17 Temmuz 2009 Cuma

Rakiplerimiz Belli Oldu


Sivasspor'un rakibi Anderlecht oldu. Diğer kurralara bakınca şanslı diyebiliriz. Hatta şöyle bir ilk yorumları dinledim de herkes halinden memnun gözüküyor. En nihayetinde Anderlecht Avrupa Kupalarının gediklisi bir takım. Umarım zor olanı başarır Sivasspor ve bir üst tura geçebilir. En büyük avantajı da bence Sivasspor'un rakip takım için kapalı kutu olması. Maç sahada kazanılır o yüzden de umutluyum. Bir de ilk maçı deplasmanda oynamak her türlü avantajdır benim mantığımda. Ayrıca tur ne olur bilmiyorum ama Sivas'ın iç sahada ülke puanına katkı yapacağını düşünüyorum.


Galatasaray ve Fenerbahçe


Galatasaray eğer Tobol'u geçerse Sliema Wanderers-Maccabi Netenya maçının galibi ile oynayacak. Eğer ki futbol mucizeleri olmazsa Galatasaray iki turu da rahatlıkta geçer. Fenerbahçe ise Macaristan'ın Honved takımı ile eşleşti. Fenerbahçe de bir üst tura rahatlıkla çıkar. En azından bu turlar için şunu söyleyebiliriz ki, ülkemizin Avrupa puanına güzel bir katkı yapacaklar.
Maradona

16 Temmuz 2009 Perşembe

Tobol Galatasaray



Yaz tatilinin verdiği boşlukla çoğu boş vaktimi medyayı takip ederek geçiriyorum. Maçtan önce garip söylemler hakimdi. Kimi "Tromso" faciasını hatırlatıyordu, kimi 4 3 3 fetişliği yapıyordu. Bu yazıyı yazarken bu ikisindende uzak durmaya gayret edeceğim. Lig bittiğinden beri oturup bir maç yazısı yazmadım.(konfederasyon kupası yazacak kadar delirmedik daha) Açıkçası çok özlemiştim maç izlemeyi de , keşke bir de maç olsaydı ortada.(devre arasında başladım yazmaya ilk yarı için bu görüşüm) Eve dışardan yemek söyledim, sipariş beklediğimden biraz geç gelince Sabri saçmalığın dik alasını yaparken ben kapıda para ödemekle meşguldum. Frank Rijkaard sahaya şöyle bir 11 sunmuştu: Orkun, Sabri, Gökhan, Servet, Alparslan, Mustafa, Barış, Ayhan, Aydın, Yaser, Erhan . Aslında bakınca bu kadro çok şey anlattı bana. Demek ki artık anteramanda çalışan adına bakılmadan alacak formayı. Sadece beni Sabri'nin varlığı mutsuz etti. Ayrıca belki bir de Aydın yerine Serdar olabilirdi. Çünkü Aydın geniş oyun oyuncusu. Golden sonra Tobol kendi alanına kapanınca ne Aydın ne de Yaser ihtiyacı oldukları geniş alanları bulamadılar. Tabi keşke sezonu 1 hafta önce açsaydık belki o zaman Kewell, Arda ve Baros da ilk 11de sahada olabilirdi. Ama asıl dert burada bu değil sanırım. Neyse işte golü yedik sonra kalemize bir şut geldi. Biz cılız ataklar yapmaya çalıştık. Oyun anlayışımız bol paslı olmalı. İlk yarıda pasları sıklıkla yanlamasına yaptık. Ayhan ve Barış hızlı oynamaya henüz alışamamış. 3 4 pozisyonda daha hızlı pas yapsalar belki bizim de bir iki atağımız olurdu. Eminim ki ikinci yarıya Rijkaard değişiklikle başlayacaktır. Ha bir de hakemin yaptığı su molası şovu alkışı hak ediyordu gerçekten. Sıcaktan çok etkilenmiş herhalde. Neyse efendim 2. yarı başladı. Arda ve Baros oyuna girip, Barış ve Erhan çıktı. Arda bu sefer alışılmış yerinde değil de daha ortada oynadı. Çok fazla taktiksel rakamlara girmek istemiyorum ama sanki Arda oyuna girince takım inceden bir 4 2 3 1 e döndü gibi oldu. Neyse biz de kornerden golü bulduk. Bir de Alparslan bence biraz gereksiz şekilde oyundan atılınca ister istemez geriye çekildik biraz.Uğur sol bek olarak da olsa oynadı en azından. Ayrıca bir pozisyonda sanırım 60. dakika suları , Aydın tam topu atıp adamı geçecekken indirdiler pat diye. Zaten Aydın istediği boş alanı küçük takımlara karşı zor bulan bir oyuncu. Valla üzüldüm de pası kesilince. Maç 1 1 bitti. Korkulan daha doğrusu yaratılmaya çalışılan Tromso senaryosu olmadı en azından.

