7 Şubat 2010 Pazar

Ankaragücü - Bursaspor Maçından Önce


Blogun yavaş yavaş ısınmaya başladığı şu günlerde, sevgili arkadaşımız Hasan'ın blogundan bu özel maça dair alıntılarla günü renklendirmek istedim biraz. Saygı duyulası bir dostluk hikayesi ve bu dostluğun ötesinde bir rekabet var saha içinde. En yakın örnek, geçen sene Bursaspor Avrupa bileti peşindeydi, Ankaragücü ise ligde kalma hesapları yapıyordu. Bursalı futbolcular çıkıp görevleri layığı ile yaptılar. Bunun ötesinde komplı teorileri üretmek, kimse kusura kalmasın kalın kafalılıktan öteye geçmez. lafı fazla uzatmadan sizi Hasan arkadaşımızın iki yazısı ile başbaşa bırakıyorum.

http://emosimoghislain.blogspot.com/


Çıkar Değil, Kan Kardeşliği

Bu kardesliğin çıkısını nasıl basladıgını bilmeyenler için kısa bilgi vermek gerekirse:
Tribün liderlerimizden Abdulkerim abimiz üniversite eğitimi için Ankara' ya gider...

Burda Ankaragüçlü taraftarlarla tanısır ve 4 yıl boyunca hiç bir Ankaragücü maçını kacırmaz...aynı zaman da tribünde güzel arkadaslıklar kurar..

Abdülkerim Bayraktar vatani görevini yerine getirmek üzere Mardin' e gider ve orada şehit düşer....

Abdülkerim abimiz için ilk maçta bir tören düzenlenir. Törenin tam ortasında herkesi şaşırtan bir jest yaşanır.Sarılacivert formalı bir grup taraftar “Abdül ölmedi kalbimizde yaşıyor” pankartı ile sahaya çıkarlar.Abdülkerim Bayraktar cenazesine Ankaradan yüzlerce Ankaragücü taraftarları gelir.

Ve o gün bugündür iki büyük camia arasında dostluk devam eder.
Maçtan Önce Bursaspor

Bugün bizim için çok önemli bir maça çıkacağız..
En azından Fenerbahçe maçında yaşadığımız özgüven kaybını geri kazanıp, rövanşa daha derli toplu çıkmak zorundayız..
Futbolcularımızın büyük çoğunluğu haftada iki maç oynama olayına alışkın isimler değiller..
O yüzden ben Ertuğrul Sağlam'ın bugün biraz rotasyon olayına girebileceğini düşünüyorum..
Ama çok fazla da oynamaz yine kadroyla..
İvankov değişmez, savunmanın sağı-solu yüksek ihtimal değişmez, çok küçük ihtimal Keçeli'nin yerine Yenal oynayabilir..
Savunmanın ortası da Fenerbahçe maçının ikinci yarısındaki Ömer-İbrahim ikilisinden oluşur..

Kirita'nın yerine Hüseyin girer, Bekir Ozan kızağa onun yerine de Ergiç çekilip,
Batalla da 10 numaraya monte edilir..
Sağda Volkan, solda Ozan ileride Turgay Allah ne verdiyse kardeşten 3 puan koparmaya çalışırız artık.
kadroları bireysel olarak baktığımızda bizden önde olmalarına karşın biz çok daha iyi takımız onlardan.

Öyle oynamalıyız böyle oynamalıyız demeye gerek yok zaten bugün..
Hem rakibin hem de kimlerle oynayacağı hakkında bilgimiz yok, hem de sonuçta rakip Anlaragücü.
İnsanın içinden öyle oynayalım böyle oynayalım 3 atalım 5 atalım demek gelmiyor ki..
Ama umarım kazanan taraf biz oluruz..
AnkaragücüM'ün puana falan ihtiyacı yok bana göre, bu kadroyla kümede zaten kalacaklardır..
Ee bu saatten sonra da yüksek hedef koyacak halleri yok..
Ama biz kardeş takımlar olarak birbirimize kazık atmayı severiz..

Örneğin küme düştüğümüz sene bizi yenmişlerdi Bursa'da..
Hatta yanlış hatırlamıyorsam 2-0 falan bitmişti maç..
Bizim Bursalı Yılmaz Özlem hayatının topunu oynamıştı her Bursaspor maçında olduğu gibi..
Geçen yılda kardeşlerin durumu kritik iken biz onları Bursa'da yendik onları..

Neyse sözün özü "Saha dışında dostluk kazansın ama sahada 3 puanı alan Bursaspor olsun, hedefleri doğrultusunda yürüyüşünü sürdürsün.."
Çoğu Ankaragüçlü kardeşimin de benimle aynı duyguları paylaştığını biliyorum..
Dostluğumuza herhangi bir kara leke sürülmemesi ve ebediyete kadar sürmesi dileğiyle..


