24 Haziran 2009 Çarşamba

Trabzonspor ve Hugo Bross




Gene bu yoğunluktan, kendi takımlarımızdan başka takımlarla ilgilenemedik. Trabzonspor büyük sorununu haftalar sonra çözdü. Şimdi şöyle bir şey var, Ersun Yanal ile yollar ligin bitimine 5 6 hafta kala ayrıldı ve Ahmet Özen'in geldiği ilk gün, sezon sonu görevi bırakacağı belliydi. Bu 5 6 hafta içinde hoca arayışına başlandı mı başlanılmadı mı bilmiyorum, ama eğer başlanılmadıysa bu idari bir hata. Yok başlanılıp da , 2 aydır bir teknik adamla anlaşılamıyorsa da bu idari bir hata. Trabzonspor özelinde bu teknik adam ve Türkiye ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Trabzon ülkemizin önde gelen şehirlerinden ve Trabzonspor ise dünyanın bence ilk 3 büyük şehir takımından birisi. Genelde transfer zamanları futbolcuların ve teknik adamların ülkemize getirilmesinin zor olduğu yönünde yakınmalar olur hep. Bu maalesef bizim futbolumuzun değil ülkemizin sorunu. Geçen yaz 9 ülke 20'ye yakın şehir gördüm Avrupa'da. Tamam daha düzenli, alt yapı sorunu olmayan şehirler ve ülkeler, ekonomik gelişmeye bağlı olarak, ülkemize göre bazı ileri tarafları var, ama onlara on üzerinden 8 verirsek ,Türkiye de on üzerinden 8 alır. Çünkü bir şehiri yaşanılır yapan sadece düzeni değildir. Hele ki Belçika ve Hollanda gibi sıkıcı ülkelerde, Yunanistan gibi , bizim kopyamız bir ülkede ve Köln gibi ızdırap bir şehire ,(ki Almanya bütün düzen ve gelişmişliğine rağmen açık ara sıkıcı bir ülke ) futbolcular ve teknik adamlar gidiyorsa, bize gelmemeleri şımarıklık ve bizim kendimizi tanıtamama sorunumuz. Bruge diye bir şehir gördüm, sanırsınız nufusu 3 , ölmüşler, toprağın altına girmişler, hayata oradan devam ediyorlar. Ama tabii teknik adam konusunda başka bir önemli konu da , takımın mali yapısı. Çünkü eğer belli bir seviyenin üzerinde teknik adamla anlaşmak istiyorsanız, transfer bütçeniz de ona göre şişkin olmalı.


Gelelim Trabzonspor'un yeni hocası Hugo Bross'a. Kendisini 3 gün önceye kadar tanımıyordum, ama internet sağolsun hemen hakkında birşeyler okumaya başladım. Club Brugge ile 2 Anderlecht ile 1 kez şampiyonluk yaşamış. Ayrıca Anderlecht ile Şampiyonlar Ligi tecrübesi var. Ayrıca Genk takımını çalıştırmış ve ordayken de 1 kez olmak üzere toplamda Belçika'da 4 kez yılın hocası seçilmiş. En son ise 15 Aralık 2008 tarihinde Yunanistan'ın Panserraikos takımının başına geçmiş ama takımı küme düşmekten kurtaramamış. Eh Frank Rijkaard da Sparta Rotterdam ile küme düşmüştü. Yani futbolda herkes böyle şeyler yaşayabiliyor. Trabzon hem şehir hem de camia olarak özel bir yer. Futbol onlar için çok önemli ve çok heyecanlı yapıları olduğu için, bazen bu sevgileri ile yanlışlar yapıyorlar. Tranzonspor bugün değil Bross'u Morinho yada Alex Ferguson'u getirse sezon sonu şampiyon olamaz. Elinde geçen sezon çok iyimser bakarsak 14 15 kişilik bir kadro vardı. Bu sezon ise 2 bitmiş transferleri var sadece. Ferhat Öztorun ve Zafer Yelen. En azından çok isabetli ve ilk onbiri zorlayabilcek 5 transfer yapmaları, kadro genişliği için önemli. Bir forvet,bir defans(sanırım Song ile yollar ayrılcak) bir sağ bek, 2 ortasaha oyuncusu lazım Trabzonspor'a. Ayrıca Hüseyin Çimşir ile ilgili olarak, sürekli olumsuz haberler çıkıyor. Eğer Hüseyin bu takımdan giderse, dünyanın en büyük şehir takımında Trabzonlu futbolcu kalmayacak neredeyse. Bunları Hüseyin çok iyi bir futbolcu olduğu için değil, Trabzon'un takımdaki ruhu olduğu için söylüyorum. Zamanında bazı olaylardan ötürü ve maddi kazanç için Fatih Tekke, Gökdeniz ve Tolga Seyhan satıldı. Özellike Fatih Tekke ve Gökdeniz'in yerleri doldurulamadı. Şimdi hem oyunculuğu hem de tenkik adamlığı döneminde şampiyonluklar yaşamış, Avrupa kupası tecrübesi olan bir teknik adamla anlaştılar. Umarım çok isabetli transferler yaparlar ve kadrolarını da güçlendirirler. Ama bunlar kadar önemli bir şey daha yapmaları lazım. Aşağıdaki tabloya bir bakın önce.