Biraz daha yakından bakalım maça

Kaleci ve Defans

Rakip takım güldür güldür saldıran bir ekip olmadığı için çok zorlanmadılar. Bir pozisyon oldu, onda da biresyel hatadan golü yedik. Servet zamam zaman ileri çıktı. Gökhan uzun paslar yaptı. Alparslan ise oyundan atılana kadar bence iyi oynadı. Maç tecrübesi eksiği var biraz Alparslan'ın. O da olur okadar. Hakan Balta varken ilk 11de ender görürüz kendisini ama sanırım Volkan'dan çok daha iyi bir yedek olacağını düşünüyorum. Sabri ise bildiğimiz Sabri. Canı gönülden Uğur'un bir an önce 11'in değişmez ismi olacağı günleri bekliyorum. Ayrıca çok merak ediyorum 40 metreden isabetsiz ortaları ısrarla yapmak nasıl bir duygu? Liverpool ve geçen seneki Almanya maçı dışında can alıcı ortanı hatırlamıyorum Sabri. Tabi efendim Servet ve Gökhan da bu maç için fazla bir sıkıntı varmış gibi gözükmedi, ama bu bizi yanıltmasın. Mehmet Demirkol ısrarla Galatasaray'ın bir Portekizli alacağını söyledi. Acaba diyorum Carvalho falan mı? Ama sanırım bu fazla kaçar şu maddi durumda. Ama Popescu tarzı bir oyuncu şart. Hiç olmadı Emre Güngör Servet ikilisi şart.

Orta Alan

3lü olarak maça Mustafa Barış ve Ayhan başladı. 1 2 şeklinde dizildiler. Yani Mustafa daha gerideydi hep. Ama yerini hiç yadırgamadı. Ortasahada çok alternatif var gibi duruyor aslında. Barış Ayhan Mustafa Mehmet Topal ve Emre Çolak hep bu göbeğin adamları. Ama hala çok net bir şekilde gözüküyor ki pas trafiği hızlanmamış. Tabi ki çok başı bu işlerin. 1 transfer şart sanki. O adamın da öyle dünya yıldızı olmasına gerek yok. İsabetli ve hızlı pas atabilen bir oyuncu lazım. Orta alanda benim asıl dikkatimi çeken Arda oyuna girdikten sonra, alışılmış ve bence de en verimli olduğu bölge olan sol açık değil de, daha ortaya yakın oynaması oldu. Bu tabi ki 1 sezon boyunca böyle sürcek diye bir veri değil. Belli ki Rijkaard görmek istedi Arda'yı orda. Yani bir iki güzel pas attı ama taş yerinde ağırdır , Arda da kanatta güzel. Bu arada Mustafa Sarp uyum zamanını çabuk atlatmış hayırlısı olsun. İlk 18in değişmezlerinden olacağı kesin.