6 Şubat 2010 Cumartesi

Kayserispor - Galatasaray

Her hafta yazı yazınca ve her hafta takımda benzer noktalarda problem olunca, yazılar birbirine benzemeye başlıyor diye kaygılanıyorum. O yüzden bu hafta uzun uzun futbolcuları teker teker değerlendirip, tekrara düşmek istemiyorum. Bu sezon Kayseri deplasmanından 1 puan fena skor değil, hele ki bunca eksik varken. Ama madem futbolu bilen adam Frank Rijkaard, "Eksiklerimizi konuşmaya gerek yok" diyor biz de konuşmayalım. 1 puan kağıt üzerinde güzel duruyor, ama saha üzerinde o kadar güzel değil.

Özellikle maçın ilk 20 dakikasında Kayserispor top oynadı, biz ise iyi mücadelemiz ile topu kalemizden uzak tutmaya çalıştık. Bu konuda başarılıydık, 90 dakika boyunca "bu gol kaçar mı?" denilecek bir Kayseri atağı yok. En net pozisyon Cangele'nin serbest vuruşu, ama o da organizasyon değil. Bizim bu 20 dakika boyunca sahadaki topa sahip olamayışımızın bir numaralı sebebi bence Mehmet Topal. Mehmet'in ve Mustafa'nın oynadığı mevkiler sistemin kilit noktaları. Hal böyle olunca o mevkideki aksaklık takımın bütün oyununa yansıyor.

Mehmet'in oyununun kötü oluşunun 2 sebebi var bence. 1.si Mehmet top kabiliyeti ve oyun görüşü zayıf bir oyuncu. Ya uygun durumdaki arkadaşına pas atamıyor, ya kısa paslarda bile basit hatalar yapıyor. Hele dikine adam eksilten bir pas attığını ayda yılda bir görürsek ne ala. 2 Mehmet orta saha oyuncusundan ziyade 3. stoper gibi konumlanıyor. Hal böyle olunca takımın ortasahası da daha geriden kuruluyor.

Mehmet Topal'ı geçersek, bir diğer sorun Arda Turan'ın forvet oynaması. Arda Turan şu anda bu takımda en verimli oynayan oyunculardan bir tanesi. Arda'yı gidip stoperlerin arasına hapsetmek büyük bir haksızlık biz futbol severlere. Ama bunu yapan Frank Rijkaard olunca eleştirmeden önce iki kere düşünüyor insan. Ayrıca bu durum kalıcı bir olay olmadığı için, denedi ve anladı dersek yeterli olur sanırım. Ama aynı teknik ekibin Arda'yı daha önce Bursa maçında oynatıp verim alınamadığı gördükten sonra, ısrarla bu hamleyi yapması düşündürücü. Ya bizim gibi futbol cahillerinin göremediği bir ışık görüyorlar ve ısrar edilirse verim alınabileceğini düşünüyorlar veya bu, Arda'yı forvette son görüşümüz.

Gelelim Keita'ya. Ali Ece'nin Keita ilk geldiğinde bir yorumunu gene anımsadım bu maç. Bire bir cümleler bu olmasa da meali şuydu: " Keita saha içinde güzel oynamaya çalışan bir oyuncudur. Atığı çalımlar ile taraftarı ayağa kaldırır. Zaman zaman mesefa tanımaksızın şutlar çeker. Eğer bu şutlar kaleyi bulursa herkes çok keyif alır. Ama şutlar kaleyi bulmazsa kabak tadı verir" Bu kabak tadına hafiften verdi Keita bana bu maç. Ama kredisi o kadar fazla ki gönlümde bu sezon 3 4 maç daha bu kabak tadını verebilir.

Ayrıca Hakan Balta Galatasaray için çok önemli. Çünkü Hakan olduğu zaman Caner gerçekten verimli olduğu yerde oynama şansı buluyor. Son maçlarda sol açık gibi oynadığında ne kadar verimli olduğunu görünce bu da büyük bir eksiklik olarak göze çarpıyor.

Ve huzurlarınızda bütün sınırları ve mantığı aşıp, ilk çok ciddi eleştirimi yapmak istiyorum bizim büyük teknik ekibe.

85 dakika Dos Santos'a niçin tahamül ettiniz ? Son 5 dakikada görüldü ki, Santos çıkıp Emre gelince Arda boşa çıktı. Oyunu okuyamadı desek değil, futbol tanrısı çarpar adamı düzelemeyiz vallahi. Dos Santos'a çok güvendikleri için olabilir. Eh şu anda Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bu adamı en iyi tanıyan kişi Frank Rijkaard. Ama gene en en geç dakika 75 oldu mu çıkmalıydı Dos Santos.

Hep mi kötü şeyler oldu, hiç mi iyi bir şey yapmadı Galatasaray derseniz, bir kere Emre Güngör'ü yeniden kazandık. İkincisi Uğur'u fizik olarak çok iyi gördüm ben. Sezon başından beri defansif zafiyetlerimiz göz önüne alınırsa , bence bu maç diğer maçlardan çok daha iyi bir takım müdafası sergiledik. Ayrıca Antalya maçında sahada ruh gibi gezinen takım yerine, bugün daha hırslı bir takım vardı.