Son 13 sezon içinde sadece kırmızı ile işaretli 3 sezon tek teknik adamla bitebilmiş. Hugo Bross'u tanımıyorum, Trabzonspor'da ne yapar kestiremiyorum, ama bu takımın ve camianın birilerine sabır göstermesi gerek. Tamam çok beklediler şampiyonluk için anlıyorum, ama yapacak bir şey yok. İstikrar olmadan başarı çok zor yakalanır, yakalansa da sürdürülebilir olamaz. Umarım güzel bir kadro kurarlar ve ligimize renk katmaya devam ederler.


Maradona

Kamp'a Giden 8 genç kim ?

Kamp ile ilgili yazım, bu 8 genç ile sonlanmıştı. Peki ama kim bu gençler? Aralarından Emre Çolak ve Cem Sultan adını sıklıkla duydum. Emre'nin sol ayağı Hagi takımın başında olduğundan beri bilinir Galatasaray'da. Cem ise geleceğin büyük forvet adaylarından bence. Cem ile ilgili Mazlum Uluç'un yaptığı bir rötortajı okuduğumda inanamamıştım o yaşta bir futbolcunun cevaplarına. Kısaca bana ilginç gelen bölümleri aktarmak istiyorum. Babası bilardo antrenörüymüş, ve kendisi de babasından öğrendiği bilardo taktikleri ile vuruyormuş toplara. Top kendisine gelmeden ceza sahasında gol için en elverişli yeri seçip kaleciyle arasındaki açıyı ayarlıyormuş ve yapacağı vuruşu, falsosunu düşünüyormuş. Bu yaşta böyle bir oyun zekası, eğer bizim çarpık futbol düzenimiz onu harcamazsa, gerçekten başka türlü bir forvet izleyeceğiz sahalarımızda. Emre Çolak'ın hikayesi de klasik bir genç futbolcu hikayesi. Ailesi fakir, Beşiktaş'ın alt yapısında takım kendisine malzeme vermiyor diye babası kızıp oğlunu Atışalanspor'a veriyor. Daha sonra Galatasaray'a karşı iyi bir oyun sergileyip Galatasaray'a transfer oluyor. Aile zor durumda ve Emre Ali Samiyen'de top toplayıcılık yapıyor. İşte burada onun söylediği bir şey güler misin ağlar mısın türünden. Açık tribünden sahaya az demir para atıldığını, ama kapalı tribünlerden maçın tansiyonuna göre 60 70 milyonun atıldığını ve onun bu paraları topladığını anlatmış. Umarım o da istediği yerlere gelir ve zor günlerini geride bırakır. Diğer isimler ise Serdar Eylik'i Football Manager 2009 sayesinde yakınen tanıyorum. Yeni sezonda ise gerçek hayatta takibe alacağım. Bir de bu yazı için bir şeyler ararken Anıl Dilaver dikkatimi çekti. 31 maç 16 gol,nereden bakarsak bakalım iyi bir istatistik. Tanımamam benim cahilliğim o yüzden daha fazla yorum yapamıyorum. Aşağıda bu gençler ile ilgili son sezon istatislikleri var. Galatasaray resmi sitesindeki özür burada da devam ediyor. Ortasaha oyuncusunun kanat mı iç mi olduğunu yazmayan bir site gerçekten garip. Sırf bunu Galatasary.org için söylemiyorum, genelde ligimizdeki bütün takımların ve TFF'nin sitesi ilginç.