İleri 3lü

Bu maça bakıp değerlendirmemek lazım aslında ileri 3lüyü. Hele ki ilk yarıdaki Erhan Yaser ve Aydın 3lüsünden hangisi 11'in değişmez ismi olur derseniz, cevabım hiçbiri olur. Aydın'ı ben çok seviyorum ve yetenekli buluyorum. Ama bence tek dezavantajı Galatasaray'ın büyük takım olması ve bu yüzden kontraatak futbolu fazla tercih etmemesi. Büyük üstad Rıdvan Dilmen çok güzel söyledi. "Aydın kısa alanda değil geniş alanda çalım atan bir oyuncu" diye. Hal böyle olunca aradığı boş olanları bulmakta zorlanıyor. Keşke bir sezon gidip İBB'de oynasa. Abdullah Avcı onu işlese biraz da öyle geri gelse. Erhan ise eğer ileri tarafa transfer yapmayacaksak güzel yedek olur. Klişe tabirle kumaşı güzel topcu. Yaşı daha çok genç. Yaser ise bende hala biraz soru işareti ama o da hem alışık olmadığı bir mevkide oynuyor, hem de geniş alan sorunu onda da var. Fazla acımasız olmamak lazım. Baros ise bahsetmeye gerek yok. Bitiriciliği çok yüksek bir forvet bu gün istediği topları hiç alamadı. Alınca o güzel topları attığı golleri gördük geçen sene.

Sonuç
Galatasaray'ın muhtemel 11'inden 4 5 farklı isim vardı sahada bugün. Kewell, Balta, Keita ve Topal eklenince sahadaki görüntü illa ki değişecek. Bu takımı eleştirmemek lazım ilk günden. Defansa ve orta alana 1'er takviye şart. Ama yapılmazsa da çok ölümcül sonuçlar doğurmaz. En azından Lig'i ilk 2 içinde bitirebilir gene. Ama tabi bu transferlerden en azından 1 tanesi yapılırsa o zaman hem taktiğin işlerliği hızlanır hem de kısa sürede daha uzun yol almış olur Galatasaray. Ayrıca sezon başlamadan bir Türk yardımcı gelse o da işleri baya bir kolaylaştırır ama tabi Rijkaard buna ne kadar sıcak bakar tartışılır. Beklemek , sabırla izlemek lazım. Eleştirmek için çok çok fazla erken.


Not: Sanırım maçı Kazak Televizyonu çekti. Allahım bir tane tekrar pozisyonda daha iyi açıyı sunup daha iyi gösteremediler pozisyonları. Yazık orada maçlar düzenli olarak veriliyorsa sıkıntı büyük onlar adına.




Maradona

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Tobol-Galatasaray maçı NTV'de


Körün istediği bir göz allah verdi iki göz. Kaç gündür belli değildi maçın nerde yayınlanacağı. Ntv yayınlıcakmış maçı, Ercan Taner sunacak, Rıdvan Dilmen yorumlayacak. Bizede bu keyfi (en azından Rıdvan Dilmen'in yorumculuğunu) izlemek düşüyor.

Bu Fener Çok Başka!


İşte Fenerbahçe'nin daha mücadeleci ,rakibi ısıran ve mücadele etmeyene taviz vermeyen ilk hazırlık maçı kadrosu:

Fenerbahçe: Volkan Demirel (45. dk Volkan Babacan), Gökhan Gönül, Bekir ( 45. dk Önder Turacı), Bilica (63. dk Deniz Barış), R.Carlos, Emre, Selçuk (45. dk Ali Bilgin), Uğur Boral (76. dk Furkan), Deivid (76. dk Abdülkadir), Alex, Semih (76. dk Onur)

Geçen sezondan tek farkı tek mücadele eden adam Lugano'nun kadroda olmaması. Tanrım bu takım çıldırmış olmalı! Üstüne bir de bugün Aykut Kocaman'ın transferle ilgili "Her şey Fenerbahçe'nin usulüne ve tarzına uygun gidiyor" demesi acaba gerçekten dalga mı geçiyorlar diye düşünmeme sebep vermedi değil.

