Turkcell Super Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turkcell Super Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2010 Pazar

Futbol Derbisinin Ardından

Mücadelesi yüksek, heycanı tadında, az küfürlü, az tartışmalı bir derbi oldu. Saha içinde futbol oynamayı düşünen takımlara , oyunu oynatmayı amaç edinmiş bir hakem eklenince seyir zevki yerinde bir maç izledik.

Beşiktaş

Futbol maçları 40 dakika olsa, maçın hakkı Beşiktaş'ın derdim. İlk yarıda o baskıda gol yemediysek, bu tamamen şansımız ile açıklabilir. Mustafa Denizli, omurgayı bozmadan kenarlarını doldurmuş gene. İleri 4'lüde rotasyon hala devam ediyor. 4 yabancı ile omurgayı kurunca bu 4 isim için 2 yabancı oynatılabiliyor sadece. Acaba çok merak ediyorum, sezon başı deli danalar gibi Topuz'a mesai harcayacağına Beşiktaş, o zamanlar Manisa'da şimdi ise Eskişehir'de oynayan Sezer ile niçin ilgilenmediler? Mustafa Denizli, takıma yerli alternatif yaratmak için en ufak bir hamle yapmadı. Zaten böyle akıl ve beceri isteyen hiç bir hamleyi bugüne kadar yapmamış Yıldırım Demirören o sıralar meşguldu. Bunun sıkıntısını oyuncu değişikliklerinde bile yaşıyor Mustafa Denizli.

Baskı golü getirmeyince, ikinci yarıya biraz daha durgun başladı Beşiktaş. Mustafa Denizli , önce Nihat ve Bobo'yu, sonra Yusuf'u oyuna alarak maç içinde ikinci bir ileri 4'lü kurdu. Şunu çok merak ediyorum, hafta içini maçsız geçiren bir Beşiktaş , bu 4'lüyü bulmak için niçin hazırlık maçı yapmaz? İleri 4lü sorunu her maç en iyi ihtimal 45 dakikasını çöpe atıyor Beşiktaş'ın. Beşiktaş, geri düştü. Mücadeleyi bırakmadı. Duran toptan golü buldu. Maçtan sonra tartışmalı pozisyonda çizgiyi topun sadece yüzde 75'inin geçtiğini öğrendikten sonra rahatlıkla söyleyebilirim. Beşiktaş 90 dakika sonunda , oyununun karşılığı olan bir puanı aldı. 3 puanı hak edecek kadar iyi değillerdi.


Not:" Arkadaşım, ne biçim adamsın. Yazının Galatasaray kısmı niçin Beşiktaş kısmının 3 katı?" diyorsan, buyur gel sen yaz Beşiktaş'ı. Şu bloga 11 aydır bir Beşiktaşlı adam bulamadık.


Galatasaray


Malum Galatasaray'ın sakatlarından kurulu bir takımı var, bugün ise sahada sağlamlar oynadı. Takımın kimyası bozuldu mu, fizikten sınıfta mı kaldılar derken, şaka maka dirençli bir takım olma yolunda ilerliyoruz. Sezon başında yan bakana 3 gol atan ama defans yapmayı bilmeyen takımdan, şimdi sahada puan için mücadele eden bir takıma evrildi Galatasaray. Tabii ki bu evrilmede sakatlıkların payı büyük. Ama Baros, Kewell ve Sabri takıma döndüğü zaman, ikisi harmanlanacak. İşte o zaman belki sezonun en ideal Galatasaray'ını izlemeye başlayacağız.


Neill'in takımın müdafasına yaptığı katkıyı görmemek elde değil. O geldiğinden beri, salakça ofsayt hataları azaldı, kademe hataları tükendi. Zaman zaman yürek hoplatan çalımlar yapsa da, önümüzdeki senelerde yapılması muhtemel " Son 10 yılın en iyi devre arası transferleri" listesinde ilk 3'ü zorlar. Sağ ve sol beklerimiz zaman zaman açık verseler de, Emre Güngör, Neill, Hakan ve Uğur 4'lüsü şu mevcut kadro için ideal gözüküyor. Rakip forvetlerin karakterlerine göre sanırım Servet ve Emre'yi değiştirerek oynatacak Rijkaard.


