11 Mayıs 2009 Pazartesi

İlk İki Şampiyon

İlk şampiyon Hollanda'dan çıkmıştı. Az Alkmaar Avrupa'da ipi göğüsleyen ilk takımdı.






Son olarak da Porto 4ücü kez üst üste ve son 20 senede 14üncü kez şmpiyonluklarını ilan ettiler.Zafer sarhoşu oldukları her hallerinden belli.




Portekiz'de Benfica, Nacional, Braga ve Paços de Ferreira Uefa yoluna girdiler ve Sporting Lizbon ise şampiyonlar ligine gidiyorlar.

Hollanda'da ise play offlar sonunda kupalara gidecekler belli olacak.(Az Alkmaar dışındaki takımlar)

10 Mayıs 2009 Pazar

Avrupa'da Son Durum

Bundesliga

Bundesliga'da bizim ligimizden daha heyecanlı bir şampiyonluk yarışı var son 3 haftaya girilirken. Daha önce de dediğim gibi Bayern Klinsmann'ı gönderdi ama şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri hala. Zaten gönderdiğinde de arada sadece 3 puan vardı. Bence Klinsmann kalsaydı da bu sonuç olacaktı. Klasik bir Bayern Munchen senaryosu. Yine çaktırmadan liderle aynı puandalar.Wolfsburg 60 puanla birinci ve Bayern yine aynı puanla ikinci durumda.Enselerinde Hertha ve Stutgart var. Hertha'nın puanı 59 ve Stutgart ise 58 puanda. Bundesliga'nın şu anki Trabzonspor'u ise Dortmund.Matematiksel olarak şansı devam etse de şampiyonlar ligini kovalar durumdalar. Werder Bremen bugün Hmaburg'u mağlup etti. Eğer Hamburg bugün 3 puan alabilse onlar da potada olacaktı ve yarış daha da beter hale gelecekti. Bu ligde dikkatimi şu çekiyor. Lider 60 puanda. Takım sayısı bizle aynı. Acaba bu sene onların kalitesini bir yerlerden yakaladık mı ne?


Alt sıralarında da Bundesliga'nın bize benzer bir durum var. Bremen'e kadar herkes düşme tehlikesini az da olsa yaşıyor. Bremen burada bizdeki Kayseri durumunda. Ama 40 puana ulaşamamış bütün takımlar bu korkuyu yaşıyorlar şimdilik.Karlsruhe'nin işi bitmiş gibi de gözükse tam bir Hacettepe portresi çizmiyor ama yine de düşmeye en yakın takım o.

La Liga

La Liga'da demin çok ilginç bir durum yaşandı. Real Madrid'in 3 0 yenildiği haftada Barcelona Villareal'i yenseydi eğer şampiyon olacaktı ve seyircisi ile bu çoşkuyu paylaşacaktı. Ntv Spor'dan izlediğim maçta spiker bütün tribünler ayakta dedi demesine ama gördüğüm kadarıyla taraftarların yarısından fazlası oturuyorlardı. Rahatlar ve şampiyonluktan da eminlerdi diyelim. Ama maç 3 3 oldu son saniyede ve şampiyonluk haftaya kaldı. Bu ligde Deportivo'nun Uefa şansı ve Atletico Marid'in şampiyonlar ligi şansı devam ediyor ama zor gözüküyor.

Ligue 1


Fransa'da da şampiyonluk yarışı devam ediyor ama bu sefer ilk kez Lyon uzun bir süre sonra bu yarışın az da olsa dışında. İlk ikinin 68'er puanı var ve bu takımlar Marsilya ve Bordeaux. Lyon 7 puan gerisinde bu ikilinin ve ligin bitimine 4 hafta kaldı. PSG de hala şampiyonluk şansını az da olsa devam ettirenlerden. Onlar 4üncü sırada ve 60 puandalar. Matematiksel şansları devam etmekte ama onlar için bu sonuç bile iyidir geçen sezondan sonra bence.



Premier League

İngiltere'de durum şampiyon belli ikinci kim kıvamında ilerliyor. Man u Maradona'nın da aktardığı gibi doludizgin gidioyor ve artık bence gün sayıyor.Chelsea ve Arsenal'in yerleri de çok garanti ve şampiyonlar ligine katılıyorlar diyeibliriz. Liverpool bu yarışta ikinci ama şampiyonluk şansı çok az. Bir umut bu hafta West Ham'ı sahasında 3 0 yendiler ve liderin puan kaybını beklediler ama Ronaldo ve arkadaşları puan kaybetmediler. Bu ligde Tuncay'lı Boro'nun düşecek olması bizi üzen bir şey olsa da Tuncay'ın seneye mutlaka bir Premier Lig takımında forma giymesi olasılığını yüksek görüyorum. Yine de onların da matematiksel olarak kümede kalma şansları var.