Biraz da Kayseri hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Çok iyi bir takım Kayseri. Takım oyunu dediğimiz şeyi, ciddi bir disiplinle uyguluyorlar. 10 kişi kaldıklarında bile dirençli futbol sahaya koymaya çalışıyorlar. Tabii ki bu yılların birikimi. Ertuğrul Sağlam'dan bugüne takım da hem idari anlamda, hem oyun anlayışında bir süreklilik hakim. Ayrıca Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz'lu günlerden böyle bir olumlu dönüşüme imza atmak çok kolay değil. Statları çok güzel, dolu olduğunda hele daha da bir güzel. Ayrıca Kayseri seyircisi haklı veya haksız tepkileri ile , hakemi zaman zaman etkiliyebiliyorlar. Bu onlar adına olumlu bir artı.

Şimdi önümüzde Antalya ile kazanmak zorunda olduğumuz bir kupa maçı var. Merakla o maçı bekliyorum. Hem çıkacak 11'i hem de Atletico maçından önce yapılacak son denemeleri merak ediyorum.

Son olarak burada elimden geldiğince objektif olan yorumlar yapmaya çalışıyorum. Fakat söylemezsem çatlarım. Dos Santos ve Jo Galatasaray'ın oyuncuları değil ve bu transferler birer rezalet. Buna yok artık Ali Sami derler sanırım.

Sevgiler Saygılar
Maradona

3 Şubat 2010 Çarşamba

Tiziano Crudeli (İtalyan Futbol Yorumcusu)

Link.

Milanlı yorumcu kendinden geçiyor. Bu hareketleri görünce Ömer Çavuşoğlu geldi aklıma.

Bir kaç videosunu daha buradan bulabilirsiniz.

Saygılar.

2 Şubat 2010 Salı

Galatasaray'ı Anlamak

Devre arası geçti , ikinci yarı başladı, transfer sezonu bitti ve gelenler gidenler belli oldu. Sonunda elimizde bazı yerleri belirsiz de olsa, tasvir edilmesi mümkün bir tablo var. Önce gelenler ve gidenler sonrasında kadroyu bir anımsayalım. Kadro resmi siteden alınmıştır. Tarafımdan, Emre Çolak ortasahaya eklenmiş, Sabri genelde sağ bek olarak tercih edildiğinden defansa aktarılmıştır.


KALECİLER: Aykut ERÇETİN, Leo FRANCO, Ufuk CEYLAN

DEFANS: Emre GÜNGÖR, Uğur UÇAR, Gökhan ZAN, Lucas NEILL, Emre AŞIK, Hakan BALTA, Serkan KURTULUŞ, Servet ÇETİN, Sabri SARIOĞLU
ORTA SAHA: Barış ÖZBEK, Elano BLUMER, Arda TURAN, Abdul Kader KEITA, Mehmet TOPAL, Mustafa SARP, Ayhan AKMAN, Harry KEWELL, Giovani DOS SANTOS, Caner ERKİN, Emre ÇOLAK
FORVET: Milan BAROS, Joao ALVES



Bu Transferler Niçin Yapılmış Olabilir ?

Sezonun ilk yarısı bittiğinde, ligde ikinci , Avrupa Kupası'nda gruptan çıkmış bir Galatasaray vardı. Saha içinde ise kadro yapısından kaynaklanan bazı kronikleşmiş problemler vardı. Ortasahada, özellikle 4 3 3 'ün orta üçlüsü bir türlü oturmuyordu. Teknik patronumuz Frank Rijkaard bu konuda elinden geleni yaptı bence. Zaman zaman bazı hataları oldu, 3 defansif ağırlıklı ortasaha kullanmak gibi mesela. Ama çabuk döndü bu hatasından. Bazen oyuncu karakterlerinden 4 3 3, 4 2 4 oldu, bazen 4 2 3 1 ama ne olduysa hepsi Frank Rijkaard'ın kontrolünde oldu. Bütün bu sorunun bence kaynağı Linderoth'un bir türlü iyileşememesi ve Ayhan Akman'ın iki sene önceki Ayhan'dan çok daha kötü olması, bir de üzerlerine Mehmet Topal'ın sakatlıklardan çıkamayışı eklenince ideal 3lü bulunamadı.

Bu üçlünün bulunamayışına bir de defans problemleri eklendi. Galatasaray yönetiminin bir hatası oldu sezon başı. Gökhan Zan'a çok güvendiler. Belki Gökhan kadar güvendikleri bir diğer isim ise Emre Güngör'dü. Durum bu olunca takım savunmasında da sorun sürdü. Orta sahayı iyi daraltan takımlar karşısında ciddi sorunlar yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz.

İleri üçlü ise sezona çok görkemli başladı. Fakat Fenerbahçe maçında Baros'un sakatlanması sonrası hem ileri üçlü bocaladı hem de takım ofansif anlamda alışılmış sisteminden vazgeçmek zorunda kaldı.