Bu oyuncular sezonu Galatasaray Paf Takımında geçirmiş.



Emre Çolak 25 maç 10 gol 91 doğumlu solak , ortasaha


Cem Sultan 20 maç 7 gol 91 doğumlu solak, forvet


Anıl Dilaver 31 maç 16 gol 90 doğumlu


Caner Öztel 33 maç 5 gol 91 doğumlu ortasaha


Serdar Eylik 27 maç 3 gol 90 doğumlu sol kanat oyuncusu


Emirhan Ergün Kaleci 21 maçta 11 gol yemiş 90'lı avrupa şampiyonası gurup elemelerinde 5maçta 1 gol yemiş


Berk Neziroğulları 16 maç 0 gol 1991



Fırat Kocaoğlu ise Beylerbeyi'ne kiralık gönderilen ekipten. 14 maçta 19 gol yemiş.



Not: Football Manager 2009'da sıkıntıdan Beylerbeyi'ni almıştım yaklaşık 1 ay önce. Beylerbeyi oyunda da Galatasaray'ın kardeş takımı konumunda. Abartmadığım sürece istediğim bütün genç oyuncuları Turkcell Super Lig'e çıkana kadar verdiler bana. Hiç sene kaybetmeden 2 sezon sonunda Süper Lig'e merhaba dedim. Orada da ilk sezonda ligi 6. bitirip, kupayı kazanarak Avrupa Ligi'ne kaldım. Yalnız Süper Lig'e gelince , Galatasaray, istediğim oyuncuları vermek konusunda zorluk çıkartıyordu. Yani garip ve ilginç bir oyun oldu. Sevenlere tavsiye edilir. Ha bir de bir kaç lig açın en azından. Ben öyle yapıp Beylerbeyin'den önce Sevilla ardından Chelsea'ye uzanan bir macera yaşadım.

Maradona

23 Haziran 2009 Salı

Galatasaray'ın Mevcut Kadrosu ve Kamp




KALECİLER 1 Aykut ERÇETİN 54 Orkun USAK


DEFANS 2 Emre GÜNGÖR 3 Uğur UÇAR 5 Gökhan Zan 21 Emre AŞIK 22 Hakan BALTA 23 Serkan KURTULUŞ 28 Semih KAYA 60 Alparslan ERDEM 74 Volkan YAMAN 76 Servet ÇETİN 80 Murat AKÇA


ORTA SAHA 6 Tobias LINDEROTH 7 Aydın YILMAZ 8 Barış ÖZBEK 10 Cassio LINCOLN 14 Mehmet TOPAL 16 Mustafa SARP 18 Ayhan AKMAN 19 Harry KEWELL 55 Sabri SARIOĞLU 66 Arda TURAN 87 Mehmet GÜVEN


FORVET 15 Milan BAROS 17 Yaser YILDIZ 20 Shabani NONDA 61 Serkan ÇALIK 83 Erhan ŞENTÜRK 99 Ümit KARAN