Seria A
Seria A'da da İspanya Ligi'ne benzer bir durum var. İnter şampiyonluğu kutlayacağı bir haftada bunu yapamadı ve şu anda oynanan Milan Juventus maçından çıkabilecek bir galibiyet puan farkını 5'e düşürecek ve İnter'i daha da tedirgin edecek.Bu senenin en büyük hayal kırıklıkları sanırım Roma ve Lazio.Lazio şu anda ligi ortalarda sürdürüyor ve Roma da şampiyonlar ligine çok uzak.Son haftalarda üstteki mücadeleden daha çok Roma'nın ne yapacağı daha önemli gibi.


Şu an için bu ligde en çok konuşulan şey Diego'nun Juventus'a transferi. Başkan da bunu doğrulayan bir açıklama yaptı bugünlerde. Büyük rakamlar konuşuluyor bu transfer için. Juve önümüzdeki seneyi şimdiden düşünüyor. Bir yandan da doksanlar karması Milan hala Ronaldinho'yu yedek bırakıyor.


Marquinhos

Manchester Derbisi


Cumartesi günü , biraz yoğun olduğum için lig maçlarını izleyemedim ve açıkçası canlı gözle izlemediğim maçlarla alakalı çok fazla bir şey konuşmak istemiyorum. Ama hafta içi bir iki konuda görüşümü belirteceğim bu geçtiğimiz hafta sonunla ilgili. Neyse bugün bir arkadaşımın evine gittim , arkadaşımın üyeliği "Spor Max " kanalını da kaplıyordu ve İngiltere'de haftanın önemli maçlarndan biri olan Mancester United-Mancester City maçı vardı. Bir hafta içinde iki kez Mancester United'ı izlemek lüks oldu. Yani bu sene Barcelona gerçekten çok iyi top oynuyor ve Messi dünya'nın en iyi futbolcusu olabilir amma velakin bence Manchester haksız yere biraz arka planda bırakılıyor. Hafta içi üst düzey bir Arsenal maçı oynayıp, hafta sonu City'yi yenmek , bundan da öte iki maçta da güzel futbol izlettirmek büyük başarı bence. Gol perdesini bu sefer Ronaldo açtı. Güzel bir serbest vuruşla avladı kaleciyi. İlk golden sonra daha fazla dikine pasla oynamaya başladı Mancester United. Flechter ve Park maç boyu bir dinamo gibi çalıştılar. İkisi belki Xavi ya da İniesta ile karşılaştırınca biresyel yetenek olarak okadar etkili değiller, ama bütün enerjilerini sahaya aktarıyorlar ve disiplinle oynuyorlar. O kadar konsantreler ki hiç bir eksikleri yokmuş gibi oynuyorlar. Sağ bekte genç oyuncu Rafael'in Alex Ferguson'un yönetiminde olduğunu düşününce , sanırım gelecekte dünyanın en başarılı beklerinden birisi olcak. Bu yaşta hem disiplinli hem de keyif alan bir oyun sergiliyor. Ve gelelim Tevez'e. Sezon sonu onun için ayrılcağı yönünde haberler çıkıyor, ama son haftalarda ve özellikle bu maç öyle bir oyun sergiledi ki, Alex Ferguson ondan vazgeçmez. Ama Tevez Mancester United'dan vazgeçer mi bilmiyorum. İlk yarı Tevez çok güzel bir golle maçı 2 0 a getirdi. İkinci yarıda Mancester City biraz daha organizeydi. Sabırla paslaşıyor , iyi bir oyun sergiliyorlar ama bir türlü etkili pozisyonları bulamıyorlardı. Bunda iki nokta çok önemli bence .Birisi takibi de Vidic. Hava toplarında ve araya atılan paslarda çok etkiliydi. Kanatlardan gelen ortalara ise okadar güzel müdahalelerde bulundu ki bence bizim ligimizdeki stoperlere ders olarak izletilmeli. City'nin atakları çok olgunlaştıramamasında bir diğer etken ise bence ortasahanın ortasında oynayan oyuncuların tek yönlü olması. Kompany ve De Jong defans yönleri çok kuvetli ama hucumda o kadar etkili değiller. Öte yandan Ireland ne tam bir forvet arkası oyuncusu ne de kanat oyuncusu, Robinho ise sol açık ile forvet arası oynatılmaya çalışılıyor. Yani sakin sakin paslaşmalarına rağmen, ciddi sıkıntı içindeler. Sonuçta maçı Mancester United kazandı ve zorlu haftayı kayıpsız kapattılar.