Godot'u Beklerken


Deplasman takımı olduğumuz için Mehmet Topal'ın gene 3. stoper olması normal karşılanabilir belki, ama yaptığı basit pas hatalarını hiç bir şey meşrulaştıramaz. Ondan yapmasını tek beklediğim şey, topu düzgün bir şekilde Elano, Caner yahut Arda'dan en uygun pozisyonda olanına iletmesi. Kendisi ise inatla en zor pas tercihlerini kullanıp çuvallıyor. Barış koşuyor, top çalıyor, pas atıyor, ama Barış yüzde yüz performansıyla bile oynasa sonuçta kendisi sadece ve sadece "Barış Özbek". Elano ise uyum sorununu bitirmiş, Arda ile top paylaşımı antlaşmasını imzalamış. Artı kendisi için, koşmuyor, mücadele etmiyor diyenlere inat oyunda kaldığı 80 dakika boyunca yaklaşık 8.5 km koşmuş. Barış'ın ziyan ettiği ortası, attığı etkili şutlar düşünülünce Elano'nun performası umut verici. Bir adamı sırf orta saha ve Brezilyalı diye Alex ile kıyaslamak " Her gördüğümüz bıyıklığı, babamız sanmamız" kadar şuurlu bir iş olur. Adam zaten Alex olmadığı için Brezilya milli takımında oynuyor. Yani orta sahanın özeti şudur, Elano'nun yanına ve arkasına iki tane adam lazım. Bu adamlar en kötü ihtimal, sağlam bir Appiah ayarında olmalı. Yoksa bizim günlerimiz , gelmeyen Godot'u beklemekle heba olacak. Mehmet Topal bir "Killer Ball" atmadan sezonu bitirecek.


Melek mi , Şeytan mı ?


Sahada Keita'yı izlerken heyecanlanmayan insan futbolu sevmeyen insandır. Ayağına topu her alışında, topa her dokunuşunda bir şeyler vaat ediyor bize. Topu kaybedince, bir sonraki buluşmasında yapar güzelliğini diyoruz. Fakat Keita zaman zaman, egoist ve çekilmez oluyor. Takım önde iken bu haylazlıklara daha toloranslı bakabiliyoruz. Ama 3 puana giden yolda işler zorken yapılan bencillikler yavaş yavaş kabak tadı veriyor.


Caner , o yakaladığı çıkıştan sonra biraz durgunlaştı. Kendisinin yeteneğini tartışılmaz, zaten benim gibi birisine düşmez. Hem yoğun tempo, hem de rakiplerin artık Caner için de önlem alıyor olması biraz durdurdu onu.


Arda ise gene gemisini kurtaran kaptandı. Fakat bu kaptan da tamamiyle iyi niyetinden de olsa, topla fazla oynuyor zaman zaman. Biraz daha iyi ayarlaması lazım ne zaman top sürüp, ne zaman pas atacağını. Arda düşünüyor ki, o ne kadar çalım atarsa, ne kadar kahraman olursa, biz onu daha çok seveceğiz. Ama Arda farkında değil ki, o zaten bizim şimdiden kahramanımız. Gol atmadığı için bu gerçek değişmeyecek.


Teknik Ekip


Emre Çolak sakat mı, sakat değil ise niçin 18'de yok ? Elano niçin 80. dakikada oyundan çıkar ? Stoperde Emre ve Servet beraber, orta alanda Neill niçin denenmez? Arda kanat daha faydalı görmüyor musunuz? Dos Santos eskisi gibi değil, niçin ısrar ediyorsunuz? Takımın başındaki adam Frank Rijkaard değil de , Skibbe olsaydı bütün bu soruları yazardım. Hatta ileri gidip, ahkam keser , akıl verirdim. Ama Frank Rijkaard ve Neeskens'in olduğu bir teknik ekibe, bu sorulardan birini sorarsam, futbol tanrısı çarpar beni. Kendimi frenliyorum, çünkü ben daha paçalı donla gezerken, Rijkaard destan yazıyor, Neeskens'in yazdığı tarihi ise dünya okuyordu. Bazı şeylerin niçin yapıldığını anlayabilmek için, bazen üzerinden zaman geçmesi lazım. Ben kendimce 1 ocak 2011 tarihine kadar bu teknik ekibe olan eleştirilerimi, en alt seviyede yapacağım. Çünkü inanıyorum ki, onlar da takımın bütün problemlerini bizden daha iyi görüyorlar. Ayrıca bundan çok değil 2 hafta önce, öldüğümüz, takım olmadığımız söylenirken, 2 deplasmandan güzel sonuçlar ile döndük. Bu hafta içi turu geçip bu sonuçların meyvasını toplamak istiyoruz.