23 Haziran günü itibariyle , resmi sitede yanınlanan mevcut kadromuz yukarıdaki gibi. Ben ise Galatasaray'ın 4 3 3 oynarsa , nasıl bir diziliş kadro ile sahaya çıkabilceğini yansıttım. Bu kadroyu kurarken Leo Franco'nun geldiğini ve Servet'in gittiğini düşündüm. Eğer Servet gitmez ise Servet Emre Güngör ikilisi ilk tercih olabilir. Hatırlarsanız son şampiyon olduğumuz 2007 2008 sezonunda Song ile yaşanan sorundan sonra iyi bir geri ikili olmuşlardı. Bir de son dakika olarak Ümit Karan Eskişehirspor ile anlaştı diye haberler her yerde var. Eğer öyleyse hayırlısı olsun. Ayrıca Linderoth ve Barış bu takımı en zorlayacak yedekler olacak bence. Forvet hattında ise Erhan Şentürk adı dikkati çekiyor. Diyarbakırspor'da sezonu kiralık geçirdi kendisi. 29 maçta forma giyip 4 gol attı Bank Aysa'da. Bank Aysa'daki bir takımla bir üst lige çıkma serüveni çok şey katmış olmalı ona. Yanlız bu kadro içinde Özgürcan'ın olmaması büyük bir hata. Çok kesin konuşmuyorum, belki o da götürülür Bochum'a ama, özellikle PCLİON FC blogunda ve forumlarda gördüğüm kadarıyla götürülmeyecek. Sakaryaspor bu sene Bank Asya 1. ligde ligde kalma mücadelesi verirken sanırım Özgürcan'ın 17 golünün büyük faydası olmuştur. Bir sene sahalarımızda aval aval gezinen Nonda bile hala kampa götürülüyorsa ( Rıdvan Dilmem ve Marquinhos'un sevdiği oyucudur, ben de severim aslında ama bu sezon acayip formsuzdu) , bir zahmet Özgürcan da götürülsün. Bu forvet yokluğunda bence büyük iş yapar.Defansta ise Semih Kaya'yı iyi kötü herkes tanıdı bu sene, ama Murat Akça bilmeyenler için yeni bir oyuncu. 1 84 boyunda yapılı bir oyuncu ,sol ayaklı , kendisi 90 doğumlu, bu sezon tabi ki formayı kapması çok zor, ama doğru yönlendirme ile (kiralık olarak 20 25 maç forma giyebilceği bir takıma gitmesi gibi) geleceğin iyi oyuncularından olabilir. Ben bir de Aydın Yılmaz'a bir parantez açmayı düşünüyorum. Kendisi benim ve Bülent Tulun'un çok beğendiği bir futbolcu. Marquinhos şahit, her maçın 60. dakikasından sonra Kewell'ın çıkıp onun oyuna girmesini bütün sezon söyledim ona. Arda ile aynı jenerasyondan geliyor kendisi. Ama Arda'ya Manisa'da kiralık geçirdiği sezon yarım sezon çok şey katarken, o İBB'de iyi oynadı ama kısa kaldı. 22 Haziran günü Lig Radyo'da bir programda Abdullah Avcı konuktu. Kendisi o 88 jenerasyonunun hem Galatasaray'dan hem de milli takımdan hocası. Onun için o kadar güzel şeyler söyledi ki, inanın bir Galatasaraylı olarak çok sevindim. Kendisini geçtiğimiz sezonda kiralık istemiş, ama Aydın Galatasaray'da kalmayı tercih etmiş. Buradan Aydın'a seslenmek istiyorum. Aydın , git bu sene İBB'ye dolu dolu bir sezon geçir. 25 30 maç oyna, ve öyle geri gel. Belki bakınca 1 sene sana çok uzun geliyor, ama geri geldiğinde bu çok sevdiğin takıma hizmet etmek için önünde 10 sene olacak en azından. Hem senin için , hem de Galatasaray için büyük bir kazanç olacak gör bak. Son kez bir de hangi mevkilere takviye yapılması gerektiğine değinmek istiyorum. Daha sonra transferler bitene kadar bir daha olasılıklar üzerine konuşmayacağım. Bir sağ bek, en az 1 stoper (2 ideal), bir forvet (özgürcan ve necati düşünülmüyorsa) ve eğer Lindertoh ya da Mustafa Sarp'tan iyiyse bir orta saha oyuncusu.