Marquinhos

Tobol ile Başlayan Maraton

Yarın ilk resmi maçına çıkacak Galatasaray. En son kendilerini Bayern Leverkusen karşısında izleme şansım oldu. Daha önceki Zyton Cup'daki diğer maçlarınıda izlemiştim. Hazırlık maçıdır, hiçbir şekilde ölçü olmaz diye düşünenlerdenim.Bu sabah gazetemi açtım, Tobol takımının ne kadar küçük bir takım olduğu, yok efendim tesisleri şöyle , stadları böyle diye bir şeyler okudum. Trömsö faciası yaşamış bir Galatasaraylı olarak içimde gene pis hisler var. Ama medyumluk yapmaktansa daha rasyonel konuşmaya çalışacağım. Bir kere milli oyuncuların geç gelmesi ve bazı yabancıların takıma geç katılmasından dolayı ,biz daha bir hazırlık maçına sezon içinde olması muhtemel 11 ile katılamadık.Topol'un ise ligi başladı. Doğal olarak kurradan önce takip etmediğim bir takımdı kendisi. Ama birlikte oynamış olmaları ve en azından şimdilik bize göre daha oturmuş bir sisteme sahip olmaları bize karşı tek avantajları. Benim ise en büyük çekincem açıkcası medya. Çünkü Frank Rijkaard'ın vaad etmediği bir başarı beklentisi kendilerinde hakim; tıpkı Zico için stajyer diyenler gibi, Frank Rijkaard'ın da arkasından sallamayı bekleyen kişiler var. Yarın alınabilecek bir olumsuz sonucu iştahla bekleyenler var. 4 3 3 son yılların yeni futbol fenomeni. 3 5 2 den 4 4 2 ye geçilerek büyük devrim olmuştu. Hatırlayın, Fatih Terim ilk geldiği sezon defansın göbeğinde tandem deniyor diye, nasıl insafsızca yerden yere vurulmuştu. Şimdi de Frank Rijkaard bu yeni fenomeni deneyecek Galatasaray'da. Kafamdan sürekli olarak, onun Barcelonasının oyuncu yapısıyla, şimdiki Galatasaray'ı karşılaştırıyorum. 2 eksik noktayı ben de herkes gibi fark ediyorum. Geriden topu oyuna sokabilcek bir oyuncu eksikliği. Aslında Emre Güngör bu konuda bence mevcut kadrodaki stoperler içinde en iyisi. Ama tabi ki elde bir Popescu olsun istiyor gönül. Diğeri ise pas trafiğini yönetecek birisi lazım. Eğer transfer yapılmayacaksa benim adayım Kewell. 3 lü ortasahada iki defansif ağırlıklı oyuncu ile Kewell güzel olur. Topal Ayhan Kewell gibi. Ama onun da 60. dakikadan sonra sağlık sorunları nedeniyle sıkıntısı oluyor. Ha tabi bir de Emre Çolak var. Genç aslan bu görevi yapabilir ve çok iyi bir kariyerin başlangıcını bu sene gerçekleştireblir. İleri 3'lü için de içim çok rahat. Gerçi bir forvetimiz daha olsa güzel olurdu ama lüks sanırım onu istemek. Umarım Baros bu sene fazla sakatlık yaşamaz. İçimi en rahatlatan nokta ise, Frank Rijkaard'ın futbolu hepimizden iyi bildiği noktası. Mesela Skibbe için bunu söylemek biraz zordu. O da bizden fazla biliyordur illa ki, ama aramızda çok fark yoktu. Ama yani tutup da Frank Rijkaard takımın eksiklerini göremiyor diyemeyiz hiç birimiz. Eğer gerekli maddi kaynaklar varsa, bu eksik noktalara transfler yapılacaktır. Yapılmazsa da bu tecrübeli teknik heyet en mantıklı hamleleri yapacaktır. Burada ise 2 korkum devreye giriyor. Birincisi biz ne kadar sabır göstereceğiz? Daha doğrusu ,biz taraftar olarak değil de, yönetici ve basın olan biz ne kadar sabır göstereceğiz? Barcelona başkanı Laporta kadar dik durabilecek mi sayın Adnan Polat? Gerçi dün Arena'da yayınlanan başkanlar toplantısında 2 sene Frank Rijkaard'ın takımda kalacağını söyledi ama bu işler ülkemizde böyle olmuyor maalesef. 2. korkum ise, Frank Rijkaard'ın tatkiğinde ne kadar ısrarcı olacağı. Yani eğer işler ciddi manada ters giderse (mesela ilk yarı) o zaman ne yapacak? Buradaki terslikten kastım alınacak sonuçlar değil. Bu takım kondisyonlu olduğu sürece, bu ligdeki en az 12 13 takımı yener. Ama 1 sıfır yener ama yarım sıfır. Ama bu galibiyetlere rağmen sahada keyif vermeyen bir futbol olursa o zaman Rijkaard ne yapar kestiremiyorum. Çünkü çok güvendiğim yorumcuları dinlediğimde genel olarak Hollandalı hocaları b planı olmamakla suçluyorlar. Anlayacağınız gene bir belirsizlik hakim. Umut çok fazla, bilinmezlik çok fazla. Yaşayıp göreceğiz hepimiz. Sabır lazım, destek lazım. Yolumuz uzun.

