı ama yine de riskleri almadan yaptı bunu ve oyuna da çok olumlu yansıdı desek yalan söylemiş oluruz.Ama hani şampiyonluk yolunda kötü oynasan bile kazanacaksın ya Beşiktaş da o şampiyonluk hasreti ve Sivas'ın peşini bırakmama hırsı ile Tello'nun ara pasında defansın bir anlık duraklamasıyla golü buldu.

Denizli belki de maçı kazandıran hamleyi Yusuf'u alarak yaptı.Bu adama ne demeli?Hani Sergen için kendine biraz baksa çok başka olurdu derler ya Yusuf da bu kategoride bence.Türkiye'de bu kadar seri çalım atabilen bir oyuncu daha yoktur sanırım şu an.O kadar güzel bir gol hazırladı ki aynı oyuncuya iki kez çalım attı.Resmen oyuncuyu geçti ve koşmak istemedi onun tekrar gelmesini bekledi ve bir kez daha attı çalımını. Sıfıra yine başka bir çalımla indi ve Holosko'ya al da at kendini de kurtar dedi.O da attı tabi ki.Bence bu hamle maçın hamlesiydi ve bizlere de şık bir gol izlettirdi.

Sivas'tan sonra Beşiktaş da kazandı ve şampiyonluğu sonuna kadar kovalayacağının mesajını verdi.Es Es ise düşmeye biraz daha yakınlaştı ama hala bu iş onların ellerinde.16ıncı haftadaki Beşiktaş Galatasaray derbisi ve de son haftadaki Galatasaray Sivas maçı şampiyonu belirleyecek gibi.Eğer Galatasaray o haftalara kadar kayıpsız gelirse o son haftalar inanılmaz heyecanlı geçecek.Bize de bu zevkli maçları izlemek düşecek.Tabi ilk olarak bir Ankaraspor engeli var Galatasaray'ın önünde.Sivas da Beşiktaş da devam dedi.Bakalam Galatasaray ne diyecek?

Marquinhos

25 Nisan 2009 Cumartesi

Yazımsı

Aragones lütfen 34 yaşındaki arkadaşını , şut çekmeyi ,kafa topuna çıkmayı öğrenememiş tek forvetini(ismi lazım değil) ve oyun şablonunu al da git.

Maldonado , lütfen ülkene dön belki orada sana yan pas yapman için para verirler.

Selçuk ve Deniz siz maalesef Fenerbahce'de sadece yedek oyuncu olabilirsiniz.Zaten öyleydiniz.

Sevgili yönetim, lütfen takıma yeni,heyecanlı ve futbolu seven ve bilen ve mümkünse Türk bir hoca getir. Edu sakat, Lugano zaten gidiyor. Lütfen iki sağlam defans oyuncusu alın.Ama bunu yeni hocayla anlaşıp onun isteği doğrultusunda alın.

Uğur Boral ,Vederson,Gökhan Emreciksin,Kazım,Önder,Yasin,Ali Bilgin,Burak Yılmaz siz de maalsef bu takımda ancak ve en fazla yedek oyuncu olmalısınız.

Bu takıma Rıdvan Dilmen'in dediği gibi büyük bir revizyon şart.Ama dediğim gibi yeni bir hocayla anlaşıp onun görüşü ışığında şart. Tamam ben de biliyorum ki yukarıda saydığım bazı oyuncuların ilk 11de oynaması gerektiğini zaman zaman savundum.Ama inanın sadece amacım hocanın yeni bir şey denemesiydi.Deneyince de olmadığını gördüm.

Bu seferki yazımsı için kusurama bakmayın.Futbol adına daha güzel yazılarda buluşmak üzere...

NOT:Ankaragücü'nün insan üstü performansını tebrik ediyorum.Düşmek onlara yakışmaz.En azından büyük taraftarı bunu haketmiyor.