Gelelim Bochum'daki kampa. 1-12 temmuz arası Galatasaray Bochum'da olacak. 3 maç yapacak orada. 5, 8 ve 11 Temmuz tarihlerinde Almanya’nın Bayern 04 Leverkusenn, Mısır şampiyonu El Ahly ve Tunus’tan Esperance takımları ile hazırlık maçları yapacak. 12 Temmuzda da yurda dönecek. 16 Temmuzda da Topol maçı var. Frank Rijkaard ayrıca kendisine verilen rapor doğrultusunda yukarıda bahsi geçen 3 genç oyuncu dışında "Emre Çolak, Cem Sultan, Anıl Dilaver, Caner Öztel, Serdar Eylik ,Fırat Kocaoğlu, Emirhan Ergün ,Berk Neziroğulları" da kampa götürecekmiş.
Maradona








Galatasaray




Üniversitelinin hazan mevsimi, final döneminin ortasından bildiriyorum. Evet bu aralar çok sevgili blogumuzu biraz ihmal ettim, affınıza sığınıyorum. Çok sevgili kardeşim güzel insan Marquinhos tek başına asil mücadelesine devam ediyor. Açıkçası sanırım benim korner olmam lazım :) Neyse lafı daha fazla uzatmadan bir şeyler söylemek istiyorum Galatasaray ile ilgili.

Dün ,yani 22 Haziran 2009 günü açtık sezonu. Frank Rijkaard'ın takımın başına geçmesi, taraftarı ateşlemiş belli. Florya dün ana baba günüydü. Bugün dünyanın en manasız sınavlarından birisine giriyor olmasam ben de gitmek isterdim açıkçası. Bir de dün Kazak takımı Tobol girdi hayatımıza. Tur ile alakalı fazla birşey söylemeye gerek yok sanırım. Gerçi bir ara İnter Toto kupasında başarı elde etmişler ama tur için açık konuşmak istiyorum. Futbol mucizeler oyunudur, ama bir mucize olur da elenirsek kapatalım takımı gidelim diyorum :) Sezon ile ilgili olasalık yazıları yazmak istiyorum, ama sadece 2, hadi Leo Franco'yu da sayalım 3 transfer yaptık. Frank Rijkaard kamp dönemine kadar transferin bitmesini istemiş, bakalım yetişecek mi? Zaten çok transfere ihtiyacı yok takımın. Ama Servet'in durumuna göre 2 stoper almalıyız hala. Bence bir sağ ve bir forvet yeterli olur. Çok iyi bir oyuncu bulunursa orta alana bir takviye neden olmasın. Ama umarım sırf transfer yapmış olmak için yapılmaz bu sene transferler , ki son 2 senedir fena transferler yapılmadığını düşünürsek umutluyum gene.

Gökhan Zan transferine gelirsek, açıkçası ne yüzüm güldü, ne de ne gereği vardı dedim. Servet giderse defansta büyük eksilme olacaktı. Gökhan Zan'dan Servet'in açığını kapatması zaten beklenmez ama en azından kadro genişliği açısından önemli bir isim Gökhan. Tek sorunu yaşadığı sakatlıklar. Bir de Galatasaray'ın sağlık ekibinin bu seneki performansı düşünülürse, ilginç bir tablo çıkıyor ortaya. Gökhan Zan 2003 2004 sezonunda Beşiktaş'a geliyor ve sadece 2 maç oynuyor. Ardından Gaziantep'e kiralık olarak gidiyor ve 28 maçta forma giyiyor. Daha sonra 2005-06 11 , 2006-07 24,2007-08 20 ve 2008-09 sezonunda da Beşiktaş'ın oynadığı 47 resmi maçın 19'unda forma giyebiliyor. Yani en basitinden bu rakamlara baktığımızda Gökhan'ın devamlılık sorunu olduğunu görüyoruz. Ama bunun yanında sağlam olduğu her zaman Milli Takım'ın değişmezlerinden kendisi. Ben çok olumsuz düşünmek istemiyorum ve umarım sağlık durumu el verir de , gerçekten Galatasaray'a faydası olur. Ayhan ve Servet örnekleri aklıma gelince, umutlarım yeşeriyor umarım Gökhan da bu diğer iki isim gibi Galatasaray'ın önemli oyuncularından olur.

