24 Mayıs 2009 Pazar

Barcelona Şampiyonluk Kutlaması











Onlar bunu fazlasıyla hakettiler. Büyük final öncesi , doyasıya eğlendiler Camp Nou'da taraftarlarının önünde. Ntv Spor hem maçı yayınladı, daha sonra da kutlamaları verdi Ntv üzerinden. Bütün futbolcular ve Guardiola eline mikrofon alıp bir şeyler söylediler. Özellikle Alves ve Pique şımardıkça şımardılar. Önlerinde iki hedef var,birisi çarşamba gecesi kupayı alıp gelmek, diğeri bu kadar büyük olmasa da bence ligdeki gol rekorunu kırmak. 1989-1990 sezonunda ezeli rakipleri Real Madrid 107 gol atmış. Onlar şimdi 104 goldeler. Bakalım son maçta işi ciddiye alıp bu rekoru da zorlayacaklar mı ?
Maradona

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Wolfsburg-Neuer Deutscher Meister






Şampiyonluk hakkında söylencek çok şey , sorulcak çok soru var. Ama onlar bugün çılgınca kutladılar bu şampiyonluğu. Kimsenin beklemediği bir şampiyonluktu bu. Grafite, Dzeko ve Misimovic başta olmak üzere bu şampiyonlukta emeği geçen her futbolcu ve Felix Magath Alman Ligi'nin tarihine geçtiler.

İhtimaller Denizi


Maradona bugün bana ligimizde bu sene çok enteresan bir son yaşanabileceğini anlattı. Belki bir fantazi ama bu sene şampiyon, play off maçları sonunda belli olabilir. Nasıl mı?

Sivas ve Beşiktaş'ın iki karşılaşması da berabere bitti. Attığı goller ve puanlar da birbirlerine çok yakın.Bu iki takım son haftayı aynı puan aynı gol sayısı ile bitirdiği taktirde bir play off oynanabilir. Acar muhabirimiz Maradona'nın yolladığı linkten baktığımda federasyonun kurallarında şunlar yazıyor.

-İlk kural şunu diyor: İki takım aynı puanla ligi bitirirse aralarında oynanan maçlardaki puan üstünlüğüne bakılır.Böyle bir üstünlük yok şu an.

-Puanlar eşitse gol üstünlüğüne bakılır o maçlardaki.E maçlar berabere bitmiş.

-Bundan sonra da gol averajına bakılır. İşte ihtimaller burada başlıyor. Puanlar aynı biterse ve aynı gol averajları varsa bu sefer de atılan gol sayısına bakılır.E bu da eşitse yine belirleyemedik şampiyonu.

-Bu şartlar varsa aralarında hükmen yenik olmayan şampiyon olur diyor kural.

-Yukarıdakilerin hiç biri yoksa da tek maçlı eleme sisteminden bir maç yapılır ve nihai sonuç belirlenir.

Şimdi ligdeki duruma bakalım:

Beşiktaş 2 puan önünde Sivas'ın. Yani aynı puanda bitme ihtimali yüksek.Averaj farkı sadece 2. Atılan golde ise Beşiktaş'ın 6 gol üstünlüğü var şu an. Evet farkındayım çok zor bir ihtimal bu play off fantazisi. Ama yüzüyoruz blog olarak ihtimaller denizinde.
Teşekkürler Maradona, sağolasın Türk Futbol'u.
Marquinhos