Marquinhos

SİVAS vs TRABZONSPOR



Maça Genel Bakış


Sivasspor: Petkovic, Abdurrahman, Diallo, Bilica, Hayrettin, Musa(Dk. (84 Faruk), İbrahim, Sezer(Dk.79 Kamanan), Murat Erdoğan(66Dk. Muhammed), Tum, Mehmet Yıldız


Trabzonspor: Sylva, Serkan(Dk.50 Tayfun Cora), Song, Egemen, Cale, Hüseyin, Selçuk, Colman, Alanzinho (Dk. 27 Umut Bulut), Yattara, Gökhan



İki takımda sahaya alışılmış onbirlerine yakın kadrolarla çıktı. Belki Sivas'ta Diallo bu sezon daha az şans buldu ama yaşanan sakatlıklar ve cezalardan sonra bu hafta forma şansını o buldu. İki takım da maça çok hızlı başladı. 6. dakikada gelen gole kadar iki takım da birbirini tartmayı düşünmeden ileri futbol oynadılar. Sivas 6. dakikada hızla gelişen atakta Hayrettin'in ortasında topa dokunan Musa ile golü buldu. İlk golden sonra Sivas biraz daha uzun top ile çıkmaya çalışıyordu ki zaten genel olarak maçlarına baktığımızda kısa pasları en az kullanan takım. Trabzonspor serbest vuruş kullanmak için ileri çıkmıştı. Gelen kötü orta sonucu top ileri doğru Mehmet Yıldız'a doğru gönderildi. Mehmet topu rakipten geçiremeyince top Sivas adına taça çıktı. Mehmet Yıldız hızlı ve akıllı bir taç attı ve Murat Erdoğan ile Sezer topu o kadar akıllı kullandılar ki Abdurrahman topu ağlarla ikinci kez buluşturdu. İlk 20 dakika içinde 2 0 geriye düşen Trabzonspor'un hocası Ersun Yanal, 27. dakikada oyundan Alanzinho'yu çıkartıp, Umut'u aldı. Bu değişiklikle Colman hiç beceremediği sol açık görevine atandı. Colman kanat oynadığı zaman takımına çok az katkı sağlayabiliyor. Ersun Yanal bunu bir sezon boyunca görememişcesine inatla onu sol kanatta deniyor. İlk yarının son 15 dakkasında karşılıklı cılız atak denemeleriyle geçti. İlk yarıda Sivas hızlı ve akıllı ataklarla gol buldu, ama özellikle defansta sol bek Hayrettin ve stoper Bilica çok etkili oldu. Gökhan ve Yattara'ya adım attırmadılar. İlk yarı bittip de takımlar soyunma odasına giderken Serkan Balcı sarı kart gördü. Maçın ilk yarı istatisliklerine bakalım biraz da. Sivasspor top ile %38 Trabzonspor ise %62 oranında oynamış. Ama açıkca görülüyor ki Trabzonspor ilk yarıda topa sahip olmasına rağmen Hiçbir şekilde etkili olamadı. Sivas ise az ama öz oynayarak skoru elde etti. Ayrıca Trabzonspor'un ilk yarı bittiğinde kaleyi bulan şutu yoktu. Sivasspor Antalyaspor maçından sonraki yazımda Sivas'ın bu şampiyonluk stresi içerisinde golu erken bulduğu maçlarda daha az sorun yaşayacağını söylemiştim (çok süper bir cümle gibi durmuyor ama bu maçı izleyenler aradaki farkı anlamıştır)
İki takım da maça oyuncu değişikliği yapmadan başladılar. İkinci yarının hemen başında Mehmet Yıldız'ın ustaca asistiyle Hayrettin topu ağlara yolladı. Mehmet Yıldız'ın asisti ve Hayrettin'in şutu çok güzel ama öte yanda Hayrettin'i karşılaması gereken sağ bek Serkan Balcı yerinde olmadığından Hayrettin bomboş kaldı. Aynı şekilde Mehmet Yıldız'ın 50. dakikada kaçırdığı pozisyonun öncesinde de Herve Tum'u karşılaması gereken Serkan gene kayıplardaydı. Bunları gören Ersun Yanal bir oyuncu değişikliği yapıp oyuna Tayfun Cora'yı aldı. 50 ile 65. dakikalar arasında Sivasspor oyunu biraz daha kendi yarı alanında kabullenip gene ve gene uzun topla çıkmaya çalıştı. Buna karşılık ise Trabzonspor zaman zaman Colman ve Yattara ile etkili atak geliştirmeye çalıştılar. Özellikle müdafayı bireysel becerileri ile göbekten delmeye çalıştılar ama günümüz futbolunda o kadar olmaz işler deniyorlar ki bu teşebbüsleri maalesef sonuçsuz kaldı. Yalnız maçın 65. dakikasında etkisizde olsa Yattara bir isabetli şut çekti ve istatisliklerde bu Trabzonspor'un kaleyi bulan ilk şutu olarak yerini aldı.Maçın 66. dakikasında ise Murat Erdoğan yerini Muhammed'e bıraktı. Dakikalar ilerledikçe Sivasspor daha da rahatlıyor ve Trabzonspor'un etkisiz oyunu ekmeklerine yağ sürüyordu. Bülent Uygun 72. dakikada oyuna Kamanan'ı aldı. Maçın bundan sonrası ise Sivas'ın rolanti futbolu devam etti. 85. dakikada Gökhan'ın bu sezonki sayılı çapraz koşularından birini yapması sonuçu Umut pozisyona girer gibi oldu ama çok etkisiz bir vuruş yaptı. Bu dakikadan sonra maçın sonuna kadar çok da yorumlamaya değen bir pozisyon olmadı. Kamanan'ın bir iki pozisyonu ve Abdurrahman'ın direkten dönen şutu dışında bir şey olmadı.