Bütün bu duruma ve Adnan Polat yönetiminin Haldun Üstünel ile birlikte yönetim anlayışına bakınca, yönetim teknik heyetin taleplerini imkanlar ölceğinde yerine getirmek için elinden geleni yapmıştır. Bu konuda benim bu yönetime güvenim tam. Bu durum çerçevesinde Frank Rijkaard sanırım 3 mevkiye de transfer istemiştir. Transferlerde öncelik hem maddi imkanlara uyması hem de Avrupa'da oynayabilmesidir. Neill bu kriterlere uymuş ve sezon arasında yapılmış en iyi transferimizdir bence. Jo ise Avrupa'da oynayamayacak, sanırım bu işi yapanlar bunun bizden daha çok farkındadır. Ama öte yandan kadroda Baros sakatlandığından beri çok az gol atmış bir Nonda ve Ordu maçında şanssız bir sakatlık yaşayıp, Galatasaray'ın eline düşen bir Kewell eklenince Türkiye içinde bir forvetin gerekliliği yatsınamaz. Jo'dan güzeli Sercan olurdu belki, ama parası da heralde Jo'nun toplam maliyetinin 4,5 katı olurdu. Ayrıca sezon başında transfer edilecek bir Sercan her türlü sezon ortasında gelecek Sercan'dan daha hayırlı olacaktır.

Dos Santos'a gelince, bu tamamen benim kişisel tahminim. Sanırım sağlam bir "box to box" bulamadılar maddi imkanlar dahilinde. Bu kadar kanat alternatifleri yüksek bir takımda gene aynı mevkiye bir oyuncu almak mantıklı mıdır peki ? En azından Frank Rijkaard ile birbirlerini çok iyi tanıdıkları düşünülürse mantıksız değildir denilebilir.



Peki Bu Yenilenen Kadro Ne Yapabilir ?


Seneye yeni stat gelecek, yayın gelirleri yükselecek. Bir de lig birincisi Şampiyonlar Ligi'ne direkt gidecek. O yüzden Şampiyon olmak sanırım şu anda öncelikli hedef. Türkiye Kupası ve Avrupa başarısı ise bonuslar. Tabii ki bu demek değil ki bonusları ciddiye alınmayacak. Çünkü bu teknik ekibin ne kadar ciddi olduğunu anlamak için, bu seneki antremanların bir kısmını görmek yeterli. Eldeki imkansızlıklardan dolayı yeni alternatif üretmek için sürekli deniyorlar. Ama bu denemeler içinde bile takımda yüzde 80'lik bir istikrar sağlandı. Frank Rijkaard hem kupa maçlarında hem de ligin ikinci yarısındaki ilk iki maçta sürekli deniyor. 4 4 2 deniyor, 4 4 1 1 deniyor ve 4 3 3'te oyuncuların yerlerini deniyor. Bu denemeler süresince yanlış yapıyor denilemez. Çünkü o da doğrusunun ne olduğunu bulabilse denemeyecek. Peki 6 aydır takımın başında ve niçin hala deniyor ?


Çünkü Galatasaray yönetimi Frank Rijkaard ve ekibini getirdiğinde, onun 4 3 3 'ü en iyi bilen teknik adam olduğunu bilerek getirdi ve sanırım bir teknik adamın en iyi bildiğini uygulamaya çalışmasında bir yanlış yok. Son zamanlardaki denemeler gösteriyor ki, belki de 4 3 3 'den daha uygun bir taktik bulunacak bu oyuncu kadrosuna göre. Ama kesin olan bir şey var. Takımın ayağa oyunu ,pasa dayalı sistemi değişmeyecek.



Şubat Ayında 7 Maç


Antalya (Deplasman kupa maçı), Kayseri (Deplasmanı), Antalya (Ali Samiyen), Atletico Madrid (Deplasman), Beşiktaş (Deplasman) Atletico (Ali Samiyen) ve Kasımpaşa (Ali Samiyen)



Ben bu maçları ikiye ayırıyorum kendimce. Bu ayırışımda Antalya ile ikinci kupa maçından sonra Ankaraspor maçının olmasının etkisi büyük. Özellikle Antalya'daki kupa maçı ve Kayseri maçı önemli sınavlar. Elimizde ligdeki Antalya maçı var, defansın ne kadar kötü olduğunu gördüğümüz. Ve Kayserispor , yükselişte bir takım. İlk yarıdaki maçın üzerinden çok sular aktı ve şu anda bazı problemleri olmasına rağmen, bize ters gelmesi muhtemel takım. Bu üç maç bitecek. Sonraki 10 gün Frank Rijkaard ve ekibi oyunları değerlendirip, ikinci yarının geri kalanı için en ideal olanı yapacaklarına güvenim sonsuz.


Frank Rijkaard'ın bence tek ve en büyük hatası Leo Franco ısrarı. Bu kadar kusur kadı kızında da olur.