Haftasonu Futbol



Avrupa'da bazı şampiyonlar belli oldu ama , Almanya ve Fransa'da yarış tam gaz devam ediyor. Almanya'da son hafta Wolfsburg geçen hafta 5 golle galibiyete giderken, Bayern Munchen , berabere kalıp yarışta geriye düştü. Tabi bunlar olurken Kanal 24 Wolfsburg maçını vermedi; gitti Bayern Munchen maçını verdi, sadece gollerde küçük bir kare açtı aşağıya. Arada da Herta Berlin maçına döndü, eğer bu hafta da dönüşümlü yayında Wolfsburg maçını ağırlıklı olarak vermeyeceklerse internetin nimetlerinden faydalanıp izleyeceğiz gene maçı. Neyse efendim Wolfsburg 66, Bayern ve Stuttgart 64, Herta Berlin de 63 puanda. Wolfsburg'un rakibi Werder Bremen. Wolfsburg 3 puana yakın taraf ama maç sahada kazanılıyor. (Geçen haftaki Grafite ve Dzeko şovdan sonra neden hala böyle mantık içinde kalmaya çalışıyorum ben de bilmiyorum) Bayern ise aynı puanda olduğu Stuttgart ile oynuyor. Şampiyonluk kadar Şampiyonlar Ligi yarışı da var. Bu takımlardan maçı kaybeden ,Herta Berlin'in maçını kazanması halinde UEFA Avrupa Ligi'nde yoluna devam edecek seneye. O yüzden zevkli maç olacak gibi duruyor, ama dengesiz Bayern'e güvenip de güzel maç olur diyemiyorum. 63 puandaki Herta Berlin ise sürpriz bir çıkış peşinde , en azından Şampiyonlar Ligi'ne kalmak istiyorlar. Rakipleri lig sonuncusu Karlsruhe. Karlsruhe ise son bir umut maçı kazanıp 16. olmak ve play out'a kalmak istiyor. Onlarında gözü Cottbus ve Bielefeld'in oynıyacakları maçlarda olacak. Almanya'dada işler karışık anlayacağınız. Bu maçlar cumartesi saat 16:30'da oynanacak. Wolfsburg-Werder Bremen ve Bayern Munih - Stuttgart maçları dönüşümlü olarak Kanal 24'te.



Gelelim Fransa Ligi'ne. Geçen hafta Marsilya Lyon'a kaybetti ve bitime iki hafta kala avantaj Bordeaux'a geçti. Bordeaux bu hafta evinde Monaco ile oynayacak, Marsilya ise Nancy deplasmanına gidiyor. Bizim badem gözlümüz Eric Gerets, takımdan ayrılacağını şampiyonluk yarışının ortasında söyleyince dengesi bozuldu Marsilya'nın. Marsilya'nın bu seneki çıkışını görünce klasik olarak Gerets niye gönderildi diye düşünmeye başlamıştım, ama para için Arapların kuklası olmayı seçtiğini görünce düşüncelerim son buldu. Tamam çok para ama zaten bu adamlar çok parası olan adamlarsa , neden futbolun güzelliğini seçmektense paranın sıcaklığını seçerler bilmiyorum. Belki de çok naif ve salakça bakıyorum ama böyle. Bütün maçlar cumartesi 22:00'da oynancak Fransa Ligi'nde. Bordeaux-Monaco maçı saat 22:00'de Kanal A'dan naklen yayınlanacak.

Tabi yarışın bitmiş olduğu liglerde de ilginç ve kendinde önemli maçlar var. Mesela Tuncay düşecek mi kalacak mı? Daha doğrusu bir mucize olacak mı? Pazar günü oynanacak maçlar içinde Boro'nun kaderini etkileyecek maçlar şöyle: West Ham-Boro, Hull-Manchester United ve Aston Villa- Newcastle. Boro kendi maçını kazanıp rakiplerinin ikisinin de kaybetmesini bekleyecek. Olur mu , çok zor ama futbol bunun için güzel bir oyun. SporMax bu hafta Premier Lig maçı vermiyor , gene internet gene internet . Aslında benim için bunların dışına bir takım var ki ,onların da ne yapacağını çok merak ediyorum. Daha doğrusu sezonu Şampiyonlar Ligi'ne ulaşmış şekilde tamamlamalarını istiyorum. O da Atletico Madrid. Neden bilmiyorum, yıllardır bir hoş gözükürler gözlerime. Hatta ara ara Aragones Atletico Madrid'e dönecek diyolar, üzülüyorum, neyse bakalım. Ha bir de tabi ki Turkcell Super Lig maçları var. Bu hafta işim biraz zor olacak bu konuda. Marquinhos bir kaçamak yapıp Ege sahillerine atıyor kendini ve beni 8 maç ile baş başa bırakıyor. Onları da artık yarın başlarız konuşmaya. İyi hafta sonları.
Maradona

22 Mayıs 2009 Cuma

Güle Güle Tugay


Pazar günü veda ediyor Tugay. Avrupa'ya giden oyuncularımız içinde en istikrarlısı o. Önce kısa bir Rangers macerası yaşadı, ardından Blackburn'un değişmezleri arasında oldu. Herkes onu örnek gösteriyor şimdi. Ama şunu da merak etmeden duramıyorum. Tugay bu yaşta hala Galatasaray forması giyiyor olabilir miydi? Yoksa bizim medyamız onun üzerine 33-34 yaşında gitmeye başlayıp zorla bıraktırır mıydı futbolu. Bu konunun ayrı bir boyutu, ama koyu bir Galatasaraylı ve futbolsever olarak Tugay'a sonsuz teşekkürler. Pazar günkü maça ilk 11 başlayacağı Blackburn'un resmi sitesindeki Sam Allardyce'nin açıklamasında söyleniyor. Bakalım aktif futbol yaşamından sonra , menajerlik kariyerinde neler yaşayacak. Yolu açık olsun.
Maradona