Ersun Yanal
Elinde dar (ilk 11 de oynama ihtimali olan toplam futbolcu sayısı pozitif bakarsak 14) ve yeni birleşmiş bir takım olduğunu ve bu yeni takımdan şampiyonluk beklenmemesi gerektiğini savunuyorum hep. Ama bütün bunlar Ersun Yanal'ın teknik adam olarak bu kadar çok hata yapmasının mazareti olmamalı bence. Sezonun neredeyse 24,25 maçını tek kanat Yattara ile oynadın. Onların da bir çoğunda Yattara türlü sebeplerle sahada gezinmeyi tercih edince takım bu hale geldi. Ligin başından beri bütün maçları kaçırmadan izledim neredeyse. Zamanın da Isaac yerine Barış Memiş'te ısrar etseydi belki şimdi fazladan bir seçeneği olcaktı takımda oynatacağı. Ayrıca bugünkü maçtaki Alanzinho Umut değişikliği işin kolayına kaçmaktı. 3 göbek oyuncusu Selcuk Colman ve Hüseyin'den birisini çıkarmaya cesaret edemediği için takımı gene tek kanada mahkum etti. Gerçekten bu üç oyuncu da takım için farklı farklı faydalı olsalar da ,zaman zaman cesur olmak gerekiyor futbolda. Ayrıca Gökhan ve Umut arasındaki uyumsuzlu ise Ersun Yanal'ın bir diğer hatası bütün sezondur süre gelen. 29 lig maçı yapan iki futbolcunun birbirini tanımaması ya da alışamaması o futbolcuların kadar hocanın da suçudur. Bu anlattıklarım sezon genelinde yapılan yanlışların bu maça en bariz yansıdığı dakikalardı. Trabzonspor buradan büyük bir düşüş de yaşayabilir ,ve uefa şansını bile yitirebilir. Tabi Bursa'nın da çok ciddi bir seri yapması lazım.



Bülent Uygun ve Sivaspor


İki takım arasındaki en büyük fark maçtan önce Trabzonspor kendi sahasında maç önü son takım konuşmasını yaparken sadece ilk 11 vardı,ama Sivas takımı o anda hem ilk 11 hemde yedek oyuncular vardı. Sanırım takım olanla takım olamayanın farkı burada ortaya çıktı.
Onlar için söylencek çok şey var. Şampiyon olmasını beklemeden ilk söylenecek şey ,onları tebrik etmek ve bu heyecan için teşekkür etmek. Maça gelirsek ise ,Sivas'ın ilk göze batan özelliği fizik gücü. Defansıntan forvetine kadar herkes çok kuvetli. Ayrıca bütün sezon boyunca en önemli şey bence az sakatlık yaşaması ve ilk 11'in neredeyse her maç aynı olması. Bu maçta ayrıca Mehmet Yıldız'a iki cümle kurmak lazım. Haftalardır onu eleştirenlere en güzel cevabı sahada verdi. Rakip takımı öyle bir parçaladı ki hayran kalmamak elde değil. Takım'ın bütün oyuncuları bu maçta çok iyiydi. Bülent hoca da maç 3 0 olmasına rağmen, 3 oyuncu değişikliği yaparak yedek oyuncuları da sürekli hazır tutuyor. 2 senedir gayet istikrarlı gidiyor bu takım. Ama şunu da söylemek lazım. Sivas'a karşı genelde diğer anadolu takımları kapalı futbol oynuyor. Bugün Trabzonspor açık bir futbol oynamaya çalıştı ama bunu başaramadı ve geniş alanlar bıraktı Sivas'a. Yolları açık olsun, kazansınlar kaybetsinler ,şampiyon olsunlar olmasınlar onlar son 2 senenin her alanda en çok doğruyu yapan takımı.