Bence sabırlı olmak lazım. Yeni bir devrim yapılıyor. Bu teknik heyet şu anda Türkiye sınırları içindeki en iyi teknik heyet. Hem geçmişleri, hem anlayışları bunu gösteriyor. Bu adamları kaybetmemek için sabırla beklememiz lazım. Eğer seneye 2010'un Aralık ayında hala kötü futbol oynuyorsak ancak o zaman sorgulamaya başlamalıyız. Ama o güne kadar tam destek hep destek.


Maradona

Dünya Kupası Grupları H Grubu

Çoğunlukla dışarıdan gönderdiğim yazılarla devam ettiğim işe şimdi içeriden yazarak devam ediyorum. Dünya Kupası gruplarında son gruba geldik. Aklıma gelen bütün klişe terimleri kullanarak yazdığım Dünya Kupası grupları yazısı böylelikle son buluyor.

H Grubu

Dünya Kupası'nın son grubunda Avrupa Şampiyonu İspanya, yeni ezeli rakibimiz İsviçre , Honduras ve Şili bulunmakta. İspanya favori, 2.lik için diğer takımların şansı eşit gibi.

İspanya : Avrupa şampiyonu olarak geldiğini ve bizim içinde olduğumuz gruptan namağlup şekilde geldiğini düşünürsek kupanın favorisi diyebiliriz .

Fifa Sıralaması : 1 Puan : 1627
Yıldız Oyuncular : İker Casillas , Xavi
Dikkat Çekebilecek Oyunucu : Nacho Monreal
Bizimle Alakası : Dani Guiza ve bizi eleyip gelmiş olmaları.

İsviçre : Avrupa'nın büyük liglerinde oynayan futbolcuları ile 2.lik kovalayacklar. Avrupa elemelerinden nispeten zayıf bir gruptan çıktıklarını hatırlatmakta yarar var.

Fifa Sıralaması : 18 Puan : 924
Yıldız Oyuncular : Alexander Frei , Gökhan İnler
Dikkat Çekebilecek Oyunucu : Eren Derdiyok (dikkat çekti çekeceği kadar yaşı itibari le yazdım )
Bizimle Alakası : Kadrolarındaki yıldız oyuncuların Türk kökenli olması.

Honduras : Kuzey Amerika elemelerinden Abd ve Meksika'nın ardından 3. oldular. Avrupa liglerinde oynayan oyuncuları ile şans arayacaklar.

Fifa Sıralaması : 37 Puan : 738
Yıldız Oyuncular : Wilson Palacios , David Suazo
Dikkat Çekebilecek Oyunucu : Roger Espinoza
Bizimle Alakası :Ne yazık ki bizimle bir alakası yok sadece David Suazo'nun transfer dedikoduları var. 3 Mart tarihli bir hazırlık maçları var bizimle.

Şili : Yaş ortalaması en genç takımlaran birisi olacak Şili. Çok bilinen yıldızları yok. Güney Amerika elemelerinden 4. olup geldiler.

Fifa Sıralaması : 15 Puan : 936
Yıldız Oyuncular : Pablo Contreras , Matías Fernández
Dikkat Çekebilecek Oyunucu : Mauricio Isla
Bizimle Alakası : Maldonado ve Tello ile ismini sık sık duyduğumuz bir ülke oldu.

Dünya Kupası grupları serisi bitti böylelikle. Bir futbol blogunda olmasını gerektiğini düşünerek yazdım. Fark ettiyseniz klişeler ile dolu oldu yazılar. İçinde olmadığımız Dünya Kupası'nı izlemek de yazmak da çok çekici olmuyor.

Saygılar.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Beşiktaş Tribününde Protesto





Biz Beşiktaşlıyız
Sizin Olsun Oyunuz
Cuma 20:15'te
Kutlayın Artık Biz Yokuz

Var Mısınız
Yokluğunuzu Hissettirmeye..?

Bir Beşiktaş taraftarı tarafından samimiyetini, aşkını ortaya koyan tüm Beşiktaş taraftarına çağrıdır; bulunduğumuz tribünleri 15. dakika itibariyle terk ediyoruz.


Kaynak: http://eksibesiktas.blogspot.com/

http://www.facebook.com/event.php?eid=275980124191

Bu bağlantıyı taraftar olmanın ne demek olduğunu az çok bildiğim için paylaşıyorum.

Bütün Beşiktaşlılara duyurulur.

Marquinhos

Sivasspor 1-5 Fenerbahçe

Fenerbahçe Sivasspor maçı müthiş bir mücadeleyle başladı. Sivas'ta bir de Mehmet Yıldız'ı görünce eski Sivas geri mi geldi diye sordum kendi kendime ve korktum. Ayrıca sahada Fransız ekolünden gelen yeni atletik yapılı transferler var. Sivas bizi zorlar dedim. İlk yarı da öyle geçti. Cılız geldiler kalemize ama geldiler. Fener de rakibi şöyle bir tarttıktan sonra Sivas'ın üzerine gitmeye başladı. Defansif pasif ortasahamız Selçuk herkesi şaşırtıp sıfıra indi ve iyi bir asistle Semih'e golü yaptırdı. Ayrıca Mehmet Topuz'la da gole çok yaklaştı ilk yarıda Fener. Bundan başka belki bir iki pozisyon daha olmuştur.