Maradona

10 Temmuz 2009 Cuma

Gündemden Kısa Kısa

Ünal Karaman Trabzonspor'da sportif direktörlüğe getirildi. Bu senenin modası sanırım bu olacak. Eğer Avrupa'daki kadar ciddiye alınır ve yetki alanları verilirse bizde de başarılı olabilir bu sistem. Hüseyin ile sözleşme yenilenmeyerek ve Fatih Tekke de geri getirilmeyerek, zaten bence Trabzon ruhuna bir ihanet yapılıyor. En azından eski bir oyuncunun takımın civarında olması bile önemli bence. Trabzonspor ile ilgili bir gün de şöyle bir haber duymayı umut ediyorum. İstikrar Trabzonspor'da Sportif Direktörlüğe getirildi.


Sıcaklar Çıldırttı


Bugün Tello Beşiktaş idmanında Uğur inceman ve Serdar Özkan ile tartışmış. Öte yandan Fenerbahçe idmanında da Gökhan ve Kazım tartışmışlar. Daum iki futbolcuyu da idmandan çıkarmış. Havalar gerçekten çok sıcak, dikkat etmek lazım, delirmemek lazım.


Delgado ve Beşiktaş'ın Yabancıları


Yıldırım Demirören olmak dünyada en son isteyeceğim şey. 5 sene içinde 1 şampiyonluk, sayısız transfer ,sokağa atılan paralar, harcanan hocalar. Heralde Beşiktaşlı arkadaşlar da kızmaz benim bu yorumuma. Bu kadar başarısız bir başkan, bu sene heralde şampiyonluk gelmeseydi, hala o koltukta oturamıyor olacaktı. Şimdi şampiyonluk geldi diye medyamız biraz az giriyor bu konulara ama Beşiktaş'ın şu anki yabancı problemi tamanen Demirören yönetiminin bir eseri. Neyse şimdi de Delgado'nun sözleşmesini askıya alacaklarmış. Acaba çok merak ediyorum Delgado neden transfer edildi. Hadi edildi neden uzatıldı sözleşmesi. Kimsenin sakatlanması ya da sağlık sorunu yaşamasını istemem ama bir oyuncunu sakatlanması bir takıma resmen şampiyonluk getirdi. Ama Beşiktaş için de çok kötü düşünmüyorum. En azından Mustafa Denizli var. Mustafa Denizli'nin gelmesi ile yönetim nispeten daha az yanlış yapmaya başladı.