Manchester Olmak Zor iş

Manchester United boss Sir Alex Ferguson is set to swoop for teenage Brazilian centre-back Jose Rodolfo Pires Ribeiro Dodo from Corinthians. The 17-year-old could end up costing United £5m. (Daily Mirror)
Ferguson is also watching 16-year-old Real Valladolid centre-back Victor Mongil, after being told the defender is one for the future. (Daily Mirror)

Yaza yaklaşırken , transfer haberleri havalarda uçuşuyor. Tabi ki imza törenini görmeden , kendimin bir takıma transfer olduğuna inanmam. Ama değil sadece Türkiye ile , bir çok büyük takımla aradaki farkı göstermek için bir örnek koydum yukarıya. Bizim ülkemizde kulüplerimizin adlarının çıktığı futbolcular genelde belli bir yaşın üzerinde ve genelde Avrupa'nın ikinci sınıf oyuncuları. Ama Alex Ferguson, 17 yaşındaki çocuklara büyük paralar verebiliyor. Tamam bütçelerimiz arasında farklar var biliyorum ama bizim kulüplerimiz geçtim bir genç oyuncuya bu paraları vermeyi, hernsene alt yapından ilk 11 zorlayacak kaç oyuncumuz oluyor A takımda. Neyse fazla dertlenmemek lazım sanırım. Belki bizdende bir gün bir şeyler değişir.

Maradona






Not: İngilizce bilmeyen takipçilerimiz için kısaca özetlemek gerekirse, Alex Ferguson, iki genç yeteneğin peşine düşmüş. Hatta birisi için 5 milyon pound verebilirmiş.