Derken Mehmet Yıldız'ın golü geldi. Onun kadar sevinememişimdir kesinlikle ama çok sevindim golle geri döndüğüne. Sivas takımının ve halkının ona çok ihtiyacı var. Umarım artık ilk 11'de değişmez bir adam olur yeniden. 

İlk yarı bence çok kaliteli bir mücadele ve iki güzel golle bitti. İlk kez bir deplasman maçında uykum gelmedi.

İkinci yarıda da Fener az adamla ve hızlı gelmeyi denedi Sivas'ın üzerine. Yine bir kontra topta bu sefer Deniz Semih'e golü yaptırdı. 

Az adamla geliyordu Fener ama ortasahadaki Özer faktörü ve kanatların uzun zamandır ilk kez bu kadar fazla çalışması Fener'in çok fazla atak yapmasını sağladı. Topuz yine ortasız bitirdi maçı ama Gökhan önü açık oldu mu yine neler yapabileceğini gösterdi.

Sol kanatta ise Uğur şov başladı ikinci yarıda. Orta yaptı, şut çekti, adam eksiltti ve iki de birbirinden güzel ve birbirine çok benzer gol attı. İlk kez, tam bir sol açık gibiydi neredeyse Sevilla maçıdan beri. 

Takım o kadar çok atağa çıktı ki neredeyse Gökhan Ünal da golüne kavuşacaktı ama kısmet olmadı. Sivas ise Fener'in ikinci golü ile bitti. Daha fazla saldırmadı. Eski Sivas bu maçı bırakmazdı. Yeni Sivas'ın eski günlerine dönmesine ise bence az kaldı. Yeni transferlerle Mehmet Yıldız güçlerini birleştirirlerse yeniden ilk 6'ya oynayabilecek bir takım olurlar. 

Fakat anlamadığım konu Kamanan konusu. Kamanan diye bir adamınız varsa ben açıkçası tahtanın üzerine Mehmet Yıldız'la birlikte onu da yazarım. Kadroyu da onların altına dizerim. Bence daha çok şans bulması lazım. 

Fener genel olarak klasik, 3 senedir oynadığı topunu oynadı. Rakibi uyutan ve az adamla gelip çok iş başaran bir futbol bu. Zico döneminden sonra maalesef bu örneği çok görememiştik ama ilerideki adamlar yani Uğur, Semih, ön liberolar ve sağ kanatta kim oynarsa o iyi oynarlarsa Fener de iyi oynuyor. Yoksa pozisyon bulmakta çok zorlanıyorlar. Fener'de genelde Alex'in ayağına bakılır ama dün o yoktu neredeyse sahada ve Fener zorlanmadan aldı maçı. Bu hep böyle olmalı ama bir türlü olamıyor. Umarım önümüzdeki günlerde de bu örneği bol bol görebiliriz. 

Herkese iyi haftalar.

Marquinhos




28 Ocak 2010 Perşembe

Shabani Nonda'nın sözleşmesi feshedildi!













Galatasaray garip bir yola girdi. Anlamak çok güç. Hem elindeki sağlam kalan tek forveti gönderdi hem de yerine forvet almadı. Pardon forvet aldı ama bu forvet sadece ligde oynayabilecek. Ayrıca yedeği de yok sanırım. Şimdi yine Kewell'dan forvet olacak. Umarım uğruna Nonda'yı feda ettikleri Dos Santos iyi bir form yakalar. Yoksa taraftar Nonda'yı çok arar.

Fener'e geçen maç değinemedim. Şimdi fırsatını bulmuşken değineyim. Son maçta defans ve forvet arasındaki bağ yok denecek kadar azdı. Bunun nedeni yine Alex'in olmayışı. Daum ne zaman Özer'i aldı işler düzeldi. Bu adam gerçekten de oyuna sonradan giren Tuncay etkisi yapmaya başladı. İnanılmaz bir gazla oynadı takım Özer oyuna girince. 

Ayrıca yaklaşık 1 senedir bu blogdan söylediğim bir şey var. Fener takımı ya da diğer büyük takımlar, ligin dibindeki takımlarla oynadıkları maçların ilk bölümlerinde Allah ne verdiyse saldırmalı. Ne olurdu şu maçta Semih ve Guiza'nın arkasında Özer de olsaydı? Skoru bulunca da alırdın Cristian'ı oyuna. Ama tam tersi oldu ve son 20 dakika takım 3 4 3 oynadı. Faydasını da gördü. Kalabalık bir ceza sahası gol için en önemli faktör. Böyle olunca goller de geldi. 