Ziya Doğan


Geçen günkü yazımızdan bir gün sonra Ziya Doğan ile sözleşme imzaladı Diyarbakırspor. Herkes için hayırlısı olsun. Değil Ziya Doğan , Morinho gelse bile işleri çok zor. Bir yerde ciddi yanlışlar var. Umarım bir an önde toparlanırlar bir şekilde maddi kaynak bulurlar ve ligde adil bir şekilde mücadele edebilirler.


Bursa'da İsyan


Valla Marquinhosla Bursa'ya gittik hayran kaldık şehre. Gidip maç izlemek nasip olmadı ama yeni sezonda yapılcaklar listesinin yukarısında bulunuyor Bursa'ya gitmek. Anadolunun futbol kentlerinden Bursa. Taraftarlar eylem yaptılar bugün. Şehirde 3 büyüklerin açtığı futbol okulu ve mağzalarına tepkilerini dile getiriyorlar. Helal olsun valla. Daha önce Eskişehir başkanı da şehirde 3 büyüklerin store açtıklarını ama daha sonra kapatmak zorunda kaldıklarını yazmışlardı. Böyle eylemler medeni şekilde gerçekleştirildikçe ben mutlu oluyorum. Bu sene Bursaspor geçen seneden daha da başarılı olacak gibi geliyor bana.

Maradona

Galatasaray

Çok sevgili takipçilerimiz, bu aralar biraz değişik günler yaşadığımdan dolayı, blogumuzun yazı işlerini ağırlıklı ve düzenli olarak Marquinhos takip ediyor. Ben ise vakit yaratabildikçe kendi görüşlerimi söylemeye iletmeye çalışıyorum size. Bazen konular çakışıyor kusura bakmayın.


Arda Turan ve Kaptanlık

Arda'nın Galatasaraylılar için ne ifade ettiğini oturup burada anlatmaya gerek yok sanırım. Ama daha testi kırılmadan bir şeyler söylemek istedim. Geçen sene derbi ve sonrasında yaşananları hepimiz hatırlıyoruz. Arda'ya genç yaşta büyük sorumluluklar verildi. Hepimiz iyi kötü, ağır hafif bir şekilde eleştirdik kendisini. Hatta medya zaman zaman kantarın topuzunu kaçırdı. Ama bence hem tatil hem de Rijkaard bütün takıma olduğu gibi Arda'ya da yaradı. Milliyet Gazetesi başta olmak üzere Arda'nın kaptanlık durumundan Ayhan ve takımdaki diğer bazı oyuncuların rahatsızlığı ile ilgili haberi ben kendi adıma fazla ciddiye almıyorum. Takımın saha içindeki ,yönetime karşı, kendi arasındaki lideri için bu kadroda eğer Türk olsa belki Kewell daha iyi bir aday olabilirdi. Ama benim görüşüme göre kaptanın yerli oyunculardan birisinin olması şart. Ayrıca biraz da daha genel açıdan bakarsak olaya, Arda'nın kaptanlığı hem taraftarı çoşturcak bir adım, hem de alt yapıdaki oyuncuları. Bundan 3 4 sene önce alt yapıda olan bir oyuncunun kaptan olduğunu gören gençler bir başka motive olacaklardır şimdi. Galatasaray'da bir çok unutulmaz kaptan geldi geçti. 84 doğumlu olarak Cüneyt Tanman benim ilk kaptanımdı. Bülent Korkmaz sanırım hayatımın sonuna kadar unutmayacağım 3 4 futbolcudan birisidir. Böyle köklü bir takımda ve kulüpte kaptanlık zor iştir. Umarım medya ve kamuoyu da Arda'yı biraz rahat bırakır ve Arda da düzgün davranışlar yaparak bu sorumluluğu taşıyabilir. Ayrıca 10 numaralı forma içinde Arda'nın basın toplantısında Metin Oktay'ı anması beni ayrıca mest etti.