İşte böyle geçti gitti bir maç daha. Fırat Aydunus'a maçın akıp gitmesine müsade ettiği için bir kez daha teşekkür ediyorum. Son bir nokta. Fenerbahçe – Beşiktaş ve Beşiktaş-Galatasaray maçları kesinlikle , Galatasaray-Fenerbahçe maçlarından daha futbol dolu oluyor.


Maradona

6 Şubat 2010 Cumartesi

Kayserispor - Galatasaray

Her hafta yazı yazınca ve her hafta takımda benzer noktalarda problem olunca, yazılar birbirine benzemeye başlıyor diye kaygılanıyorum. O yüzden bu hafta uzun uzun futbolcuları teker teker değerlendirip, tekrara düşmek istemiyorum. Bu sezon Kayseri deplasmanından 1 puan fena skor değil, hele ki bunca eksik varken. Ama madem futbolu bilen adam Frank Rijkaard, "Eksiklerimizi konuşmaya gerek yok" diyor biz de konuşmayalım. 1 puan kağıt üzerinde güzel duruyor, ama saha üzerinde o kadar güzel değil.

Özellikle maçın ilk 20 dakikasında Kayserispor top oynadı, biz ise iyi mücadelemiz ile topu kalemizden uzak tutmaya çalıştık. Bu konuda başarılıydık, 90 dakika boyunca "bu gol kaçar mı?" denilecek bir Kayseri atağı yok. En net pozisyon Cangele'nin serbest vuruşu, ama o da organizasyon değil. Bizim bu 20 dakika boyunca sahadaki topa sahip olamayışımızın bir numaralı sebebi bence Mehmet Topal. Mehmet'in ve Mustafa'nın oynadığı mevkiler sistemin kilit noktaları. Hal böyle olunca o mevkideki aksaklık takımın bütün oyununa yansıyor.

Mehmet'in oyununun kötü oluşunun 2 sebebi var bence. 1.si Mehmet top kabiliyeti ve oyun görüşü zayıf bir oyuncu. Ya uygun durumdaki arkadaşına pas atamıyor, ya kısa paslarda bile basit hatalar yapıyor. Hele dikine adam eksilten bir pas attığını ayda yılda bir görürsek ne ala. 2 Mehmet orta saha oyuncusundan ziyade 3. stoper gibi konumlanıyor. Hal böyle olunca takımın ortasahası da daha geriden kuruluyor.

Mehmet Topal'ı geçersek, bir diğer sorun Arda Turan'ın forvet oynaması. Arda Turan şu anda bu takımda en verimli oynayan oyunculardan bir tanesi. Arda'yı gidip stoperlerin arasına hapsetmek büyük bir haksızlık biz futbol severlere. Ama bunu yapan Frank Rijkaard olunca eleştirmeden önce iki kere düşünüyor insan. Ayrıca bu durum kalıcı bir olay olmadığı için, denedi ve anladı dersek yeterli olur sanırım. Ama aynı teknik ekibin Arda'yı daha önce Bursa maçında oynatıp verim alınamadığı gördükten sonra, ısrarla bu hamleyi yapması düşündürücü. Ya bizim gibi futbol cahillerinin göremediği bir ışık görüyorlar ve ısrar edilirse verim alınabileceğini düşünüyorlar veya bu, Arda'yı forvette son görüşümüz.

Gelelim Keita'ya. Ali Ece'nin Keita ilk geldiğinde bir yorumunu gene anımsadım bu maç. Bire bir cümleler bu olmasa da meali şuydu: " Keita saha içinde güzel oynamaya çalışan bir oyuncudur. Atığı çalımlar ile taraftarı ayağa kaldırır. Zaman zaman mesefa tanımaksızın şutlar çeker. Eğer bu şutlar kaleyi bulursa herkes çok keyif alır. Ama şutlar kaleyi bulmazsa kabak tadı verir" Bu kabak tadına hafiften verdi Keita bana bu maç. Ama kredisi o kadar fazla ki gönlümde bu sezon 3 4 maç daha bu kabak tadını verebilir.