Ronaldo
Sahadaki oyuncular içinde tartışmasız en yeteneklisi o. Tam bir yıldız, duran toplardaki duruşundan ,saha dışındaki yürüyüşüne kadar. Ve her yıldız gibi cilveleri var. 60 dakikada oyundan alınırkenki halleri ve tavırları şımarıklıktan başka hiç bir şey değil. Ama Alex Ferguson hiç oralı bile olmadı. Maçtan önce Ronaldo'yu öven açıklamalar yaptı , ama oyundan alırken gayet sert durdu ve hiç oralı bile olmadı. Biz burada yıldız olmayan sahte yıldızları ya da kendi yarattığımız yıldızımsıları idare edemiyorken, Sir bize bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da bir ders veriyor.
Maradona

İşler Değişti

31. haftada Mustafa Denizli'nin ekibi sounda liderliğe oturdu. Sanırım planını 26. haftaya göre yapmıştı Denizli ama 1 ay gecikme ile de olsa artık lider Beşiktaş.

Sivas'tan bahsetmek gerekirse haftalardır gelen kör topal ilerleme zaten beni korkutmuştu diyebilirim. Bir yerde patlayacaklardı ama nerede? Beşiktaş'ta da bir patlama potansiyeli vardı ama onu öyle güzel bir haftada kullandılar ki ligde hiç bir denge değişmedi derbi kaybına rağmen. Bu hafta artık Sivas hem 2 0 geriye düşmenin verdiği telaşla hem de geçen haftadan da devam eden bir gol kaçırma şenliği ile yenildi ligin güçlü ama düşmeye yakın takımı İBB'ye. Yine 6 pastan hatta yarım metrelerden inanılmaz goller kaçtı.Geçen hafta Kamanan'ın kaçırdığı gibi. Sivas buraya kadar getirdiği bu liderliği belki iki haftadır net kaçırdığı golleri atabilse devam ettirecekti. Ama 31. haftada pes ettiler. Umarım akılları başlarına gelir. Bu fırsatlar bu takımlara çok zor geliyor. Sivas'tan bir şampiyon çıkarabilme ihtimali çok zor yakalanan bir ihtimal. Svaşlarını evam ettirirler umarım çünkü daha oynanmamış çok önemli maçlar var.

Beşiktaş ise Sivas gibi zorlandığı maçta golü bulmasını bildi. Hem de 4 gol buldular. Onlar da Sivas'tan gelen 2 golün etkisi ile yine telaşa kapıldılar. Bu iki gol iki sahada da telaşa yol açtı diyebiliriz.Ama Beşiktaş daha usta ayaklara sahip olmasını iyi değerlendirdi ve rakibini geçti. Ankaraspor'un iddaasız olması hem iyiydi hem de kötüydü Beşiktaş adına. Rahatlardı ve iyi oynayablirlerdi ve de bir İBB gibi düşme korkusu yaşamaması maçı sallamamasına da neden olabilirdi. Nitekim Beşiktaş bu hafta liderliğe oturdu. Ama önünde bir Galatasaray maçı ve Ankaragücü deplasmanı var. Ligin küme düşmeye oynayan takımları ile ligin tepesi arasındaki maçlar çok enteresan oluyor. Sivas'ta da böyle oldu ve bu Sivas'a puan kaybettirdi. Beşiktaş acaba zor kazandığı bu liderliği verecek mi yoksa ipi göğüsleyecek mi ? Göreceğiz.Ama artık avantaj onlarda.

Ligin üstünde bu hafta Sivas hariç bütün takımlar kazanmasını bildi. Fenerbahçe 1-0'la geçti Denizli'yi. Güzel pas trafiği ve Alex'in dönüşü hariç pek sevindirici ve iç açıcı bir futbol oynamasa da galip geldi Fener.Guiza'nın 8 golle takımının en golcüsü olması da enteresan bir not bu maçla ilgili. Fener'de yine bütün sezonda olduuğu gibi ortasahadan ileriye çıkamama durumu yaşandı. İmza attırılmaya can atılan Selçuk yine çok durağandı çok garanticiydi. Bu tip orta sahaları seven ve neden yuhalandığını anlayamayanların aynı şekilde Josico ve Maldonado'dan nefret etmelerini anlayamıyorum açıkçası. Tabi ki futbolcu yuhalamak çok çirkin bir şey ama taraftar neyin ne olduğunu görüyor ve bundan son derece sıkıldı. Çünkü o taraftar ileriye çıkabilmek için kendini yırtan futbolcuları da gördü o sahada. Artık anmak istemiyorum o isimleri. Ben de sıkıldım.