Emre Çolak

Biz kamptan önce yazmıştık Emre ile ilgili bir şeyler. Şimdi yer gök Emre Çolak. Medya genel olarak insanları 2 güne şöhret yapmayı sevdiği gibi, spor basını da bunu çok seviyor. Emre Çolak bir gün Arda'ya bir gün eski bir Galatasaraylı(!) Emre Belezoğlu'na benzetiliyor. Tamam Emre yetenekli bir futbolcu. Zamanında Hagi de bu çocuğa dikkat demişti. Amma velakin bence bu kadar yazıp çizmemek lazım.Bu ilgi ve alaka, sezon başlayıp Emre yedek kalırsa bir anda kesilecek ve bu da ister istemez Emre'yi üzücek. Biraz rahat bıraksak daha iyi olacak. Zaten yaşı çok genç ve kendinden beklenilen patlamayı bir yaparsa önümüzde uzun zamanlar olacak onun için yazıp çizeceğimiz. Ayrıca attığı golden sonra Arda Turan'a koşması da bence çok güzel bir hareketti. Arda da bu genç yaşına rağmen demek ki abiliği güzel yapıyor.


4 3 3 ve Yardımcı Hoca


Total Futbol'un en önde isimlerinden birisi Frank Rijkaard. Hem oyuncu olarak hem de antrenörlüğünde 4 3 3 ve total futbolu en güzel uygulayan isimlerden. Tabi ki şimdi buradan ona "Hocam şunu şöyle yap bunu böyle" gibi bir densizlik yapmak istemiyorum. Ama bu tatikte defans göbeğini merak ediyorum. Servet Zan ikilisi biraz sıkıntı yaşıyabilir. Servet Emre Güngör daha olası gibi geliyor bana. Yani öyle yapılsın diye değil de ,eğer transfer olmayacaksa bir öngörü diyelim. Sağ bekte 2'si devşirme 3 isim var Galatasaray'da. Sol bekte de ben Hakan Balta'yı merak ediyorum. Özellikle ataklara ne ölçüde iştirak edecek. Orta sahadaki 3'lüde pek sıkıntı olmaz gibi geliyor bana. Elimizde tabi ki bir Xavi ya da İniesta yok. Onu geçtim, oyunun yönünü tek pasla değiştirebilecek bir oyuncu da mevcut değil. Bence ya Kewell orta 3lüden birisi olacak ya da nasıl ki Tugay Kerimoğlu İngiltere'ye gittikten sonra futbolu baştan öğrendi, Ayhan da bu yaştan sonra Rijkaard'la birlikte futbolu baştan öğrencek. Tabi bir de Lincoln olmadığı için bugüne kadar genelde defansif ortasaha olarak oynayan Topal ve Barış biraz daha ileri çıkabilecek. Dün röportajda sanırım Galatasaray Tv'de Rijkaard'a Galatasaray'daki hedefleri sorulmuş. Cevap olarak "öncelikli amacım mutlaka iyi bir futbol seyrettirmek taraftara. Onun haricinde her türlü başarıya talibiz" demiş. Böyle gerçekçi ve mantıklı bir hoca gelmeyeli şu takımın başına çok uzun süre oldu. Ben yeni sezondan , gelecekten çok umutluyum. Eğer yönetim başarıyı sadece bu sezona endekslemez ve uzun vadeli düşünürse, Galatasaray özlenilen günlerine dönebilir. Bütün bu olaylar içinde tek çekincem bu oluşumun içinde ligi yakından tanıyan bir yardımcının olmayışı. Bu Fenerbahçe'deki Aykut Kocaman gibi bir oluşum da olabilirdi. Yani geçen sene Bursa maçında Yusuf'un neler yaptığını herkes hatırlıyordur. Eminin Rijkaard buna da bir çözüm düşünmüştür ama en azından deklare edilseydi daha şık olacaktı. Neyse güzel günler bütün Galatasaraylılar için yakın gibi.