Ayrıca Hakan Balta Galatasaray için çok önemli. Çünkü Hakan olduğu zaman Caner gerçekten verimli olduğu yerde oynama şansı buluyor. Son maçlarda sol açık gibi oynadığında ne kadar verimli olduğunu görünce bu da büyük bir eksiklik olarak göze çarpıyor.

Ve huzurlarınızda bütün sınırları ve mantığı aşıp, ilk çok ciddi eleştirimi yapmak istiyorum bizim büyük teknik ekibe.

85 dakika Dos Santos'a niçin tahamül ettiniz ? Son 5 dakikada görüldü ki, Santos çıkıp Emre gelince Arda boşa çıktı. Oyunu okuyamadı desek değil, futbol tanrısı çarpar adamı düzelemeyiz vallahi. Dos Santos'a çok güvendikleri için olabilir. Eh şu anda Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bu adamı en iyi tanıyan kişi Frank Rijkaard. Ama gene en en geç dakika 75 oldu mu çıkmalıydı Dos Santos.

Hep mi kötü şeyler oldu, hiç mi iyi bir şey yapmadı Galatasaray derseniz, bir kere Emre Güngör'ü yeniden kazandık. İkincisi Uğur'u fizik olarak çok iyi gördüm ben. Sezon başından beri defansif zafiyetlerimiz göz önüne alınırsa , bence bu maç diğer maçlardan çok daha iyi bir takım müdafası sergiledik. Ayrıca Antalya maçında sahada ruh gibi gezinen takım yerine, bugün daha hırslı bir takım vardı.

Biraz da Kayseri hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Çok iyi bir takım Kayseri. Takım oyunu dediğimiz şeyi, ciddi bir disiplinle uyguluyorlar. 10 kişi kaldıklarında bile dirençli futbol sahaya koymaya çalışıyorlar. Tabii ki bu yılların birikimi. Ertuğrul Sağlam'dan bugüne takım da hem idari anlamda, hem oyun anlayışında bir süreklilik hakim. Ayrıca Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz'lu günlerden böyle bir olumlu dönüşüme imza atmak çok kolay değil. Statları çok güzel, dolu olduğunda hele daha da bir güzel. Ayrıca Kayseri seyircisi haklı veya haksız tepkileri ile , hakemi zaman zaman etkiliyebiliyorlar. Bu onlar adına olumlu bir artı.

Şimdi önümüzde Antalya ile kazanmak zorunda olduğumuz bir kupa maçı var. Merakla o maçı bekliyorum. Hem çıkacak 11'i hem de Atletico maçından önce yapılacak son denemeleri merak ediyorum.

Son olarak burada elimden geldiğince objektif olan yorumlar yapmaya çalışıyorum. Fakat söylemezsem çatlarım. Dos Santos ve Jo Galatasaray'ın oyuncuları değil ve bu transferler birer rezalet. Buna yok artık Ali Sami derler sanırım.

Sevgiler Saygılar
Maradona

19 Eylül 2009 Cumartesi

6 Hafta'da Cumartesi ve Pazar Maçları

Hem blog ile ilgili teknik aksaklıklar, hem Türkiye Yunanistan maçı, hem de biraz tembellikten bu yazıyı dün yazamadık ve Trabzonspor maçını kaçırdık. Buradan açık duyurudur, Trabzonspor taraftarı olup, blogumuzda maçları ve Trabzonspor'u anlatmak isteyenlere kapımız her zaman açık. Neyse efendim geçelim maçlarımıza.

