19 Aralık 2009 Cumartesi

Kasımpaşa - Manisaspor

Soğuk bir İstanbul gününde, Yılmaz Vural ve takımını izlemek için yola düştüm. Tabi bu takımın karşısında son haftaların formda ekibi, en azından iki büyük takımdan 2 puan almayı başaran ve yaptığı tam saha baskı ve sahayı kaplamaları ile rakiplerine kök söktüren bir Manisa var. Üst üste Trabzon ve Fenerbahçe'yi yenen üzerine enteresan hakem kararları ile önce Sivas ile 2-2 , sonra da Diyarbakır ile 2-2 berabere kalan Kasımpaşa'nın ligin ilk yarısını nasıl bitireceğini merak ediyordum. Geçen hafta Cenk İşler'in niçin oyundan atıldığını anlayan varsa , rica ediyorum bizi de aydınlatsın.

A blok sıra 14 koltuk no 51'den izlenimlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Hava buz gibi, tribünlere güneş gelmiyor, ellerim ve ayaklarım üşüdükçe çay içiyorum. Artık akıllandım, deplasman takımının tribünü daha çok güneş alıyor, eğer rakip takımın taraftarı az olursa, ben de o tribüne gideceğim. İlk takıldığım konu şudur. Kasımpaşa maçlarında stad anonslarını yapan beyfendi niçin Türkçe okuma özürlüdür ? Takım kadroları, gol anonsları, değişiklikler hepsinde bir panik ve titreyen ses.

Neyse efendim, Paşa maça hızlı başlıyor, 19'da Moritz 24'te Gökhan attı golleri. Moritz'in golü beleşti, ama Gökhan ceza sahası dışından güzel vurdu. Bu yokluklar içinde Bursaspor niçin Gökhan'ın gitmesine izin verdi? Her sezon bence 10 golü garanti Gökhan'ın. Maç 2 olduktan sonra, Yılmaz Hoca Murat ve Yekta'nın yerini değiştirdi. Orta alanda Emre Toraman, zaman zaman kötü pas dağıttı. İlk yarıda özellikle 30 ila 40 arasında ise Murat Erdoğan rezil ötesi bencillikler yaptı. Manisa için işler hiç iyi gitmezken, Mesut Bakkal önce Kemal'in yerine Ergin'i oyuna aldı. 42. dakikada ise Kasımpaşalı Ergün kendi kalesine gol attı. Sivas maçında da kaleci Tolga 2. golü kendi kalesine atmıştı.

İkinci yarı ise açıkçası Kasımpaşa 60-65'e kadar kaybetmek için elinden geleni yaptı. Allahtan Isaac , Mehmet Güven ve Yiğit o kadar kötü pas ve dribbling tercihleri yapıyorlardı ki, adam gibi atak olgunlaştıramadılar. 57. dakikada Mehmet Güven yerini geçen haftanın beğenilen oyuncularından Yiğit Gökoğlan'a bıraktı. Ben artık Yılmaz Vural ne zaman Murat'ı oyundan alaçak diye beklerken, 73'de çift değişiklik ile hem Yekta hem de Murat'ı çıkardı oyundan Yılmaz Vural. Bence Yekta en azından 80'e kadar kalmalıydı. Bu değişiklik sonrası takıma bir hareket geldi. 3 gol ile maçı bitirdiler. Hatta son dakikalarda biraz dikkatli olsalar 4 ve 5'i bulurlardı o ayrı. Son olarak bir Galatasaraylı olarak Yaser ve Mehmet Güven için üzüldüm. Bu kadar kötü futbol oynanmaz.

Mesut Bakkal'ın talebeleri orta alanda çok mücadele ettiler, ama Yetka , Murat Erdoğan ve Emre Toraman değişik bir 3lü. Sol bek Ergün ile sağ bek Keller normal bek değil de sanki Fm'deki "wing back" gibi oynuyor. Böylece ortasaha zaman zaman 6 kişiden oluşuyor. Moritz gol dışında hiç yoktu, golde de zaten top önünde kaldı. Gökhan ve Şahin ileride iyi çalıştı.

Kasımpaşa 4 4 2 gibi diziliyor sahaya, ama bu dizilişten ziyade ayağa oynamaları, genelde top şişirmemeleri izlenir bir takım yapıyor Paşa'yı. Fakat bir eksiklikleri oyunun yönünü değiştirmede. Eğer bu konuda biraz daha hızlanırlarsa seyrine doyum olmaz bir takım olurlar.

Sevgiler Saygılar.

Maradona

18 Aralık 2009 Cuma

Rakipler Belli Oldu !!

Atletico Madrid-Galatasaray / Everton-S.Lisbon
Lille-Fenerbahçe / Liverpool-Unirea Urziceni
Hamburg-PSV / Athletic Bilbao-Anderlecht
Rubin Kazan-Hapoel Tel Aviv / Villarreal-Wolsburg
Hertha Berlin-Benfica / Kopenhag-Marsilya
Panathinaikos-Roma / Standard Liege-Salzburg
Brugge-Valencia / Twente-Werder Bremen
Ajax-Juventus / Fulham-Shakhtar Donetsk

18 ve 25 şubatta ilk tur maçları oynancak. İki temsilcimiz de ilk maçlarını deplasmanda oynayacak ve bence bu rakiplerle ilk maçların dışarıda olması iyi. Atletico Madrid malumunuz bu sezon çok formsuz, Şampiyonlar Ligi'nden 3 puan ile geldiler. Lille ise son haftaların Avrup'daki en formda takımlarından. İşimiz zor, ama büyük takım olmak istiyorsak, elememiz lazım. Ben kendi adıma çok mutluyum, 5 senedir Fm'de sürekli Atletico Madrid ile oynayan bir insan evladı olarak sevdiğim bütün oyuncuları göreceğim. Daha ayrıntılı yazıları maçlardan önce bulursunuz zaten blogumuzda.