Fener transferi kapadığını açıkladı ama Nonda tarzında bir forveti takımımda görmek isterdim. Keşke böyle bir gelişme olsa. Hala kanat adamımız da yok maalesef. Bu sezonu harala gürele Özer'le Alex'le ve kanatsız geçireceğiz anlaşılan. Umarım şampiyon olabiliriz. Evet şampiyonluk istiyorum :)

not: Galatasaray'da o kadar kanat oldu ki bana inat Haldun Üstünel gidip kanat alıyor sanki. Bu arada bir Türk santrafor bombası da patlatırlarsa şaşırmam. 

Marquinhos


Dünya Kupası Grupları G Grubu


Uzun bir aradan sonra sondan bir önceki grubu tanıtacağım yazıyla karşınızdayım. En estetik futbolu beklediğim grup olan G grubunu yazacağım. Bu grupta Brezilya , Kuzey Kore , Fildişi Sahili ve Portekiz bulunmakta. Grubun favorisi Brezilya. Fildişi ve Portekiz 2.lik için çekişecekler.

Brezilya : Dünya kupası elemelerinden en rahat gelen takım . Bu sıralar Ronaldinho'nun takıma geri dönüp dönmeyeceği tartışılıyor. Grubun ve kupanın favorisi olan bir takım için final dışındaki her şonuç başarısızlık.
Fifa Sıralaması : 2 
Puan : 1568
Yıldız Oyuncular : Kaka Dani Alves
Dikkat Çekebilecek Oyunucu : Hulk
Bizimle Alakası : Elano ve Andre Santos bu kadroda kendine yer bulabilirler.

Kuzey Kore : Asya elemelerinden sürpriz bir şekilde gelerek Dünya Kupası'na katıldı. Benim ve bir çok kişi için tam bir kapalı kutu.
Fifa Sıralaması : 86 
Puan : 376
Yıldız Oyuncular : ?
Dikkat Çekebilecek Oyuncu: ?
Bizimle alakası : Bizimle alakası olmamasını normal olarak karşılayabileceğimiz gibi diğer ülkelerle bile alakası kısıtlı.

Fildişi Sahili : Afrika'nın güçlü takımı Avrupa liglerinde oynayan futbolcuları ile kupada en az bir çeyrek final kovalayacaktır.
Fifa Sıralaması :16 
Puan :934
Yıldız Oyuncular: Didier Drogba , Yaya Touré
Dikkat çekebilecek oyuncu : Gervinho
Bizimle Alakası : Kader Keita'nın Galatasaray forması giyiyor olması.

Portekiz : Avrupalıların Brezilyası tanımlaması yapılan Portekiz her kupada favoriler arasında sayılmasına rağmen bir türlü mutlu sona ulaşamayan bir takım. Playoff macerası ile geldikleri kupada kendilerini afettirmek isteyecekler.
Fifa Sıralaması : 5 
Puan : 1176
Yıldız Oyuncular : Cristiano Ronaldo , Deco
Dikkat Çekebilecek Oyuncu : Fábio Coentrão
Bizimle alakası : Şu an ligimizin gol krallığı sıralamasında birinci olan Makakula bu takımın formasını giymişti.

Saygılar. Trakedi

25 Ocak 2010 Pazartesi

Galatasaray Beni Üzüyor !

Dünkü maç hakkında yazmadım, yazmayacağım da. Kötü hava koşullarında alınan 3 puan güzel, sakatlık olmaması güzel, Caner güzel, Neill güzel ve bunlar zaten çok kişi tarafından dile getirildi. Ben başka bir konuda , bir şekilde bu takıma emek vermiş futbolculara ayrılış tarzımız ile ilgili bir şeyler dile getirmek istiyorum.


Ne kulübe yakın biriyim, ne de şundan bundan bir şeyler duyacak bir çevrem var. Safiane bir Galatasaray taraftarıyım. Ama her zaman belirttiğim gibi futbolu çok seviyorum. Galatasaray bu sevgiyi açığa vurmamdaki bir araç sadece. Tıpkı Atletico Madrid gibi, 10 küsür senedir oynadığım CM ya da FM gibi, rakı masalarında bitmek bilmeyen sohbetler gibi, bu gayet amatör ve küçük blog gibi, babamın anlattığı eski maçlar gibi, 5 gündür hastanede olan Sacit Amca'mın anlattığı Metin Oktay hikayeleri gibi..



Gelin görün ki , çok sevgili kulubüm Galatasaray'a olan bu sevgimin önüne geçmeye başlayan garip şeyler oluyor. Bir takım hem bu kadar doğru hamleleri, hem de gözü sadece kazanma hırsıyla kör olmamış beni üzen şeyleri yapmayı başarıyor. Tabii ki bu kadar büyük ve çok sayıda taraftara sahip bir camia için tek bir kişinin üzüntüsü sanırım hiç bir şey ifade etmez, ama gene de söyleyeceğim.