Galatasaray da hem Uefa'yı bırakmama hem de belki ucundan bir şampiyonlar ligi bileti kazanma derdiyle galip gelmesini bildi. Arda'nın geri dönüşü ile yavaş yavaş eski kadrasouna kavuşuyor Galatasaray. Onlarda da hala bir yönetim zaafı var. Haftaiçi Arda ,Bülent Hoca ile seneye daha güçlü bir takım olacaklarını söyledi. Daha sonra başkan da bunu tekrarladı. Ama bütün hafta Schuster dedikodular ile geçti. Bakalım bu sorun nasıl çözülecek Galatasaray'da. Ama gerçek şu ki seneye kadro açısından en rahat onlar. Bir iki takviye ile yine şampiyonluğa oynarlar. Sadece sakatlık problemlerini aşmalılar.Takım oturunca goller ve galibiyetler de geliyor. Baros da bu maçla gol sayısını 20'ye yükseltti ve seneye de bu konuda bir problem yaşanmayacağının mesajını verdi bence.

Ve Trabzon ikinci teknik direktörsüz haftasında da 3 puanı aldı.Ligin ilk yarısındaki kadrosuna yakın bir kadro ile oynadı Trabzon ve galip geldi. Ligin ilk yarısında ben Trabzon'u izlemekten büyük keyif alıyordum. Sürekli kanatlara inmeye çalışan , pğas trafiği kuvvetli ayağa oynayan ve sabırla bunu uygulayan bir takımdı. Ama ne zaman ki Alanzinho takıma geldi ve değişik dizilişler denendi o zaman Trabzon'da işler kötüye gitti. Ama şu an o eski formunda gibi Trabzon. Her şeye rağmen şampiyonluğu hala istiyorlar.

Öyle enteresan bir lig ki bu puanlar inanılmaz derecede yakın birbirlerine. Şöyle bir bakıyorum Trabzon eğer o iç sahada 3 mağlubiyeti almasa belki şimdi lider olacak. Fenerbahçe belki derbilerden puan alamasa düşme hattına çok yakın olacak. Komik ama böyle. Derbi maçları gerçekten de Fener'in prestijini korudu diyebiliriz.

Şimdi kalan maçlara bakıyorum da Galatasaray bu ligde birinciyi belirleyecek gibi. Yapacağı Sivas ve Beşiktaş maçları ligin kaderini belirleyecek. Trabzon'da ise zorlu bir fikstür var. Muhteşem giden Bursa önüne çıkacaklar ve son hafta da Fenerbahçe ile oynuyorlar.Eğer Beşiktaş ilk iki maçında Ankaragücü ve Galatasaray'dan birine puan kaybederse Sivas bu iki hafta galip gelebilme potansiyeline sahip.Düşmüş Hacettepe ve rahatlamış Gençlerbirliği ile oynayabilirler çünkü. Son haftaya avantajlı girmek çok önemli. Hatta son haftaya 3 puan avantajla giremezse takımlar son hafta bile işler değişebilir. Çok zevkli haftalar kapıda. Hepimize iyi seyirler.

Puan Durumu (31 . HAFTA)