Maradona

Cimbom'a Madrid, Fener'e Lille




O kadar enteresan bir kurra ki bu, bir takımın adı büyük, performansı düşük; diğer takımın ise adı küçük, performansı büyük. Atletico Madrid şu anda lig 14üncüsü. Lille ise ligde bu sene fırtına gibi desek yeridir. Lille şu anda lig 5incisi ama son haftalardaki performansları korkutucu Fener adına. Tabii bu iki takım bizimle oynayacağı maçlara kadar nasıl bir form grafiği izler ve bize ne durumda gelirler göreceğiz. İki takımımıza da başarılar. Maradona'nın da dediği gibi ayrıntılı incelemelerlerle beraber olacağız.

ŞAMPİYONLAR LİGİ 2. TUR EŞLEŞMELERİ DE ŞÖYLE:
Stuttgart - Barcelona
Olympiakos - Bordeaux
Inter - Chelsea
Bayern Münih - Fiorentina
CSKA Moskova - Sevilla
Lyon - Real Madrid
Porto - Arsenal
Milan - Manchester United


Marquinhos

15 Aralık 2009 Salı

Dünya Kupası Grupları D grubu

Bugün D grubunu yazıyorum. Bu grubun önemli takımı her turnuvada beğenilmeyen futbol oynayıp her zaman iyi yerlere gelen takım olan Almanya. Diğer takımlar Avustralya , Sırbistan ve Gana.

Almanya : Her zamanki gibi yine favori. Bana göre önceki senelere göre daha da favori. Ballack'ın milli takımı bırakma sinyalleri verdiğini unutmayalım. Almanya ona bir güzellik yapıp turnuvayı sonladırmak isteyecektir.
Fifa Sıralaması : 6 Puanı : 1170
Yıldız Oyuncuları : Michael Ballack , Miroslav Klose
Dikkat Çekebilecek Oyuncu : Mesut Özil
Bizimle Alakası : Joachim Löw'ün Fb macerası ve kupa sonrası bizim milli takımın başına geçmesi ile ilgili dedikodular.

Avustralya : Bu sefer kupaya okynusya elemeleriyle değil de Asya elemeleriyle gelen takım yine kupanın en güzel renklerinden biri olacak. Bu gruptan çıkma şansları yüksek.
Fifa Sıralaması : 21 Puanı : 863
Yıldız Oyuncuları : Harry Kewell , Tim Cahill
Dikkat Çekebilecek Oyuncu : Spesifik bir isim vermek doğru olamz fakat Premier lig takımlarının genç oyuncuları burada yer alacak. Dikkat etmek lazım.
Bizimle Alakası : Dünya Kupası'nda yer alan ülkelerden , ülkemizden en çok futbolcunun yer aldığı milli takımlardan biri , diğeri Gine.

Sırbistan : Belki de kupanın yaş ortalamsı en düşük olacak takımı. Genç futbolcularla, Stankoviç gibi tecrübeli yıldızları kaynaştırmış bir takım olarak bir şeyler yapabilir ve büyük sürprizlere yol açabilirler.
Fifa Sıralaması : 20 Puan : 900
Yıldız Oyuncular : Dejan Stanković , Nemanja Vidić
Dikkat Çekebilecek Oyuncu : Zoran Tošić
Bizimle Alakası : Teknik Direktör Radomir Antić'in eskilerden Fb'de oynamış olması. Sık sık teknik direktör arayışlarında Fb ile adı anılır.

Gana: Katıldıkları 2. Dünya Kupası'nda şans arayacaklar. Essien üstüne kurulu bir futbolları var. Bu onları bir yere kadar taşıyabilir. Biraz çabalarlarsa grup 2.liği hayal değil.
Fifa Sıralaması :37 Puan : 739
Yıldız Oyuncular : Michael Essien , Sulley Muntari
Dikkat Çekebilecek Oyuncular : Dominic Adiyiah
Bizimle Alakası : Appiah ve Kingson'un ligimize konuk olması. Kingston olarak biliyordum fakat Kingson'muş.

Saygılar. Trakedi


14 Aralık 2009 Pazartesi

Mustafa Denizli ve Nihat


Maç yazısını yazana kadar duygularımı bu çalışma ile dile getirme arzusundayım....

13 Aralık 2009 Pazar

Fenerbahçe (Son Durum)

Ankaragücü maçını yarım yamalak izledim. Caddede bir mekanda, gözlüklerim olmadan maç izlemek ilginç bir deneyimdi. Fener maçı aldı. Bu sadece moral verecek takıma. Hiç bir ayıbını kapayamayacak.