Cumartesi

Beşiktaş Kayserispor

Hafta içi önce Beşiktaş'ı izledik Şampiyonlar Ligi'nde, sonra Mustafa Denizli gene açıklamalar ile takımı dengelemeye çalıştı. Takım müdafası, mücadele ruhu gibi sorunları aşan Beşiktaş'ın önündeki en büyük problemi gol atamaması. Bu sadece golcülerinin performansı ve kimliği ile ilgili bir sorun değil, aynı zamanda ortasahanın hücuma yönelik oyuncularının da performansı ile ilgili bir durum. Kayseri ise 2 haftadır kamp yapıyor neredeyse. Bu durum ligimizdeki ensest ilişkinin sonucu ve Beşiktaş fikstürde Ankaraspor'u takip ettiği için hep dinlenmiş takımlar ile oynayacak. Farklı görüşler var bu durum ile ilgili, bence bu durum Beşiktaş'ın yararına olacak ama göreceğiz. Kayseri'de son maçında gol problemine çözüm bulmuş gibiydi, bakalım bu gece neler izleyeceğiz?

Diyarbakır Manisaspor

Özellike Diyarbakır'ın bu performansı hepimizi şaşırtsa da beni çok mutlu ediyor. İki takımın geride kalan maçlarına baktığım zaman birbirlerine yakın performans gösterdiklerini görüyoruz. Manisaspor'un fikstürü Diyarbakır'ınkini takip ediyor. İkisinin de aynı rakiplere karşı performansına bakınca, maç beraberlik gibi duruyor. Ama Diyarbakır'ın forvetleri büyük tehlike, Manisa ise takım olarak oynayan ve mücadeleden vazgeçmeyen bir ekip. Ligin geneline baktığımızda çok önemseyeceğimiz bir maç değil belki ama kendi içinde garip bir dengesi var.

Eskişehir Gaziantepspor

Bu maç Eskişehir için bence önemli bir ilk adım. Bursasporu'u yendiği gibi Gaziantep'i de yenerse önemli bir adım atmış olacak. Eskişehir lige hala namağlup devam ediyor. Antep ise iyi başlamadığı sezonda geçen hafta Kasımpaşa'yı yenerek moral buldu. Kağıt üzerinde maç Eskişehir'in, ama bu kağıt üzerindeki farkı hayata geçirmesi gerekiyor.

Sivasspor Bursaspor

Bursaspor için yıllardır yapılan eleştirilerden bir tanesi, zirveyi zorlayabilecek takım olamamasıdır. Geçen sene zirveyi değil ama Uefa'yı zorlamışlardı. Trabzon'dan 1 puan aldılar, Fenerbahçe'ye mağlup oldular. Eğer bu sezonu en azından Uefa bileti almış olarak tamamlamak istiyorlarsa ligde kendilerinden aşağıdaki takımlara puan kaybetmemeleri gerekiyor. Sivas ise Denizli maçında iyi yönde sinyaller verdi. Bu maçı gene izleyemiyoruz. Neden izleyemediğimizi size gün içinde başka bir yazı ile anlatmaya çalışacağım. İki takım da kazanmak zorun da ama Bursa bence bir adım daha yakın.

Ankaragücü Gençlerbirliği

En son sanırım Galatasaray maçı oynadığında Ankaraspor sayın Cavcav baba oğul Gökçeklerin yanında oturuyordu. Bu blogda bugüne kadar komplo teorisi, ya da çamur atmalardan mümkün mertebe uzak durduk, ama bu maç bile benim midemi bulandırıyor. Artık Ankara sadece yavşak siyasetçileri ile değil, iğrenç futbol kulüpleriyle de mide bulandırıyor.

Pazar

Fenerbahçe İstanbul BŞB

İki takım da yara sarmak isteyecektir. Kadroların kağıt üzerindeki haline bakınca Fenerbahçe'nin rahat kazanması lazım, ama 2 3 haftadır işler iyi gitmiyor Fenerbehçe'de. İBB ise kendisine hiç yakışmayan bir sonuç aldı geçen hafta. Tamam yenileceksin bari 2 ye 3 ye. O yüzden tahmin ediyorum ki Sayın Avcı'da bir şeyler düşünüyordur bu maç ile ilgili. İBB genelde İstanbul'un büyüklerine tatsız süprizler yapıyor. Ama bu sefer hoca, Türkiye Ligi Profesörü Daum. Bakalım 6'da 6 gelecek mi yoksa İBB gene sürpriz yapacak mı?