Maradona

Makina vs Hurda

Sivasspor Trabzonspor maçı özellikle Sivasspor açısından beklentimin çok üstünde bir karşılaşma oldu.Kağıt üstünde baktığımda belki Trabzon'un bireysel yetenekleri yüksek olan daha çok adamı var ama Sivas'ta da artık oturmuş bir sistem var ve bu maçta da gördük ki bu sistem makine gibi işliyor.


Trabzon'dan behsetmek istiyorum biraz.Alanzinho'dan sonra yani ligdeki devre arasından sonra sistemi bir hayli bozuldu Bordo Mavililerin.Bugünkü maça ileride sadece Gökhan ve arkalarında Yattara Colman ve Alanzinho ile çıktılar.Fakat bu 3'ü de Ersun Yanal'ın maç öncesi onlara tahtada gösterdiği yerde bir türlü oynayamadılar.Ya da ortada tahta falan yok. O kadar kötü bir organizasyon çizdiler ki Yattara sağda mı ortada mı belli değil; Colman sol kanat mı yoksa ortada mı belli değil ve zaten Alanzinho neredeyse top alamadan oyundan çıktı.


İkinci forveti alınca Trabzon belki bu sistem düzelir ve kanatlar kendi yerlerinde dururlar zannettim ama yine öyle olmadı.Bu sefer Selçuk İnan kimi zaman sola indi kimi zaman Colman.Selçuk kanada gelince ortası boş kalıyor, Yattara ortaya kaçınca sağ boş kalıyor.Bu sefer arkadan bindirmesi gereken Serkan Balcı ve Cale(Atağa çıkmayı sevmeyen adam) ileriye çıkıp kiminle pas yapacağını bilemediler.Zaten Cale çıkmıyordu.Serkan da o çıkışlarında orta sahadan orta yapmakla yetindi.


Sivas ise daha önce de dediğim gibi kendi sistemini çok iyi çalıştırdı.Bugün bunu yaparken extra hızlılardı.Özellikle ikinci golde öyle kurnaz davrandılar ki 3 4 kişiyle 3 4 pasta golü buldular.Zaten yaptıkları bu.Sivas sanki 10 1 düzeninde oynuyor.Mehmet'e top atılıyor.O, defansı yıpratıp o topu bir şekilde kapıp (ki bunu çok iyi yapıyor) arkadaşlarına koridor açıyor ve koşu yollarına pas atıyor.Bu sırada da 10 kişiden 3ü veya 4ü hızlıca Mehmet'in yanına gidiyor ve hızlı bir pas trafiği ile direk pozisyon buluyorlar.Özellikle 3üncü gol tam da bunun örneğiydi.Trabzon da 3üncü golü yiyince, iyice rahatladı Sivas ve kendini de kalan haftalar için çok yormak istemedi sanırım.


Artık puan farkı 7'ye çıktı ve Trabzon şampiyonluktan bir hayli uzaklaştı.Tek ihtimal Uefa ve belki şampiyonlar ligi.Tabi ters takla sonuçlar da olabilir ama Trabzon'u özellikle ligin ikinci yarısındaki performansı ile şampiyonluğa uzak buluyorum.Beşiktaş da rakibini yenip puan farkını koruyabilecek mi yarın göreceğiz.Galatasaray'ın da şimdilik Ankara takımlarından alması gereken bir 12 puan var.Eğer bunu başarabilirlerse son haftalarda 3 kişilik müthiş bir mücadele ve süper derbiler ve maçlar izleyeceğiz.(Sivas'ı da derbilere kattım)


Son olarak bu iki Anadolu takımına da teşekkürler.Lige bu kadar az kalmışken aralarındaki maç hayatımda ilk kez şampiyonluğa götüren bir maç oldu.Biz de gayet zevk alarak bu maçı izledik.Bir de Sivas şampiyonlar ligine gidince orada yapacağı maçlar gerçekten çok ilgi çekici ve enteresan olacak.İlk kez büyük Avrupa takımları ülkemizin bu kadar doğusuna gelmiş olacaklar.


NOT: 2 0 olduktan sonra bizim de bir 4-4 ümüz olacak mı diye merak etmedim değil ama buna da şükür.


Marquinhos