Ayıplar geçen hafta başladı. Doğrulanmayan veya yalanlanmayan bir sex skandalı var. Bence futbolcu grup sex de yapabilir ya da gece sabaha kadar içki de içebilir. Burada bir sorun yok. Ama eğer bu yüzden antrenmana geç gelir ya da bu yüzden kendine zarar verirse buarda bir sorun var. Önder ve Kazım da kendilerine zarar verdiler. Bu çalıştıkları şirkete de bir zarardır. Bu zarar para cezası ile karşılanabilir. Fakat bu adam bu işi bir daha yaparsa, ki burada grup sexten değil kendine zarar vermesinden bahsediyorum, takımdan kovulmalıdır. İlk hatada da kovan olabilir onu da haklı bulurum. Fakat dediğim gibi eğer adam gece sexini yapıp içkisini içip ertesi gün aslan gibi topunu oynuyorsa diyecek bir şeyimiz olamaz.

Kazım bu sene Daum'la kendini bulmuştu. En azından basın böyle diyordu. Ben hala bir ortasını göremedim isabetli ama neyse. Gol atıyordu ya onlara kafi. Hal öyleyken de bu adam gecelere akıp sex partisi veriyordu. Erkek sonuçta. Yapacaktır. Ne zaman Bjk derbisinde bir şey yapamadı o zaman eleştiriler geldi ve en sonunda skandallara kadar açıklandı. İyi de oldu. Kazım'ın kanat oynayabildiğini savunanlardan biraz olsun uzaklaştık.

Kazım gitti düzeldi mi sağ kanat? Hayır tabii ki. Mehmet Topuz çok olumlu bir şekilde ileri oynuyor, şut çekiyor ama kanadı çalıştırmayı bilemiyor. Gökhan da orada yalnız kalıyor ve bir kanat düşüyor. E sola bakalım. Santos gol atıyor iyi hoş ama ortası yok denecek kadar az. Son maçta Özer vardı. En azından mücadele gücü daha yüksekti. Hep ileriye oynama hevesinde ve de bu takıma çok olumlu yansıdı.

Takımda Özer, Alex, Guiza, Topuz ve Cristian da ileriye oynamayı düşününce pozisyonlar geldi tabii ki. Fakat Selçuk arkadaşımız...

Daha sonra Daum Selçuk'u aldı ve iki forvete döndü. Baklavaya döndü yani. Bu sefer baklavada ileriye oynayan adamların çokluğu takıma golü de getirdi. Ben bir gol daha atarız şimdi derken korkak teknik adamımız Daum hemen Deniz'i aldı.

Defans yine çok pozisyon veriyor. Özellikle Carlos iki senedir çok kötü. Arada bir ya da iki maç iyi oynamıştır belki. Gitmesi, defansın toparlanmasında büyük rol oynayacak. Oraya gelecek Santos orayı toparlar sanırım. Orada oynaması onun da milli takıma dönmesini sağlar. Öne de bence bir adam alınmalı. Daum, Özer'i yedek tutmaya devam edecek çünkü eminim.

Sağ kanadın da revizyona ihtiyacı var. Gökhan'la oynayabilecek onunla anlaşabilecek biri lazım. Topuz anlaşmıyor. Kanadın sahaya ait olduğundan bile habersiz. Eski Deivid'i arıyoruz orada. Özer o kanada da yardım edebilir. Ama biraz daha Topuz izleyeceğimiz garanti o kanatta.

Forvet hattında ise umarım bu transfer döneminde mantıklı bir takviye yapılır ve umarım Guiza gider. Semih direk ve uzun dönem oynamalı ki eski formuna dönsün. Yok Daum onu oynatmayacasa yabancı hakkı bir forvetle dolsun.

Bu maçın artılarından biri Fener'in mücadelesi. Bırakmadılar mücadeleyi. Puanı da hak ettiler. Uefa'nın extra iki hakemi sanırım işe yarayacak. Bu sistem, liglerimize hemen gelmeli.

not: Ntvspor'daki Van Der Vaart Fener ile anlaştı haberinin üzerine bir açıklama gelmedi sanırım. İlerleyen günlerde bu da açığa çıkar.

Marquinhos

Fenerbahçe 3 Ankaragücü 2

Uzun süredir aslında bir Fenerbahçe maçı hakkında bir şeyler yazmak istiyordum. Ama Marquinhos yazdığı için iki aynı konulu yazı olmasın diye yazmıyordum. Marquinhos'un işi olunca meydan bana kaldı. Bakalım bir Galatasaraylı olarak dünkü maç için neler söyleyeceğim, ve Marqi ne diyecek bakalım ?

Herr Daum maça sakat ve cezalı oyuncularından geriye kalan takımı gene yine yeniden tek forvet çıkardı maça. Aslında forvet sayısı mesele değil burada, bir de takımı sahaya sürerken, "Aman çocuklar, yarı sahayı çok geçmeyin, bir tane atın üzerine yatın" demeyi ihmal etmemiş. Bir Galatasaraylı olarak ben Fenerbahçe'nin başında olsam, bu takım ile ofans futbolu resitali izlettiririm. Zaten sırf ben değil, dünya üzerinde Zico gibi basit bir stajyer adamın neler yapabileceğini gördük. Her Fenerbahçe maçında önce Fenerbahçe Zico'yu gönderdi diye dua ediyorum, sonra da Gürçan Bilgiç başta olmak üzere , hayatlarında "Çeyrek Final" görmemiş ve görmeyi hedeflemeyen zihniyetsizlerin maçları izlerken neler düşündüğünü merak ediyorum.