1 Beşiktaş 62

2 Sivasspor 60

3 Trabzonspor 59


Marquinhos

8 Mayıs 2009 Cuma

31. Haftaya Bir Bakış




Gençlerbirliği - Hacettepe
Haftanın oynanmadan en çok konuşulan maçı. İki takımın organik bağını herkes biliyor. Son 2 haftadır Hacettepe iddası çok azalmış olmasına rağmen mücadelesini ortaya koymaktan geri kalmadı. Hacettepe kazanırsa bir şey değişmez ama Gençlerbirliği'nin puana ihtiyacı var. Maç hakkında o kadar soru işareti var ki , Lig Tv maçı canlı göstermeye karar verdi. Umarım sonucu sahada belli olur.
Galatasaray - Ankaragücü
Bursaspor'un soluğunu ensesinde hisseden Galatasaray ile düşmemek isteyen Ankaragücü karşı karşıya geliyor. Son iki haftada Ankara takımlarına 5 puan kaybeden Galatasaray'da maç için tek umut verici gelişme Arda'nın cezasının bitiyor olması. Ankaragücü'nün başında ise Hikmet Karaman var, bakalım 3 puan hangi takıma gidicek.
Bursaspor - Konyaspor
Bu haftaki maçlar içinde sonucunu en merak ettiğim maç. Bursaspor'un kazanmasını bir Galatasaray taraftarı olarak çok istiyorum. Sonuçta Galatasaray son 4 maçını kazanırsa Uefa'ya zaten gidecek, ama bunu hak etmesi lazım. Tabi Konyaspor da ligde kalma mücadelesi veriyor ama ne yalan söyleyeyim içimden Bursaspor geçiyor.
Kocaelispor - Trabzonspor
Ligin zirvesindeki 2 takım puan kaybettikten sonra Trabzonspor gene umutlandı. Kocaelispor ise düşmesi kesinleşmemiş olsa da , büyük ihtimalle düşecek. Kocaelispor'un açık futbolu , ve Trabzonspor'un mutlak galibiyet isteği maçı heyecanlı bir hale getiriyor.
Sivasspor - İstanbul Büyükşehir Belediye
Geçen hafta Gaziantepspor karşısında beklemediği bir mağlubiyet alan Sivasspor bu hafta evinde İBB'yi konuk ediyor. Geçen hafta kaybetmenin verdiği ruh haliyle ,saçma serzenişlerde bulunan Sivasspor bakalım bu hafta ne yapacak? İBB 'nin şiddetle puana ihtiyacı var ve çıkıp oynamak için teşvik primine ihtiyaçları yok. Maç kadar maç sonu yapılacak konuşmaları da merak ediyorum.
Ankaraspor - Beşiktaş
Derbide herkesin favorisi olan Beşiktaş oynadığı kötü futbolla maçı kaybetti ve liderlik şansını tepti. Bu hafta nispeteden diğer takımlara göre şanslılar çünkü amaçı olmayan Ankaraspor ile oynayacaklar. Şampiyonluk isteyen bir takımın bu maçı kaybetmek gibi bir lüksü yok.
Fenerbahçe - Denizlispor
Haftaiçi medyada yazdığı kadarıyla Fenerbahçe bu maçta 2006 senesinde kaybettikleri şampiyonluğun intikamını almak için sahaya çıkacakmış. Denizlispor sezonun ikinci yarısında yabancı oyuncuları ve Mesut Bakkal'ın gelişiyle iyi futbol oynamaya çalışıyor. Bakalım Fenerbahçe intikamını alabilecek mi , yoksa Denizlispor sürpriz sayılabilecek puan kazancıyla biraz nefes alabilecek mi?
Eskişehirspor - Antalyaspor
Düşme hattındaki takımlar içerisinde ligde kalmasını en çok istediğim takım. Belki tarafsız olmamız gerek , ama zaten bir şeyler yazarak tarafız. Bu hafta inşallah 3 puan alırlar. Tabi Antalyaspor'a da haksızlık etmemek gerek. Özellikle Mehmet Özdilek ile iyi bir performas gösteriyorlar.
Kayserispor – Gaziantepspor
Ligin iki amaçsız takımının maçı. Zaten ligde pazar günü oynanacak tek maç. Bu takımların lig sıralaması lig sonu alacakları yayın hakkı parası dışında bir şeyi değiştirmeyecek. Ligin en defansif takımı Kayserispor umarım maçı fazla keyifsizleştirmez.
Daha önce de söylemeştim ben ligde Belediye takımlarının olmasından ziyade, şehir takımlarının olmasını istiyorum. Bunun ne Abdullah Avcı ve futbolcularla , ne de Aykut Kocaman ve futbolcularla bir ilgisi var. Bu sene umarım İBB, seneye de Ankaraspor takip eder onu. Bizim vergilerimizle spor desteklenecekse belediyeler gidip amatör branşları , hadi hiç olmadı futbol dışı branşları desteklesinler. Futboldaki ekonomiyi görüp de oradan rant sağlamanın, hele de halkın parası ile oğluna Başkancılık oynatmaya hiç kimsenin hakkı yok. Devlet bu saçmalığa ses çıkarmıyor, inşallah futbolun adaleti bu saçmalığı ve yanlışı düzeltir.
Maradona