Başkanlara Mektubum Var


Blogumuzun göreceği ilk 4 büyük takımdan birisinin başkanlık seçimi bu pazar günü olacak. Ağırlıklı olarak son bir haftadır başkan adayları Sayın Aziz Yıldırım ve Sayın Şadan Kalkavan çeşitli medya organlarında açıklamalarda bulunuyorlar. Özellikle Aziz Yıldırım'ı bu kadar sık ekranda görmek alışık olduğumuz bir şey değil. İki başkan adayı da herkesin bildiği yakından tanıdığı kişiler. Aziz Yıldırım 11 sene 3 aydır takımın başında ve bugün Fenerbahçe tribünlerindeki 10 yaşında çocuk bile onun hatalarını biliyor, en azından medyada söylenenleri biliyor. Genellikle medyamız hatta daha da ileri gidersek kamuoyumuz genelde olayları iyi kötü, güzel çirkin diye keskin çizgiler ile ayırmaya çok meraklıdır. Hatta bunu o kadar hızlı ve keskin yaparlar ki bir sezon içinde ilk haftalarda kahraman olan birisi son haftalarda şartalan olur çıkar. (İlk aklıma gelen örnek Lincoln) Bu bağlamda da medya Aziz Yıldırım için bir şeyler söylüyor. Aziz Yıldırım'ı eleştirenlerin bile kabul ettiği bazı gerçekler var. 1997 senesinde 21 milyon dolar olan bütce şimdi 200 milyon Euro'nun üzerinde. Eski stadtan yıllık 3 milyon dolar kazanan kulüp şimdi 54 milyon Euro'ya yakın bir gelir elde ediyormuş. Olaya bu açıdan baktığımız zaman bu gelişmeleri küçümsemek saçmalamaktan öte olamaz. Hatta futbol dışı başarılara gelirsek, Fenerbahçe'nin basketbol başta olmak üzere diğer branşlarda ne kadar başarılı olduğunu ve bu başarıların geçmiş durumlara göre ne kadar geliştiğini herkes görüyor. 10 senede 4 kere şampiyon oldu diye kızılıyor Fenerbahçe'ye. Futbol eğer bir bilim olsaydı ya da mutlak verilerle açıklanabilecek bir olay, bu 10 senedeki şampiyonluk sayısı en ez 6 olurdu Fenerbahçe'nin. Bunu bir Galatasaraylı olarak söylüyorum. Denizli'de ve geçen sene kazandığımız şampiyonlukların bize yarardan çok zararı oldu, sürekli olarak yapılması gereken değişiklikler yapılamadı Galatasaray'da ama bunlara sonra değineceğiz. Ayrıca 3 büyüklerden bahsettiğimiz , hatta Trabzon ile 4 büyük olan(25 yıldır şampiyon olamasa da) bir ligde 10 sene içinde Fenerbahçe'nin 10 kere şampiyon olması mümkün değil. Her ne kadar ligimizde kaliteden bahsetmekte zorlansak da burası İskoçya Ligi değil. Sakın yanlış anlaşılmasın Aziz Yıldırım'ın futbol konusunda başarılı olduğunu savunmuyorum. 3 noktaya dikkat çekmek istiyorum Aziz Yıldırım'ın yanlışları ile ilgili. 1.si o bu takımın ruhunu sattı iki sene içinde. Ümit Özat, Appiah, Tuncay ve Aurello ile bir şekilde yollar ayrıldı ve yerlerine Maldonada, Josico, Ali Bilgin, Burak Yılmaz ve Roberto Carlos gibi isimler alındı. Bu isimler içinde Carlos dışında Fenerbahçe formasını hak eden kimse yok bence. 2 yanlışı iki kere yaptı. Önce Daum ile sonra da Zico ile yolları ayırarak. Tamam bizim futbol kültürümüzde istikrardan fazla söz edilemez, sezon içinde 2 hoca Anadolu Kulüplerimiz için normal sayılırken, şampiyonluğa giden takımlarımızda 2 seneden fazla bir hocanın sezonu tamamladığı parmakla sayılcak kadar azdır. Ama gözden kaçırılan büyük takımlarımızdan birisi bir hoca ile 3 ve daha üzeri sezon geçirdiyse mutlaka o takım için tarihi başarılar yakalanmıştır. 3 yanlışı ise bu sene sezon ortasında Alex ve Devid ile sözleşme uzatarak ve bugüne kadar Alex'in ya da başka bir değişle Brezilyalılar çetesinin bu kadar ön plana çıkmasına izin vererek yaptı. Alex'in istatiklikleri ortada, bugüne kadar Fenerbahçe için yaptıkları da ortada ama şu bir gerçek bence , eğer Fenerbahçe'nin hedefinde Avrupa kupalarında bir başarı arzusu varsa bu iş Alex ile olmaz. Bu sene derbilerin çoğunu Alex olmadan kazanan Fenerbahçe bunun en güzel örneği bence.
Ben insan olarak Aziz Yıldırım'ı antipatik bulan ve sevmeyen bir insanım. Zaten benim sevmemem hiç bir şeyi değiştirmeyeceği gibi, doğruları da söylememe engel değil. Gelelim öbür tarafa Şadan Kalkavan'a. Proje olarak ne diyor Şadan Kalkavan? Aziz Yıldırım'ın yanlışlarını ortaya koymaktan başka ne yapıyor? Sadece bir yerde "Scouting" sisteminden bahsetti, onun dışında da hiç bir şey koymadı ortaya. Genelde yurt dışında başkanlık yarışlarını aşırı takip eden biri değilim, ama örneğin Real Madrid seçimlerinden önce başkan adayları en azından transfer sözleri verirler ve bunları tutarlar. Bizde ise genel olarak toplumsal mualefet kültürsüzlüğümüzden olsa gerek Şadan Kalkavan projelerini açıklamıyor, hatta iki adayın listesi bile açıklanmadı hala. Aziz Yıldırım da çok riskli bir söz verdi camiaya. 3 senede 3 şampiyonluk. Ben bu seçim özelinde genel olarak futbolomuzdaki plansızlığa isyan etmek istiyorum artık. Başarının tek ölçüsünün şampiyonluk olduğu bir ülkede , bu şampiyonluk baskısı kulüplerimizi uzun vadeli plan yapmaktan, yıldızı sönmüş Avrupa futbolu artıklarını alıp parlatmaya calışmak yerine, gelecek vaad eden gençleri kadrolarına katmasını engelliyor. Tabi ki Aziz Yıldırım'ın ya da diğer kulüp başkanlarının çok yanlışı vardır. Ama bu yanlışların tek suçlusu onlar değil. Bütün bu futbol sistemimiz suçlu. 220 milyon Euro bütçesi olan Fenerbahçe bence en radikal kararları alabilcek güce sahip kulüplerimizden birisi. Günü kurtarcak işlerden kurtulup, umarım uzun vadeli planlar yaparlar futbol idaresinde. Bu eleştirilerim ya da söylediklerim sadece Fenerbahçe için değil bütün takımlarımız için geçerli. Sadece hafta sonu seçim var diye Fenerbahçe özelinde bir yazı oldu bu.