Maça Daum'un direktiflerinin aksine baskın başladı Fenerbahçe, bunda orta sahası dirençsiz Ankaragücü'nün de yardımı oldu. İlk yarı Özer yerini yadırgadı, fakat bu yerini yadırgayışta Carlos'un payı da büyüktü. Bir kere ikili oynamadı Özer'le. Asıl komedi haftaya ligimizde olmayak Carlos niçin bu takımın formasını giyer hala? Daum kısa vadeli düşüncenin kitabını yazıyor. Fenerbahçe'nin geleceği için değil bir adım, aklından 1 dakika düşünce geçirmediğine eminim. Aynı şeyi Lugano imza atar atmaz, maça çıkınca da hissetmiştim. İlk yarının ise en çalışkan ismi Gökhan'dı Fenerbahçe adına. İlk golde katkısı çok büyük. Tabii ilk golde Alex'i izleyen Metin'in de katkısı büyük.

Ben eğer Fenerbahçe'ye karşı sahaya çıkartacak olsam bir takımı, iki adama önlem alırım. 1 tab ki Alex, iki orta sahadan Alex'e top atması en muhtemel adama. Bu ikinci adam sağlıklı iken Emre oluyor misal. Ankaragücü Hocası ise, Alex'e değil önlem almak, Fenerbahçe'de Alex diye bir adamın varlığını unutmuş. Fenerbahçe 1-0 öne geçti ve hemen geri çekildi.

Daha sonra Ankaragücü adım adım ileri çıkmaya başladı. Aydın Karabulut, maç boyu çok iyiydi. Tabii ikinci yarıda bir iki bencilliğini saymazsak. Ankaragücü'nün 10 numarası, sanırım da yeni Ceyhun'u Metin ilk yarı boyunca attığı isabetsiz paslardan sonra Vassel'e çok şık bir pas attı ve ligimizin ofsayt bozma uzmanı Roberto Carlos golü hediye etti. Maçın ilk yarısı 1-1 bitti. Twitter'a "Özer'e ilk kim sallayacak acaba " kıvamında bir şeyler yazdım ve bunun 2 dakika sonrasında Semih Yuvakuran, "Özer çıkmalı yerine Uğur Boral girmeli dedi". Futbolumuzun geleceği olması muhtemel bir ismine sabrımız uzatmalarla beraber 48 dakika. Aynı Semih çıkıp sonra "Acaba biz niye gençlerimizi oynatamıyoruz" diyor. Acaba sizin gibi sabırsız futbol ulemaları yüzünden olabilir mi?

Maç 1-1 ve ikinci yarı başladı. Sahada eğer oynarsa Fenerbahçe'yi zorlayabilceğine inanmış bir Ankaragücü var. Ve 2. golü buluyor. Son haftaların kötü gidişine 2-1'lik skor eklenince , "gene mi acaba" diyor insan. Fakat sahneye bu işlerin kralı , şu an ligimizde oynayan en istatistikli futbolcusu Alex çıkıyor. Alex'e bir de Özer ekleniyor ve süper bir pas ve koşu ile 2. gol geliyor. Acaba Özer o pası atarken, sevgili Semih Yuvakuran ne düşündü? Bakın yanlış anlaşılmasın, ben Özer ilk yarıda süper işler yaptı demiyorum, sadece sabırlı olmamız lazım diyorum. 2-2'den sonra açıkçası Ankaragücü daha net pozisyonlar yakaladı. Bazen zamanlaması kötü paslar, bazen direkler izin vermedi. Sonra bir kornerden geçenin kahramanı Guiza oldu. İşte bende film burada koptu. Çünkü Daum kendi evinde son 5 dakikayı bile çift forvet oynatacak yürekte değil. Hemen Guiza Deniz değişikliği ile kendi sahasına çekti takımı.

Sonra ise malum verilmeyen gol. Şimdi ben burada geçen haftaki Aziz Yıldırım'ın söylemleriyle bu kararı birleştirmiyorum, çünkü bizim yardımcı hakemlerimiz sezon başından beri o kadar çok hatalı karara imza attılar ki. Dün Galatasaray yazımda belirttiğim gibi , bizim hakemlere acil şifalar diliyorum.

Daum devre arasında federasyona oyun kurallarında bir değişiklik için başvuracak gibi geliyor bana bazen. Son 10 dakikayı çift kaleci ile tamamlamak için izin isteyecek. Ama 3 senelik şampiyonluk sözü ve günlük kaygılar birleşince takımı ancak Daum gibi bir vizyonsuza emanet edebilir insan, biz ise ancak ve ancak Zico gibi iş bilmezlerin ligimize renk katacağı umudu ile hayeller kurarız.