Lincoln ise, plajda güneşlenirken şarjı bitmiş, arkadaşının da kontorü bittiği için arayıp haber verememiş gelemeyeceğini. İçimden geçenleri söyleyemiyorum , ama en azından umarım geldiğinde Frank Rijkaard'ın gazabına uğrar. İşte daha önce de demiştim, insan olmakla adam olmak arasındaki farkı idrak edememiş kendisi. Haydi her şeyi, profesyonelliği geçtim, biz taraftarın yüzüne nasıl bakacak anlamıyorum. Çıkıp gene 3 Ankara maçını alacaksa, hiç oynamasın daha iyi.

Maradona

Necati ve Ersen

Recreativo'ya eminim kalıcı olmak için gitmiştir Ersen Martin ama artık Antep'te top oynayacak.İspanya'dan Antep'e uzanan yol nasıl olacak acaba onun için? İstanbul'a dönse tamam da Antep'e dönmek bir anda koyar yahu adama.Askerlik yapmak gibi bir şey olacak bence bu iş.Avrupa'nın barlarından kafelerinden ve gece kulüplerinden ve hatta Madrid'den Barcelona'dan bir anda Antep'in hamamlarına ve baklavacılarına girmek enteresan bir duygu olsa gerek. Başarılar diliyoruz kendisine. Neyse slogan belli: İspanya'da La Rambla, Antep'te La İlahe İllallah!

Bir diğer geri gelen oyuncu da Necati. Bir dönemin yeni Hagi'siydi kendisi.Hiç unutmam Necagi diye bir başlık atmıştı bir gazete. Necati ve Hagi kelimelerini birleştirmişti yani gazete. Şimdi yeniden Galatasaray'a döndü futbolcu. 2010'a kadar da sözleşmesi var sanırım. Ya satılacak yeni çıkan bir kulübe ya da kulübede bekleyecek uzun bir süre.Ya da yine kiralanacak. O harikalar yarattığı sezona bir daha dönebilir mi bilemiyorum. Fenerbahçe'nin kabusuydu kendisi Ümit Karan'la bir zamanlar. Önümüzdeki aylar ona da bir La ilahe illallah dedirtebilir.
NOT:Ersen Martin transferin iptal olduğunu açıkladı Antep yönetimi.Ersen'in durumunun ne olacağını tekrar aktaracağım.
Marquinhos

22 Haziran 2009 Pazartesi

Balili Antalya'da!


Sivas'ın Semih Şentürk'ü Balili, Antalyaspor ile 2 yıllık sözleşme imzaladı.Zaten yaptığı açıklamada da çok forma giyememesinden bahsetmiş. Ayrıca Balili Türk vatandaşlığına da geçmek üzere ve Türk statüsünde oynayacak büyük ihtimalle.Daha önce İstanbulspor ve Kocaelispor formaları da giyen Balili bu sezon kupa da dahil olmak üzere 10 gol atmış.
Sivas bu sene önemli oyuncularını gönderdi takımdan. Balili'den önce benim en sevdiğim forvetlerden olan ve kendi takımımda da görmek istediğim Herve Tum Büyükşehir Belediye'ye gitti. Ayrıca Kanfory Sylla da aynı takımda oynayacak bu sene.Bilica'yı da Fener'e satmıştı hatırlarsak Sivas ve yerine Yasin'i almıştı.
Sivas ayrıca bir sürpriz Fransız daha aldı.Hamed Naomuchi Lorient'ten Sivas'a transfer oldu. Bakalım o da Kamanan gibi gelecek vaad eden bir oyuncu mu olacak? 1984 Fransa doğumlu oyuncu Tunus milli takımının da formasını giyiyor. Daha önce Glasgow Ranger'da da forma giymiş. Ayrıca Kocaeli'den Agbetu da bu sene Sivas forması giyecek.
Marquinhos

Gökhan Zan Galatasaray'da!