7 Mayıs 2009 Perşembe

Finalin Adı Belli Oldu

20 mayıs günü İstanbul'da oynancak finalin adı Shakhtar Donetsk-Werder Bremen. Herkesin zaten bildiği Lucescu'yu yakından tanıdığımız gibi geyiklere girmeden bir şeyler söylemek istiyorum. Her ne kadar kağıt üzerinde takımların adı çok sükse yapmasa da bence bizi iyi bir maç bekliyor. Herşeyden öte ülkemizde oynancak olması bu finalin o bile heycanlandırıyor beni. Genelde çok alışkın değiliz özellikle futbolda böyle günlere ev sahipliği yapmaya. 2005 senesindeki o unutulmaz finalden sonra bu denli bir güne ikinci kez ev sahipliği yapıyoruz. İlkinin altından başarıyla kalkmıştık , ikincisi de gayet güzel olacak bence. Bunun ötesinde madem ki futbolu seviyoruz ve erkeğiz , şunu demeden geçemeyeceğim, gelecek takımlardan birisi malumunuz Ukrayna takımı. Cem Yılmaz ve Rıdvan Dilmen'in Ntv Spor'daki Kiev deplasmanıyla ilgili sohbetini hatırlayan vardır sanırım. Yani o hafta bu maçın heycanı dışında bir de Ukraynalı güzeller görme ihtimalimiz olacak ki heyecanlandırmıyor değil beni :) sanırım Marquinhos da aynısını düşünüyordur. Dil altı haplarımızı cebimizden eksik etmeden çıkalım mümkünse evden.




Werder Bremen Hamburg maçında meşalelerin yarattığı sis



Not: yani niyetimiz kötü değil, ayrıca umarım magandalar çıkıp ülkemizi rezil edecek işler yapmazlar



Maradona

Haftaiçi Futbol

O artık Flamengo'lu


Adriano

Adriano futbola ara verdiğini açıkladıktan sonra şimdi de dönersem ancak Brezilya'da Flamengo'da oynarım demiş. Onu şu futbol dünyasında neyin sıktığını çok merak ediyorum. Şan şöhretten mi sıkıldı acaba? Evime dönüp bir rahat rahat magazinsiz yaşayayım diye mi düşünüyor? Yoksa futboldan mı sıkıldı? Hep pas ,pas ,pas bir de şut nereye kadar demiştir belki de. Ya da 30'una kadar oynayıp yeterli parayı biriktirip ömrünün sonuna kadar tatil yapma planı vardır kim bilir? Belki de sektör değiştirecektir. Mutsuzdur top oynamaktan. Kendi işinin patronu olmak isteyebilir. Ama şunu bilsin ki Fotomaç Fotospor ve Fanatik gazatesi onun peşini bırakmaz.



Bank Asya Play Off

Ligde ilk ikinin ardından gelen 4 takım biliyorsunuz ki play off oynayacaklar. Bu maçlar Ankara'da oynanacakmış. Yenikent Stadı'nda oynanacak maçlar iki günde bitecek. Yani ilk maç sabahtan ikinci maç da stadın boşaltılıp yeniden doldurulmasıyla akşama oynanacak. Final maçı da 17 Mayısta. Bu maçları umarım televizyondan takip edebiliriz.


U 17
U 17 Futbol Şampiyonası Almanya'da devam ediyor.Millilerimiz de mücadele veriyor bu kupada. İlk maçta ev sahibine yenildik. Almanya 3 1 yendi Türkiye'yi. Almanya'nın teknik direktörü daha farklı kazanmamız gerekirdi dedi maçtan sonra. Bir dahaki maçımız Hollanda ile ve 9 Mayıs'ta saat 14 00'da. Eurosport maçları naklen yayınlıyor. Chelsea'li Gökhan Töre'yi ve diğer genç yetenkelerimizi bu ekrandan takip edebilirsiniz.Gruptaki bir diğer rakibimiz de İngiltere.


Marquinhos

Teşekkürler İniesta


Barça şu maçı vermek için her şeyi yaptı. Henry yok ve yerinde Eto'o var. Defans yok ve ortadaki Toure defansa çekildi. İniesta zaman zaman Henry'nin yerinde oynadı. İniesta da ortaya gelemeyecek diye Busquets ve Keita takviyesi yapıldı ortaya. Yani bozulan bir makine vardı bu akşam. O makineyi ikinici el yedek parçalarla yamaladı Guardiola. O yama tutmadı ama oyuna da hiçbir müdahalede bulunmadı genç teknik adam. Neden yedek kulübesindeki forvet adamları oyuna sürülmedi anlayamadım. Hiçbir şekilde risk almadı. Hadi kırmızı kart olmasaydı alacaktı diyelim ve iyimser olalım ama artık son on dakika gelmiş ama hala bir değişiklik yok. Yani makine gibi işleyen ve Real'e 6 gol atan takım bugün sahada yoktu.