Maradona

12 Aralık 2009 Cumartesi

Antalyaspor 2 - Galatasaray 3

Geçen hafta 90 dakika boyunca sadece tek bir pozisyona giren Nonda'yı yanına almış, haftalardır cezası bitmeyen Keita'yı maça başlatmıştı Frank Rijkaard. Değişikliklerden ilk göze batanı buydu, hemen sonra defans kurgumuzun farklılığı çarptı gözüme. Bu sene genelde stoper eksikliğinde Topal ve Servet ile çözüme giden Frank Rijkaard, orta sahadaki Mustafa Sarp'ın cezası ve Ayhan'ın formsuzluğunda Topal'ı yeniden ortasahaya attı. Böyle olunca ilk kez bir arada oynayan 4 adamdan bir defans kurgusu çıktı ortaya. Uğur, sağ stoper Servet, sol stoper Hakan ve sol bek (!) Caner. Caner sol nedir biliyor , ama bek kısmına hiç çalışmamış sanki. İlk yarı hem sol kanadı koridor haline çevirdi, hem de yenilen iki gol ve maç boyu bütün defansif duran toplarda çok kötü pozisyon aldı. Ben açıkçası top tekniği Hakan Balta'dan doğal olarak daha iyi olan Caner'in sol bek oynamasını isterim ama bunun için Caner'in dersine çok fazla çalışması lazım. Ayrıca geçen hafta İbb maçının üzerine şimdi adını hatırlayamadığım ama Bülent Tulun olduğunu anımsadığım bir süper zeka, son dakikada İBB'nin kullandığı serbest atışın başarılı bir ofsayt taktiği ile etkisiz hale getirilebilceğini söyledi ve bunun Frank Rijkaard tarafından sahaya söylenmemesinin hata olduğunu belirtti. Bu hafta bizim bu 4 yeni adamdan oluşan defansımızın ne güzel ofsayt taktiği yaptığını, ultra süper Türk yan hakemlerinin de katkısı ile anladık. Sezon başından beri 20'den fazla ve kritik ofsayt bayrağı kaldırıldı. Sezon arası hızlandırılmış ofsayt kursuna yollasınlar bizim yan hakemleri.

Yenilen anormal 2 golden sonra bir kare var maçın kaderini belirleyen. Kewell, Arda'nın yanında ona bir şeyler söyleyerek hem onu hem takımı diriltiyor. Kaptana nacizane tavsiyem, playstation tayfanı bırak, Kewell ile dost ol. Böyle bir profesyoneli hayatının sonuna kadar göremezsin bir daha. Saha içinde gizli lider o sanki. Ne Ayhan gibi tribal enfeksiyon, ne bundan önceki abiler gibi çeteci. 2 golün üzeine ilk yarıda gelen gol 2. yarıya ortak olmamızı sağladı. Maçın ikinci yarısında ise Necati Ateş'in direği bulan şutu maçı döndürdü. Zaten rakibin defansında Yalçın ve Orhan Ak gibi iki defans özürlü varken, bir takımın sağlam defans yapması mümkün değildir, öyle de oldu ve biz biraz sakin, biraz mantıklı şekilde yüklenince 3'ü bulduk.

3. golden sonra baldırını tutan Keita oyundan çıkarak yerine, kimilerine göre süper forvet, bana göre ise yedek forvet Nonda oyuna girdi. Nonda ilginç bir adam. Kariyerine saygım sonsuz ve iyi bir golcü olduğunu tartışmam ama sağlık problemlerinden dolayı formunu sezon geneline yayamaması en büyük handikapı. Dün gene çok formsuzdu ve çok basit top kayıpları ile 70-80 arasında daha etkin bir oyun oynamamızı engelledi. Ayrıca Frank Rijkaard'ın yaklaşık son 20 dakikada saha içinde yaptığı değişiklikleri yazının ilerleyen satırlarına bırakıyorum.

Maç 3-2 olduktan sonra da Antalyaspor beraberliği yakalayabilirdi. Dün Antalyaspor, kötü defansının bedelini 2 sıfırdan kaybedilen bir maçla ödedi. Galatasaray ise, haftalardır süren kötü gidiş arasında bir soluklandı ve 2 sıfır geriden bir maçı çevirerek oyuna konsantre olduğunda neler yapabilceğini gösterdi bizlere.

Gelelim şimdi Galatasaray'ın oyuncularını ve teknik ekibini değerlendirmeye.

Leo Franco: Önündeki defansın kötülüğünden ve rakip oyuncular ile çok sık karşı karşıya kaldığından, kendisinin bir maçın neticesine etki ettiğini görmedik. Zaten öyle olacaktır, ama bir kez daha söylemek isterim ki umarım kupa maçlarında Ufuk kalede denenir.

Uğur: Savunmada üzerine düşeni yaptı, ama Keita ile olan uyumsuzluğundan dolayı hücumda çok etkili olamadı. Frank Rijkaard acaba Uğur , Sabri ve Keitalı bir 11 ile sahaya çıkar mı bir gün ?

Servet: Sağ stoper oynamak ona yaramamış. Benim şahsi fikrim, eğer sakatlık ve cezalılar yüzünden bazı oyuncuları normalden farklı mevkisinde oynatacaksak bu en az sayıda olmalı. Yani ben dün gene bütün formsuzluğuna rağmen maça Ayhan ile başlardım. Böylece sadece Topal asıl mevkisinde oynamamış olurdu.

Hakan Balta: Stoper oynamayı maçın ilk yarısında hatırlayamadı. Tabii bunda ilk yarı boyu geri gelmeyen Caner'in payı da çok fazla. Devre arasının en iyi geleceği oyunculardan birisi tartışmasız Hakan Balta.