Defanstaki sıkıntısını sonunda gidermeye başladı Galatasaray.Servet transferi belirsizliğini korurken o mevkiye bir milli oyuncu daha aldı sarı kırmızılılar.25 kez A milli formayı giyen eski Beşiktaş'lı Zan, artık Galatasaray'da. Yine yorumlar için Maradona'ya bağlanırız hele bir finalleri bitsin de.Sevgiler.
Marquinhos

Sen Gelmez Oldun


Galatasaray bugün sezonu açtı ve ilk antremana çıktı. Antremana milli takım oyuncuları katılmazken nedense bir oyuncu daha katılmadı. Acaba hangi milli takımın futbolcusu Lincoln? Ya da Nonda ve Linderoth'un günahı nedir?

21 Haziran 2009 Pazar

100.Yıl Gibi Olmasın

Fenerbahçe yine manasızca en eksik yerlerini tamamlayacağına garip bir transfer politikası izlemekte.Şurada kampın başlamasına 3 hafta kalmış fakat en tehlikeli bölge olan orta sahanın ortasına hala bir adam alınamamakta. Bir de üstüne ömür boyu yedek kalacak bir Sercan alınıyor. Hoş daha teknik direktörün kim olacağı da bir resmiyete kavuşmadı. Bir Aragones sorunu bu kadar mı zor çözülür? Ya da Josico sorunu? İkisi de hala takımın çalışanı ve hayali bir Daum dışarıdan takımı yönetiyor.1 ay önce yazmıştım Daum'la ilgili invisible hand başlıklı bir yazı. 1 aydır üzerine hiçbir şey konamadı bu yazının.Hala bir invisble hand var ortada.Ne Daum'dan bir açıklama ne de takımdan bir açıklama var.Aragones sadece seneye milli takım çalıştırmak istediğini söyledi.

100.yıla bakıyorum da en önemli maçlarımızı o kadar eksik bir kadro ile oynamıştık ki.Kiev karşısına Kerim Zengin ,Can Arat, Olcan Adın gibi isimlerle çıkmıştık. Takım elenince bu gençleri hemen harcadık ve yerlerini 1 hafta içinde doldurduk. Demek ki oluyormuş 1 hafta içinde transfer. Evet 1 hafta içinde takıma bir forvet iki defans ve bir de ortasaha alınmıştı.Bunların hepsi yabancıydı ve direk oynayacak isimlerdi. İnanılmaz bir şekilde bu oyucular takım kamptan geldikten , ön eleme maçları oynandıktan ve şampiyonlar liginden elendikten sonra alındı. Yine böyle olmasından korkuyorum. Kampa teknik direktörsüz gitmekten korkuyorum. Ön eleme maçlarını Selçuk Deniz ikilisi ile oynamaktan da korkuyorum.

Rıdvan Dilmen'in bu haftaiçindeki yazısına göre Mehmet Topuz transferi iyi bir transfer ama herkesin düşündüğünü o düşünmüyor.Topuz iç tarafta görev alamaz diyor.Hatta 3lü ortasahanın sağında bile oynayamaz diyor.Bu durumda ya bu bomba transfer yedek bekleyecek ya da Deivid sol kanada geçecek. Kafamdaki şablonlarda bunu böyle hayal ediyorum. Yani buna göre ortasahada hala en önemli iki isim ya da şablona göre bir isim eksik. Ortasahanın göbeği iki kişi olacaksa Emre'nin partneri hala yok. Ya da burası 3lü bir orta saha olacaksa eğer, 2 oyuncu eksik.3lü oynarsa takım Deivid'in de Topuz'un da kadroda yeri yok. Hatta Özer'in de . Gerçi Özer'i Rıdva Dilmen ortasaha 3lüsü arasında oynayabilecek biri gibi tanıttı.Yani Emre Özer ve yanına alınacak bir kişi oluşturabilir ortasahayı ama ben de Özeri atak kabiliyetleri yüksek bir oyuncu olarak biliyorudum.Bakalm nasıl yer bulacak kadroda?