Hep övünüyoruz 2000 senesindeki takımla, alınan Uefa ve Süper Kupa ile. Hatta biz ne zaman alkolü fazla kaçırsak, ben konuyu bir şekilde Uefa kupasına getirip, ortamı sulandırırım. O takımdaki oyuncuların hiç biri ile güzel ayrılamadık. Kiminde oyuncuların suçu vardı, kiminde yönetimin, kiminde ise toplum olarak ayrılma özürlü olamamızın verdiği etkenler ile , yollarımız Galatasaray'a yakışmayacak şekilde ayrıldı. Ben burada ne yöneticilerin sonuna kadar haksız olduğunu ne de futbolcuların haksız olduğunu düşünüyorum. Söylemek istediğim, olan biten şeylerin gayet çirkin olduğu.

Şimdi buna benzer bir çirkinlik yaşanmak üzere sanırım. Sürekli olarak bir yabancı futbolcunun gönderilip, yerine bir futbolcu alınacağı söyleniyor. Gelecek ekstra bir yabancı da gönderilebilecek tek yabancı oyuncumuz Linderoth'tu çünkü takıma geldiği günden beri hiç bir şey vermedi ya da veremedi. Bu tercihimizi Jo'dan yana kullandık. Şimdi gelecek kişi sonunda gidebilecek olan isimleri sayayım. Franco, Kewell ve Nonda, hatta bazı uçuk kişiler Baros diyor.

Hadi en uçuk isimden başlayalım. Baros. Niçin Baros , sakatlandığı için, kendi kafasına göre operasyon geçirdiği için (!). Baros , bu forma için bu güne kadar kafasını tekmeden çekmeden oynadı. Hadi onu geçtim, bu adam Fenerbahçe derbisinde sakatlandı. Atıp tutuyoruz, bizim için bu rekabetin önemi şöyle büyük böyle büyük. Eğer bu maçta sakatlanan bir oyuncumuzu böyle yüz üstü bırakırsak, bir daha o maçta kafasını tekmeye sokacak yabancı oyuncu mümkün değil bulamayız. Bu ihtimal en zayıf ihtimal olarak görüldüğü için daha fazla uzatmayacağım.

Gelelim Nonda'ya. 2 sene önceki şampiyonlukta oynadığı pay tartışılmaz. Geçen sezon ise herkes birbirinden kötü iken, ona sen kötüsün demek manasız. Sezon başı gene gönderilecekti, sonra kurtarıcı oldu. Ama eğer kadronda 2 santrafor varsa, Nonda'nın da formsuz olmaya gününde olmamaya hakkı vardır. Bir de sürekli gidecek, gönderilecek sesleri arasında bir insan ne kadar huzurlu olur. Sezon sonundan önce onunla da yolları ayırmak belki profesyonelce olabilir, ama insancıl değil.

Gelelim Leo'ya. Valla ben Galatasaray'a gelmeden önce yıllarca Fm'de Atletico Madrid'de Leo ile oynadığım için kendisine ayrı bir sevgim var. Daha yarım sezon oynadı ve takıma çok büyük bir katkısı yok. Ama bence Leo futbolu para için oynamıyor, sevdiği için oynuyor. Ve böyle bir oyuncunun 3-4 ay futbol oynama hakkını elinden almak, ne kadar insancıl olur bilmiyorum.

Ve olabilecek en kötü şey, Kewell'ın gönderilmesi. Geldiği günden beri o kadar mükemmel ve profesyonelce hizmet ediyor ki formasına, kaç kere onu anlamakta zorluk çeken basınımızı ters köşeye gönderdi. Sezon başını hatırlayın, Elano'nun gelişi ile Kewell yedekti. Ama o bu sezon sakatlanana kadar büyülerin en güzellerini yaptı. Sonra bizim baytar heyeti sakatlığını uzattı. Şimdi bir de söyledikleri mantıksızlıkları meşrulaştırmak için, Kewell'ın kronik sağlık problemlerini gösteriyorlar. Bu sezon sağlamım diyen kaç kişiden daha fazla oynamış bir baksınlar bakalım. Saha içinin yanı sıra, böyle özel bir insanın takıma saha dışında neler kattığını şimdi belki göremiyor birileri. Ama genç futbolcular sizde Kewell'dan mı daha çok şey öğrenir , yoksa gelecek yeni topçudan mı ?

Çok açık söylüyorum, eğer Dos Santos için bu yukarıdaki isimlerden birisi feda edilirse, olayın vefa kısmını geçtim, bildiğiniz salaklık olur. Caner, Arda, Elano, Emre Çolak, Aydın , Keita ve Berkin'in olduğu bir takımda Dos Santos ilk 11'in değişmezi olamaz bence. Hele ki Caner bu kadar iyi oynamaya başlamışken hiç olmaz. Yok eğer orta sahanın ortasına gerçekten süper bir "box to box" oyuncusu gelecekse, o zaman Leo Franco'nun gönderilmesini anlayabilirim. Ama gidip Messi'yi getirseler, Kewell'ın gönderilmesini anlayamam.

Çok üzülüyorum. Biliyorum kimse umursamaz benim ne kadar üzüldüğümü ama ne beni üzün ne takımın havasını bozun. Çok istiyorsanız Sercan'ı alın bastırıp parayı. Sevgiler Saygılar.



Maradona