Caner: Etkisiz bir Caner vardı sahada, bunun iki temel sebebi vardı. İlki yerini yadırgadı Caner. İkincisi ise, takıma geç katıldığı için sisteme uyumsuzdu. Eğer çalım atıp adam eksiltirse, hocasının gözüne daha fazla girebilceğini zannetti, ama asıl hızlı bir şekilde en uygun adama pas atabilirse hocasını etkilerdi. Zaman zaman kendini kanıtlama baskısından manasız işler yaptı.

Topal ve Barış: Topal daha az ileri çıkıyor, Barış ise maalesef daha fazla. Maalesef diyorum çünkü Galatasaray forması giyen bir oyuncunun, 2 metreye pas verememesi, verdiği pasın şiddetini ayarlayamaması ve top sürerken topu ayağına dolandırması beni artık isyan ettiriyor. Allahtan pahalıya mal olabilecek bir hata yapmadı. Ayrıca 70'de sağ beke geçince bir anda geri 4'lü içinde topu ileriye en iyi sokan insan konumuna gelmesi, olağan bir geri 4'lünün topu oyuna sokmadaki beceri seviyesinin göstergesiydi. Topal ise bu maçta nispeten daha iyiydi, ama eski günlere dönmesine daha var.

Elano: Galatasaray'a geldiğinden beri en iyi futbolunu oynadı. Kendisi ne Alex ne Lincoln. Fizik gücü yerinde olduğunda kendisi çok iyi bir ortasaha oyuncusu. Ama hem kendisinin takıma ısınması lazım biraz daha, hem de takım arkadaşlarının saha içinde onu anlaması lazım. Bazen çok hızlı tek pas oynuyor ve topu attığı yere hiç bir oyuncu hareketlenmemiş oluyor. Attığı gol ona moral olması açısından güzeldi. Devre arasında biraz daha güçlenip ikinci yarı bugünkünden daha iyi bir Elano izletir sanırım bize. Ama ben hala gerçek Elano'yu seneye görebileceğimizi düşünüyorum.

Keita: Takımın vazgeçilmezi olduğunu 3. golden önce sırtında bir adamla yaptığı asist ile gösterdi. Fakat onunla ilgili de saha içinde bazı aksaklıklar var. Tamam çok iyi adam eksiltiyor, fakat bazen adam eksiltmek yerine pas atması lazım. Bu dengeyi kurarsa takıma daha faydalı olur. Dün anladık ki, Frank Rijkaard onun cezasını bitirmiş. Umarım artık onu hep izleriz.

Arda Turan: Gereksiz kahramanlıklar yapmayı bir an önce bırakmalı. Arda hep çalım atmak, hep en güzel ortayı yapmak, hem oyunu değiştirmek isteyen bir adam. Bunların hepsi güzel arzular fakat gerçekleşmeyince hem takıma hem de kendisine zarar veriyor. Maç boyunca takıma en faydalı hareketi Elano'nun attığı golde, çalım atmadan direkt pas atması oldu. Arda bence oturup maç kasetlerini izlesin. Tamam kanatta bir iki kişiyi eksiltip yaptığı ortalar da golle sonuçlanıyor bazen, ama basit oynayarak sıradan bir oyuncu olunmaz, büyük bir oyuncu olunur. bknz: Ryan Giggs.

Kewell: Böyle bir yabancı oyuncu bir daha ne zaman gelir bu topraklara bilmiyorum. Hem bir futbol işçisi, hem oz büyücüsü hem de asil bir adam. Maç boyu kendisini bir beygir edası ile tekipleyen Yalçın'a yeri geldi çaktırmadan aynı sertlikle cevap verdi. Yılmadan didişti Yalçınla. 3 golün de içinde bir şekilde vardı. Attığı goldeki vuruşu ise geçen hafta çok özlediğimiz düzgün şutlardan biriydi. 4 mevkide oynayabilen, tecrübeli bir joker Kewell. Umarım 2 sene daha bizimle kalır, çünkü saha içinde olduğu kadar, antremanlarda da örnek bir adam.

Ayhan, Aydın ve Nonda: Açıkcası Nonda ve Ayhan hakkında pek bir şey söylemeye gerek yok. Ayhan çok az oynadı, Nonda ise çok rezil oynadı. Aydın ise oturup düşünmeli. Frank Rijkaard belli ki bu topraklar içinde Aydın Yılmaz'ı benden çok seven yegane insanlardan biri. Aydın da bu sevgiye layık olmalı ve artık bir şeyler göstermeli. Aydın Galatasaray gibi büyük bir takımda asla ilk 11 oyuncusu olamaz, ama takım önde iken oyuna girip iyi bir kontra topçusu olabilir. Gene de ben Aydın olsam Frank Rijkaard ile konuşur sezonun ikinci yarısını İBB'de geçirmek için izin isterim.