Özetle ben takımın bu yavaş ve rahat tavrından rahatsızım. Hem takım kötü bir sezon geçirmiş hem de sen mayıs ayında şu kadroyu kuracak adamları belirlemiyorsun ve yine Temmuzu bekliyoruz. Bari adam gibi çık da ben geçen sene Abdulkadir gibi birini aldım. Elimde Selçuk ve Deniz var. E Emre var. Ben buraya daha neden adam alayım desin. Biz de saygı duyalım ve takımdan çok da bir şey beklemeyelim. Ama sen çıkıp da 3 sene üst üste şampiyon olacağız de. Kendi taraftarın bile sana gülsün. Sonra mayıstan temmuza kadar teknik direktörün kim belli olmasın ve en önemli mevki hala boş kalsın. Olacak iş değil!

not: Sercan iyi bir topçu olabilir de belki alınması gereken en son topçu. Yedek bir futbolcu transferi ile bu kadar gündem yaratmak çok gereksiz ,bu kadar sorun içinde buna öncelik vermek ise gülünç. Tabi bir de ilk 11 hayalleri varsa Sercan ile ilgili buradan Semih'e kendisine acilen takım bulması için bir çağrıda bulunuyorum. İkisinden birine illa yazık olacak.

Marquinhos

Konfederasyon Kupası İzlenemiyor

Konfederasyon kupası devam ederken finallerden arta kalan zamanlarda maçlara göz ucuyla bakabiliyorum. İlk olarak Afrika Iraq maçını izledm. Kısır bir maçtı kendisi. Afrika futbolunun forvet eksikliği zaten varken bir de Iraq buna eklenince maç gayet sıkıcı geçti. Daha sonra Brezilya Mısır maçının son dakikalarına yetiştim. Yeni Madridli Kaka son dakikada bulunan penaltı ile 4 3 yaptı skoru ve Brezilya galibiyetle başladı kupaya.Daha sonra dün de İtalya Amerika maçını izledim. Amerika 10 kişi kalmasına rağmen bir de gol bulup öne geçtiği maçta İtalya'yı durdurmadı ve 3 1 mağlup oldu. Fakat değimek istediğim konu şudur ki bu kupa çekilmiyor arkadaş. Bütün maç boyunca Afrikalı taraftarlar şu ellerinde görmüş olduğunuz çalgıları üflüyorlar ve insanı inanılmaz derecede irite eden bir boru sesi çıkarıyorlar. İnanın şu an o ses aklıma geldikçe kötü oluyorum. Buna nasıl izin veriliyor ve futbolcular hiç rahatsız olmuyorlar mı? Sanki sahadaki iki takım da Afrika deplasmanında maça çıkıyorlar ama sahada Afrika olsa da olmasa da , Afrika atak yapsa da yapmasa da bu ses çıkıyor tribünden. Nasıl bir rahatsız edici sestir o öyle. Benfenerbahçeliyim.blogspot.com'da da bununla ilgili bir şikayet görünce ben de yazayım istedim. Daha sonra bir kaç blog daha yazdı.Umarım dünya kupası da böyle geçmez yoksa ligtv tribün seslerini kısmak zorunda kalacak yine.

Neyse efendim puan durumları şöyle:


Spain 9
South Africa 4
Iraq 2
New Zealand 1 puandalar.

Brazil 6
Italy 3
Egypt 3
USA 0 puandalar.

İlk grupta İspanya ve Güney Afrika yarı finali gören ilk takımlar oldular.Mısır büyük bir şok yaşattı İtalya'ya ve 1 0 yendi oynadıkları maçı. Mısır'ın son maçı Amerika ile ve gruptaki bir diğer maç da Brezilya ve İtalya arasında oynanacak. Brezilya İtalya maçları hep çok heyecanlı olmuştur. Biri defansın mabedi biri de zevkli oyunun kurucusu. İki farklı devlet yapısı iki farklı toplum yapısı karşı karşıya geliyor. Uluslararası bir derbi sayılıyordur heralde bu maç.Ama yine tribündeki o çalgıcılar aklıma geliyor ve üzülüyorum.Dünya kupası aklıma geliyor kalbim sıkışıyor.Hele Türkiye çıkarsa bir de o zaman nasıl geçecek o maçlar diye düşünüyorum.Bu arada Irak'a da laf attık ama 2 maçtan beraberlik koparmış ve İspanya'ya da bir farkla yenilmiş.Onlar da biz geliyoruz diyorlar mı ne?

Bence final: İspanya Brezilya

Marquinhos