Maradona

21 Mayıs 2009 Perşembe

İnönü'de Rekor

Şu ana kadar gördüğüm ve satın aldığım en pahalı kale arkası bileti 66 lira ile Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'na aitti. Ama Beşiktaş bu konuda bir rekora imza attı sanırım. Yamuluyorsam ne olur beni buradan düzeltin.Eski açık bilet fiyatı bile 90 lira. Nou Camp ve NBA fiyatlarına yaklaşıyoruz haberiniz olsun.


BJK - GS
vip üst b-e: 750 tl
vip üst a-f: 500 tl
vip alt a-f: 425 tl
vip alt b-e: 450 tl
vip alt c-d: 500 tl
numaralı orta: 425 tl
numaralı kenar: 375 tl
kapalı üst: 300 tl
kapalı alt: 250 tl
yeni açık: 90 tl
eski açık: 90 tl
"rakip takım": (eski açık) 90 tl

20 Mayıs 2009 Çarşamba

UEFA'da Son Final


Hepimizin malumu , bu gece İstanbul Uefa kupasının bu formattaki son finaline ev sahipliği yapacak. Önce fuar kupasıydı, şimdi Uefa kupası, seneye ise Uefa Avrupa Ligi. O yüzden maçın böyle de bir anlamı var. Bu kupanın gerçeğini müzesine koyabilmek bir takımın kupayı farklı zamanlarda 5 kez, ya da üst üste 3 kez kazanması şartı vardı. O yüzden kupanın orjinaline hiç bir takım sahip değil. İstanbul daha önce de bir Şampiyonlar Ligi finaline ev sahipliği yapmıştı ve unutulmaz bir final maçı oynanmıştı. Bu geceki maçın da o kadar heyecanlı olmasını ve güzel futbol izlemek istiyorum. Gelelim maça. Bir tarafta Werder Bremen, diğer yanda ise bir tanıdığın çalıştırdığı Shakhtar. İki teknik adam da dün basın toplantılarını yaptilar. Lucescu'ya bu ülkenin vakti zamanında çok büyük haksızlık yaptığını bu haksızlık sonucunda da onun hırçınlaşıp ülkeden giderken ve gittikten sonra da sertleştiğini düşünüyorum. Ama dün izlediğim ve okuduğum kadarı ile daha sakin bir Lucescu varmış. Bu bence en büyük avantajı Shakhtar'ın. Türkiye'de kazanması gereken her puanı kazandı Lucescu işler futbol dahilinde yürüdüğü sürece. (Beşiktaş'taki son sezonunda vardı bir işler) Galatasaray ve Beşiktaş ile oynadığı Avrupa maçlarını düşününce bu gece de finali kazanabilceğine yürekten inanıyorum. Kadrosu belki Werder Bremen kadar iyi değil. Ama o ne yok kadrolarla ne maçlar oynadı. Öte taraftan Werder Bremen'de ise Diego cezalı yerine Mesut oynayacak. İçimde az da olsa bir korku var stadtaki Türk taraftarın Mesut'a karşı tekpili olcağına dair. Ama umarım bu korkularım yersiz çıkar. Bremen bu sene Bundes Liga'da hiç iyi durumda değil , güzel futbol oynuyorlar. Açıkcası bu final İstanbul'da oynanmasa beni bu kadar heyecanlandırmazdı. Umarım gerçekten organizasyon Şampiyonlar Ligi finalinde olduğu gibi güzel geçer ve hem futbol hem de biz kazanırız.


Maradona

Başkan Adayları ve Revizyon

Sabah kalktım ve ilk işim olan gazete okumaya başladım. Milliyet Spor, Türk gazeteleri içinde haberlerine en güvediğim spor bölümüdür. Yazarları da zaten bu güveni bana sağlıyor. Bilgin Gökberk, Rıdvan Dilmen , Mehmet Demirkol ve Uğur Meleke'yi okutuyor bu gazete bizlere.