Frank Rijkaard ve Teknik Ekip

Geçen hafta yenilen golden sonra , belli ki onlar da bir şekilde duran top zafiyetini ortadan kaldırmak için çalışmışlar. Ama 4 yeni adamdan oluşan defans ile bu arzuları başarısız oldu.
3- 2'den sonra hiç kimsenin beklemediği bir değişiklik yaparak saha içindeki düzeni değiştirdiler. Barış sağ beke geçti ve Ayhan oyuna girene kadar takım fiili 4 1 4 1 oynadı. Bu değişikliği yapmalarında Elano'nun daha dirençli ve diri oyununun etkisi de büyük. Geçen haftaki gibi takımı geriye çekmektense, Topal'ı biraz daha stoperlere yaklaştırıp, top yapan adamları saha içinde tuttular. Haftaya son bir maçları kaldı devre arasından önce. Asıl güzel etkiyi gene devre arasında yapacaklar ve takımı ikinci yarıya daha diri ve daha gelişmiş sokacaklar bence

Haftanın ilk maçını yapıp maç fazlası ile lider olduk. Bakalım bu hafta rakiplerimiz neler yapacak ve pazar gecesi maçlar bittiğinde kaçıncı sırada olcacağız?.

Maradona

11 Aralık 2009 Cuma

Dünya Kupası Grupları C grubu

Her Dünya Kupası'nın favorisi ve her zaman hayal kırıklıklarının takımı İngiltere'nin yer aldığı C grubu ile yazılarıma devam ediyorum. Grupta yer alan diğer takımlar ise şöyle ; Abd , Cezayir , Slovenya


İngiltere : Fabio Capello'nun takımın başında olması belki son yıllarda olmadığı kadar favori olarak görmemize yarıyor takımı. Capello'nun bu takıma neler katabildiğini elemelerde gördük.
Fifas Sıralaması : 9 Puanı 1063
Yıldız Oyuncular : Steven Gerrad, Frank Lampard
Dikkat Çekebilecek Oyuncu : Aaron Lennon
Bizimle Alakası : Premier Lig'in ülkemizde yayınlaması dışında bir bağımız yok.


ABD: Grubundan rahat bir şekilde geldi. Gruptan çıkmayı kovalayacak . Konfederasyon kupasında yaptığı sürprizi devam ettirmeye çalışacak.
Fifa Sıralması : 14 Puan : 980
Yıldız Oyuncular : Landon Donovan , DaMarcus Beasley
Dikkat Çekebilecek Oyuncu : Her zaman potansiyelini göstermesi beklenen Freddy Adu ve Jozy Altidore
Bizimle Alakası : En yakın alaka Oguchi Onyewu'nun FB'ye transfer hikayesi.


Cezayir : Uzun süren Afrika elemeleri sonunda kupaya katıldılar. Bu uzunluk Afrika'nın eleme sisteminden kaynaklanıyordu tabii ki. Grubun en zayıf halkası benim gözümde. 90'dan beri Dünya Kupası'na katılamıyor.
Fifa Sıralaması : 28 Puan : 823
Yıldız Oyuncular: Karim Ziani , Mourad Meghni
Dikkat Çekebilecek Oyuncu : Djamel Abdoun milli olmamış çağrılırsa bişeyler yapabilir.
Bizimle Alakası : Eski Gs'li İsmael Bouzid


Slovenya : Rusya'yı playoff maçlarında eleyip geldiler. Grup 2. liği için uğraşacaklar. Zahoviçli hikayeleri aklımızda. Beklentileri yok; heyecanları var. Bu genç ülke ne yapabilecek göreceğiz. ( tam bir ertem şener repliği oldu)
Fifa Sıralaması : 33 Puan : 756
Yıldız Oyuncular: Samir Handanovič , Zlatko Dedič
Dikkat Çekebilecek Oyuncu : Rene Krhin (İnter aldığına göre vardır bir bildiği. Ben tanımıyorum açıkçası )
Bizimle Alakası : Şu anki kadrodan bizim ligimizde oynamış birilerini bulamadım. Geçmişte oynamış olup gözden kaçan varsa özür dilerim.


Saygılar. Trakedi

9 Aralık 2009 Çarşamba

Kayserispor Bursaspor

http://emosimoghislain.blogspot.com/2009/12/kayserispor3-bursasporumuz0-2.html

Aslında çok rahat puan alabileceğimiz bir maçtan eli boş dönmek gerçekten çok üzdü beni..
Kadroları gördüğümde işte bir beraberlik maçı dedim kendi kendime, Ertuğrul Sağlam tam da beklediğim 11'i çıkarmış, Tolunay Kafkas da sadece orta göbeği daha sağlam tutma adına Furkan'ı kesip Abdullah'ı yerleştirmişti sürpriz olarak..

Maça biz daha istekli başladık Kayseri'den, ama henüz dakikalar 5'i gösterdiğinde Makukula bir pozisyonda bizim Ömer Erdoğan'ı 3 metre sırtında taşıdı ki " Eyvah" dedik hep bir ağızdan...
Bu adamı tutmak imkansız gibi bir şeydi bizim için, 5cm uzun olmasına rağmen Ömer Erdoğan çocuğu gibiydi adeta bu Makukula'nın.

Dakikalar 8'i gösterdiğinde Makukula kadar Kayseri galibiyetinde rol oynayan bizim Mustafa Keçeli yılların Saidou' sunu kaçırınca rakip ilk tehlikeli şutunu gönderdi bizim kalemize, İvankov iyi çıkardı ama dönen topu yine Saidou indirdi , Zapo- Ömer Erdoğan ikilisi o pozisyonda Makukula'nın başında beklerken genç Ömer Hasan Şişmanoğlu bomboş bir durumda topu kalemize gönderdi ve takımını 1-0 öne geçirdi..