Yine de İniesta biz futbol severleri düşündü diyelim. Drogba da buna yüzde yüzlük bir gol kaçırarak katkıda bulundu.

Chelsea her ne kadar defansif , bizi ekran başında sıkan , kimi zaman çamura yatan , kimi zaman vakit geçirmeye çalışan bir takım olsa da Barça'yı durdurabilen tek takım oldular. Bunu iki maçta da yaptılar. Ama maç boyunca çabalayan topla oynayan ve bize futbol izleten(ilk maç da dahil) ve finalde olmasını dilediğimiz takım Barcelona'ydı. Bu senenin efsane kadrosunu finalde izlemek lazımdı. İniesta dünya için büyük bir gol atmış oldu. Bize Man U Barça finalini hazırlayan İspanyol'a teşekkürler.


Not: Bu kadro finale kadar böyle kalırsa Barça'nın işi bu akşamkinden daha zor olacak.



Marquinhos

6 Mayıs 2009 Çarşamba

İniesta İniesta ve Londra Yasta

Dünden beri herkesin merakla beklediği maç bitti. Herkes bir şeyler tahmin ediyordu, ama sanırım kimse bu kadar dramatik bir sonu beklemiyordu. İlk maçta Chelsea Barcelona'yı oynatmamak için sahaya çıkmıştı ve bunu başarmıştı. Kadroları gördüğüm zaman bu sefer işleri daha kolay diye düşündüm açıkçası, çünkü defansın göbeğinde Puyol, Milito ve Marquez yoktu. Son zamanlarda Guardiola Galatasaray'ı fazla izlemiş olacak ki, Yaya Toure'yi defansın göbeğine çekti. Bence Sylvinho sol bekte Abidal göbekte ya da Caceres göbekte başlamalıydı. Neyse efendim maç başladı ve 9. dakikada inanılmaz bir gol attı Essien. Aradığı golü çok erken buldu Chelsea ve gene Hiddink'in taktiksel zekası ile Barcelona'yı kitlediler. Messi sağda solda ya da ortada hiç bir şekilde istediği alanları bulamadı. Eto'o sol çizgi ile kale arasında ezildi gitti. İkinci yarıya Guardiola değişiklik yapmadan başladı. Bence özellikle Busquets çok etkisizdi. Tamam anlıyorum çok inandığı bir sistemi var , ve bu sistemin dışına çıkmadan oynamak istiyor. Bugüne kadar bu istem çoğu maçta çalıştı o yüzden eleştirilecek hiçbir tarafı yok. Ama Guardiola bence bu gece zor anların hocası olmadığının işaretlerini verdi. Tabi çok acımasız olmamak lazım daha 38 yaşında ve ilk sezon için süper bir performans sergiliyor ama öte yandan bu maça müdahale etmekte zorlandı. İkinci yarıda 52. dakika da Drogba alışılmışın dışında bir gol kaçırdı ve sanki o maç kırılma noktası oldu. Akabinde gelen kırmızı kartla Barcelona 10 kişi kaldı. O zaman saha içinde bazı oyuncuların mevkilerini değiştirdi ama 85. dakikaya kadar oyuncu değiştirmedi. Belki gelen kartın da bir etkisi vardır ama bence zaten ikinci yarıya 1 değişiklikle başlaması gerekirdi. Neyse efendim sonra hepimizin mağlumu 90+3 te İniesta belki ilk kez okadar boş kaldı ve çok trajik bir gole imza attı. Barcelona'nın finale çıkmasından ve Manchester United-Barcelona finali izleyecek olmaktan çok mutluyum. Öte yandan Guardiola'nın bu maçı hak etmediğini düşünüyorum. Diğer tarafta ise Hiddink'in finale gidecek hoca performasını gösterdiğini ama oynattığı aşırı defansif ve zaman geçirme odaklı futbolun finali haketmediğini düşünüyorum. Öte yandan genelde burada hakemlerden neredeyse hiç konuşmuyoruz. Ama maçın hakemi vermediği penaltılarla ve çıkardığı kırmızı kartla çok kötü bir performans gösterdi.
Maçın bütün bu stresinin ötesinde çok ilginç bir şey yansıdı kameralara. Son on dakika içirisinde bir ara iki teknik adam birbirlerine sarılıp maçı kısa bir süreliğine öyle izlediler. Sanırım medeniyet biraz bu. Hem bize ,hem de birbirlerinin ellerini yüzlerine bakmadan sıkan Sir Alex Ferguson ile Arsene Wenger'e biraz örnek olurlar. Şimdi sabırsızlıkla bu sene Avrupa'da en güzel futbolu oynayan iki takımın maçını bekleyeceğiz.