Bugünkü manşet ise şöyle: "Brezilya Rüzgarı Diniyor". Geçtiğimiz hafta Aziz Yıldırım büyük bir tanıtımla, görev süresince yaptıklarını medya ile paylaştı. Bütçe gerçekten çok büyümüş. Bu bir Aziz Yıldırım yalanı olabilir mi diye düşünüyorum ama para ligindeki yerimiz ve dünya basının da bu bütçeyi konuşması bunun yalan olmayacağını bana gösteriyor. Borç meselesi ise hiç açılmadı tabi bu toplantıda ama sanırım borç bir mesele olsaydı takımda, ilk olarak medyaya sızardı diye düşünüyorum zamanında Galatasaray'ın borcuyla uğraşıldığı gibi.

Daha sonra Şadan Kalkavan yanına Hakan Bilal Kutlualp ve Selim Soydan'ı alarak başkanlığa aday olduğunu açıkladı ve kulübün borcunun çok olduğunu ve sportif başarının bir türlü yakalanamadığını söyledi. Bir başkan adayı sportif kelimesini sadece futbolla özdeşleştiriyorsa zaten bize hiç başkan olmasın. Tek konuştuğu futboldu basın toplantısında. Futbol konusunda gayet haklıydı bence. En çok Galatasaray şampiyonluğu görmüş bir başkanımız olduğunu söyledi ki haklı. Avrupa'da başarı sadece bir senede olabildi o da doğru.(Tabi gruplarda bu seneye kadar artan bir performans vardı ama bu sene o da yok oldu) Ne zaman takım istikrara yürüse başkan gitti onu da bozdu. Bu da doğru maalesef. Hatta belki başkanın süresi dolmuştur bile ama yerini basın toplantısında sadece futbol konuşan bir adam alacaksa lütfen Aziz Başkan devam etsin.

Revizyon sözleriyle gündeme damga vuran Aziz Yıldırım Milliyet'te çıkan habere göre Alex , Carlos ve Deivid'in sözleşmesini feshetmiş.Bu habere inanılmaz derecede sevindim. Fenerbahçe'de bir revizyona gidilecekse ve bu 3 oyuncu bu revizyonun içinde yer almayacaksa gerçekten komik bir revizyon olmuş olacak. İsimlere tek tek baktığımda Alex'in taraftarın gönlünde çok ayrı bir yerde olduğunu görüyorum. Fener tarihinin en değerli yabancısıdır Alex. Attırdığı goller ve attığı enfes gollerle Hagi ile karşılaştırılabilen bir topçu olabilmiştir. Ama orta sahanın da direncini çok azalttığı bir gerçek. Hele bu seneki ortasahada ,öne bir de Alex konunca iyice dirençsiz bir hal aldı kadro. Alex'in de bu seneki sakatlık ve form durumlarını biliyoruz. Bence Alex'in takımda yarattığı en önemli sorun da onunla oynayınca iki santraforla oynayamamamız. İki kere oynadık. Birinde Arsenal'den 5 yedik, diğerinde ise Beşiktaş'tan son yarım saatte 3 gol yedik ve kupadan olduk. Bu düzen ayrıca Türk futbol tarihinin en verimli forvet oyuncularından olan Semih'i yedekte bırakıyor. Onu da köreltiyor.

Belki Carlos bu 3lünün arasında en çok çalışandı bu sene. Goller attı, freekickten goller attırdı, yaşına bakmadan hücuma çıktı sürekli, takım gol atamayınca o defanstan çıkıp denedi şansını vs... Ama bu sene ,yaş olacak 35 ve bir sol kanat oyuncusu için bence geç bir yaş bu ve bu sene bile yavaş yavaş bittiğini gösterdi Carlos bize.

Deivid de bu senenin en gamsız futbolcuları arasında. Geçen seneki Aurellio'lu kadroda Alex ve Deivid'in savaşmayan özelliği çok da göze batmıyordu. Aurellio yeterli savaşı veriyordu çünkü ortasahada ve hem defansı hem de gamsız Brezilyalıları rahatlatıyordu. Ama bu sene ikisinin de foyaları çıktı ortaya.

Bu haber tabi ki bir ihtimal ve ben de bu ihtimal üzerine konuşuyorum ama başkan gerçek bir revizyon yapıp bu oyunculardan kurtulup yerlerine savaşan oyuncular alacaksa gerçekten ben Aziz başkanla 3 sene daha devam etmeye varım bir taraftar olarak. Tabi Maldonado ve Josico isimli futbolcular da var ki bunların isimleri gazetelere çıkmadan takımdan gönderilmeli. Ayrıca bu takımda düzgün bir başkan adayı çıkmayacak mı diye çok merak ediyorum. Yönetimin içinden bir Ali Koç ne zaman başkanlığa adaylığını koyabilecek acaba?

Marquinhos