13. dakikada ise beraberliği yakalayabilecek şans elimize yine bir Ali Tandoğan duran topu sonrası geldi, ama bu sefer Ömer Erdoğan yarım metreden topu Souleymanou'ya nişanlayınca ilk pozisyonumuzu kaçırmış olduk..

Dakikalar 25'i gösterdiğinde Veli-Volkan ikilisi yer değiştiler, yani Volkan asıl etkili bölge olan sağ kanada geçti Veli de sola..

29. dakika öyle bir pozisyon yaşandı ki tam önümüzde, televizyondan görünmemiştir muhtemelen ama o anda maç bitti benim için, tabi maçın yanında biten bir isim vardı benim için o da Mustafa Keçeli..

Pozisyon aynen şöyle gelişti:
Zapo pozisyon gereği sola gitmek zorunda kaldı, bizim Keçeli de mantıken ortada Zapo'nun bölgesini boşaltmaması gerekiyor, yani futboldan az-çok anlayan herkes böyle düşünür, ama naptı bu insanoğlu , gitti Zapo'nun kademesine girdi, ortada da onun yüzünden en az 10 metrelik bir boşluk oluştu..üstelik Veli de ordaydı, kimsenin o bölgeye gitmesine falan gerek yoktu yani..

O pozisyonda Ömer Erdoğan'la Zapo bayaa şiddetli uyardılar bizim insanoğlunu, zaten o pozisyonun devamında taç kullanıldı ve Kayseri' nin 2. golü geldi.

Aslında Makukula gibi kulelere hem önden hem arkadan markaj uygulamak gerekir bu tip pozisyonlarda, Ömer sadece arkasından baskı yapmaya çalıştı ve hiç bir işe yaramadı yani..
Makukula verdi sırtını bizim Kaptan'ın kucağına sonrası işte malum, taçtan gol yedik, şaka gibi yani..Buarada Makukula çok fazla kullanıyor elini kolonu, önümüzdeki haftalarda birileri illa çemkirir, hakemlerimiz de daha fazla dikkat etmeye başlarlar bu adama...

34.dakikada Ali Tandoğan sağ kanattan cezasahasına girdi ama final pasını olumlu kullanamadı..

Dakikalar 37'yi gösterdiğinde ise bu kez Sercan buluştu topla cezasahasında, sol ayağıyla bir anlık topa vurma şansı geldi ama o güçsüz ayağıyla böyle bir şut atma cesareti gösteremediğinden topu eveledi geveledi ve Veli'ye aktardı, bı oyuncu da yine sol ayağıyla güşsüz bir top gönderdi ve Souleymanou'da kaldı top..

Devrede Kayseri topa daha iyi basan Furkan'ı alarak başladı oyuna, Ertuğrul Hoca ise Veli'yi bu kez sol geriye kaydırıp Keçeli'yi öne aldı..Zaten Keçeli o bölgede 1 yarı daha oynasaydı Gökhan Emreciksin devre arasında 10 Milyon Euro'luk bir transfer yapardı kesin..

Ayrıca Veli'yi oyun kurma görevi verilmiş olmalı ki kontradan 3'ü yiyene kadar bütün toplar neredeyse bu isimde toplandı..
Veli 48.dakikada bomboş pozisyonda penaltı noktasının üzerinden topu direğe nişanlayınca maç orada koptu işte..
Belki kendi lehimize döndüremezdik ama bu kadar kolay da pes etmezdik..

52. dakikada ise bu kez altıpastan gol şansı Volkan Şen'in ayağına geldi ama o da sol ayağıyla topu be kez tribüne yolladı altı pastan.Gerçi açısı o kadar net değildi ama adam olacak çocuk o topu ordan kaleye göndermesi lazımdı en azından...

55.dakikada ise umutları tüketen golü gördük, Kirita'yla Zapo'ydu galiba anlaşamayıp topu Mehmet Eren'e verenler..Adam da aldı 60 metre sürdü topu, Makukula'ya ise sadece dokunmak kaldı..

Maç anda bitti zaten herkes için, ben bile o golden sonra Kayseri' nin bisküvi sertliğindeki koltuklarından birini kırmışım topuğumla sonradan oturmayı denediğimde farkettim...

60.dakikada Ertuğrul Hoca "Şımarık Kardeşleri" aynı anda çıkarıp ve Batalla ile 92'li Muhammet' i oyuna aldı. Böylece Batalla ortasahanın sağına, Muhammed ise Turgay'ın
yanına geçti..

Bence maçın en önemli kazancı Muhammet'in ilk defa süre alması oldu, 3-0 'dan sonra zaten ondan kimsenin bir şey beklediği yoktu, en azından ayağı alışsın diye düşündü Ertuğrul hoca, bence de en iyisini yaptı..

Maçın ilerleyen dakikaları fazla izlemedim zaten, sesim kısılana dek tezahürat yaptım.

**Sonuç olarak pek bir şey kaybettiğimiz söylenemez, maçtan önce de liderle aramızda 2 puan fark vardı, maçtan sonra da 2 puanlık fark devam etti..
Futbol bu kazanmak da var kaybetmek de ama keşke bu kadar kolay goller yemeseydik de bize yakışan şekilde yenilseydik..

Hasan