Maradona

Arda Selçuk Volkan

Arda bekledi bekledi ve sonunda 10 numarasına ve kaptanlık pazubandına kavuştu. Volkan da bekletti bekletti ve fazladan bir kaç gün daha tatil yapıp takımı ile devam kararı aldı.
Hele Selçuk'un Fener'i bekletmesine tek cevap Rıdvan Dilmen'in "Yahu Real Madrid'e mi gideceksin?" sözü ile verilebilirdi o da bunu söyledi zaten daha lig bitmeden.

Marquinhos

9 Temmuz 2009 Perşembe

İngiltere'ye İlk Golü Kim Atacak?


Şanlı futbol tarihimizde İngiltere milli futbol takımına daha hiç gol atamadık. Acun Ilıcalı boş kaleye peneltı çizgisinden denedi ve o top da kaleyi yaladı geçti. Biz de bununla ilgili bir anket koyalım dedik. Alpay kafayı attı zamanında ama golü kim atacak buna da siz karar verin. Sevgiler.


Korner Olması Lazım

Futbolcu Ne Düşünür?

Dün gece Fenerbahçe'nin kamp günlüğü programı vardı ve konuk Emre Belözoğlu'ydu. Emre geçen seneden dersler çıkardıklarını ve artık savaşmadan hiç bir şeyin olmayacağını söyledi durdu. Konuşmaları hep savaşma, takım oyunu ve ders alma konularıyla ilgiliydi. Bir futbolcunun bunu söylemesi hoş tabi ki. "Geçen seneden daha iyiyiz. Aragones'le çalışmak da gurur vericiydi ve bir çok şeyler öğrendim ondan da "dedi Emre ayrıca. Bu, giden hocayı ertesi gün eleştiren tavırdan daha iyi tabi ki. Bu olgunluğundan dolayı kendisini tebrik ederim. "Artık daha iyi bir takımız transferlerle ve takviyelerle daha iyi olduk"dedi hem programı sunan hem de konuşan futbolcu. İyi hoş güzel mesajlar verdi Emre ve katıldığı tv programı.

Fakat ortada şöyle bir gerçek var ki Fener takımı geçen seneden beri kadro anlamında hiç bir yeniliğe gitmedi. Alınan oyuncuların hiç biri geçen sene eksik olan yerlere alınmadı. Hatta bu sene giden Lugano'nun yeri bile hala soru işareti. Orta yapamayan bir takıma sadece iki sağ kanat alındı. Sol taraf hala belirsiz.

Bir futbolcu bu programda şöyle dese ne olur?

"Gerçekten iyi hazırlanıyoruz çok iyiyiz neşemiz yerinde. Daum çok istekli arzulu ve biz de çok savaşmaya yemin ettik. Ama gelin görün ki yönetimin de bizim bu hırsımıza arzumuza katkıda bulunması lazım. Hala eksik olan bölgeler var. Biz ne kadar çok çalışsak da rakiplerimiz ve özellikle Beşiktaş ve Galatasaray çok sağlam kadrolar hazırlıyorlar. Bizim de bir an önce eksikleri gidermemiz lazım.Kampa 4 gün kalmışken hala transferler yapılamadı. Her sene kamp sonrası gelen futbolcunun mental olarak takıma alışmasını beklemekten biz de taraftar da yoruldu."

Bir oyuncu böyle dese acaba kovulur mu? Başkan yanına çeker de kulağını çeker mi? Ya da yönetim futbol takımına karışmasın ama futbolcu da yönetimin işine karışmasın mı? Futbolcu sadece salla başı al maaşı şeklinde takılan bir çalışan mı? Her özel şirkette çalışan gibi , ben işimi yapayım da şirket batarsa batsın diye düşünen insanlar mı onlar da? Ya da futbolcu parasını alamayınca konuşmalı da işler başka türlü kötü gittiğinde parasını alıyorsa sussun mu? Ya da sıcak başıma mı vurdu?

Marquinhos