Maradona

5 Mayıs 2009 Salı

Arsenal Manchester United

İlk finalist belli oldu. Mancester United Arsenal'i deplasmanda 3 1 mağlup ederek finale adlarını yazdırdılar. Maçı kaçırmış olanlar için kısaca anlatmak gerekirse, Arsenal'in sol bek oyuncusu Gibbs bir topu ıska geçerek ilk golü hediye etmiş oldu 8. dakikada. O golden 2 dakika sonra ise Ronaldo çok güzel bir gol attı serbest vuruştan. Daha sonra Arsenal ile Liverpool arasında oynanan 4 4 lük maçı referans alarak gene bir Arsenal dirilişi bekledim ama Arshavin'in olmayışını bir an için unutmuşum. Ben son senelerde bu kadar kötü oynayan bir Arsenal izlemedim dersem abartmış olmam. Maçtan önce turu geçmelerini zaten beklemiyordum , ama bu kadar kötü ve bir baskı kuramadan oynamalarını da beklemiyordum. Neyse efendim ikinci yarı başladı Arsenal suni baskılarla, korner ve yan toplarla bir şeyler yapmaya çalışırken, Mancester United inanılmaz bir hızlı hucuma çıktı. Ronalda ilk pası veren ve golu atan adam oldu. Koşular pasların zamanlamaları okadar güzeldi ki izlemeyenler bir zahmet netten bulup izlesinler golu. Neyse efendim, 3 sıfır olduktan sonra allahtan Flechter gereksiz bir penaltı yaptı da Arsenal aradığı golü buldu. ( yok öyle birşey o dakikadan sonra gelcek golün hayrı mı olur). Şimdi oyuncu değişikliklerini yazacağım, ve oradan asıl anlatmak istediğim noktaya geçeceğim.
Manchester'da oyuncu değişiklikleri: Anderson çıktı Giggs girdi, Evra çıktı Rafael girdi, Rooney çıktı Berbatov girdi oyuna.
Arsenal'de oyuncu değişiklikleri: Gibbs çıktı Eboue girdi, Walcott çıktı Bendtner girdi, Van Persie çıktı Vela girdi oyuna.

Bence maçın özeti bu. İki takımın kadroları arasında fark bu. İlk maçta az da olsa avantajlı olan Mancester'ın yedek klubesi , Arsenal'inkinden daha güçlü. Ayrıca zaten ilk 11 de daha güçlü.
Tabiki Arsene Wenger'in bu kişiye dayalı olmayan sistemine ve maliyeti düşük olan genç ilk 11'ine hayran olmamak elde değil. Ama bu takım sanırım daha fazlasını yapamaz. Son 4 yıldır hiç bir kupayı alamadılar zaten. Yani şunu sormak istiyorum, misal Alex Ferguson ile Arsene Wenger aralarında bir anlaşmaya varıyor ve istedikleri oyuncuları birbirlerinin takımından seçip alcaklar. Eğer çok iyimser olursak bu Arsenal takımından 3'ten fazla oyuncu Mancester'da oynar mı sürekli olarak? Arsene Wenger yıllardır çalışan ve eleştirmeyi aklımdan geçirmeyeceğim bir hoca. Ama azıcık oturup düşünmesi ve kendisini kendisiyle kıyaslaması lazım. Henry, Pires,Viera ve Bergkamp'lı kadrosu mu, yoksa bu kadro mu? Bence şu anki takımın üzerine 3 4 tane insiyatif alabilcek kapasitede oyuncu monte etmesi şart gibi. Yani tabi ki genç oyunculara şans vermek güzel bir şey ama misal Alex Ferguson genç yetiştirme ya da monte işini farklı bir şekilde yapıyor , ve son yıllarda daha başarılı gibi duruyor. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır ama biraz düşünse Arsene Wenger daha iyi olacak gibi.

Not: Arsenal Dosyası fikri geldi aklıma. Tabi Manchester için de lazım. Uzun yıllardır aynı hoca ile çalışan takımların, hangi dönemleri daha başarılı görmek lazım inceden. Bakalım başarabilcek miyim :) Alakasız olacak da Star Tv'nin bütün spikerlerinin sesi kısılsa da maçları daha normal şartlarda izleyebilsek.
Maradona