Pazartesi

Kasımpaşa Galatasaray

Kasımpaşa yönetimi çok ilginç işlere imze atıyor. Son gün yapılan transfer ile takım kadrosu ligin en kalabalık kadrosu. Ayrıca Yılmaz Vural takımın başına getirildi, ve maç için bilet fiyatları 120 TL olarak belirlendi. Nereden baksanız , yuh denecek bir takım idaresi örneği verirlerken bir de şimdi iki takım da 5'te 5 yaptı, diyerek akılları zorluyorlar. Galatasaray hafta içi oynadığı maçın yorgunluğun etkisinde kalacaktır biraz. Ayrıca Ankaraspor, Beşiktaş ve Pana maçlarında galibiyetlere rağmen oyunda bir düşüş var. Rakip kulübede ise Yılmaz Vural. Maçın skoru kadar Yılmaz Vural'ı da merak ediyorum. Frank Rijkaard hayatında onun gibisini görmemiştir. Bir de bizim de sanırım bir rekor kırma durumumuz varmış. Rotasyon ve oyunu merakla bekliyorum.

Maradona

6 Ağustos 2009 Perşembe

Turkcell Super Lig İncelemeleri(6) Bursaspor

Teknik Direktör: Ertuğrul Sağlam

KALECİ


Yavuz ÖZKAN

Dimitar IVANKOV

Ceyhun DEMİRCAN *


DEFANS


Ömer ERDOĞAN

Yenal TUNCER

Serdar AZİZ *

İbrahim ÖZTÜRK

Ali TANDOĞAN

Ayhan Tuna ÜZÜMCÜ

Ramazan SAL

Tomas Zapotocny


ORTASAHA


Volkan ŞEN

Mustafa KEÇELİ

Veli ACAR

Bekir Ozan HAS

Eren ALBAYRAK *

Stelian Giani KIRITA

Kemal ASLAN

Ozan İPEK

Pablo Martin BATALLA

Hüseyin ÇİMŞİR

İvan ERGİC

FORVET


Halil ZEYBEK

Sercan YILDIRIM *

Muhammet DEMİR *

Gökhan GÜLEÇ

Shin Young ROK

Turgay BAHADIR

Jose Mouro Junior TADEU



Bir Galatasaraylı futbol sever olarak, Galatasaray'dan sonra beni en çok heyecanlandıran takım Bursaspor. Şu kadroya bakıyorum , nazarım deyecek diye korkuyorum. Geçen sene Ertuğrul Sağlam ile birlikte çok büyük bir çıkış yakaladılar, belki de o çıkışın meyvesi olan Avrupa biletini de yakalayabileceklerdi, ama hem son haftalarda Sercan'ın gittiği Milli turnuva, hem de Trabzon'da yedikleri şanssız gol onları bu mutluluktan etti, ama bu sene Bursaspor'u sanırım güzel günler bekliyor. Ateşli taraftar, iyi yönetim, olabilecek en iyi hoca ile birlikte Bursaspor bu lige renk katmaya geliyor.


Kaleci İvankov için fazla şey söylemeye gerek yok. Çok az kötü maç oynayan ve sezonda en az 2 3 maçı tek başına alan bir kaleci. Önünde Ömer ve Zapo olacak gibi bu sene. Ömer hem yaşının ilerlemesi ile birlikte daha olgun bir oyuncu oldu, hem de tecrübelendi, o Galatasaray'daki Ömer'in üzerine çok şeyler koydu. Sağ bek Ali ile Tuna'dan birisi olur solda ise Mustafa Keçili var. Tek sıkıntı sol bek gibi duruyor ama Ertuğrul Sağlam oraya bir çözüm ya da bir transfer bulur gibi geliyor bana. İvan Ergiç, Batalla ve Hüseyin transferleri ile orta saha güçlendi bu sene Bursa'da. Volkan Şen, Ozan İpek ve Kirita gibi eski oyuncular da düşünülünce her maça ve taktiğe uygun bir ortasaha görüyoruz. İleride ise Sercan'ı tutarak büyük iş yaptılar. Ayrıca yeni transfer Turgay izlediğim 3 hazırlık maçında da iyi performans gösterdi. Shin ise geçen sezonun sonuna doğru kalitesini göstermeye başlamıştı zaten. Çok fazla iyi dileklerde bulunmak , nazar deydirmek istemiyorum, ama bu takım bu sene , ya kupa yolu ile, ya da lig, bir şekilde avrupa biletini cebine koyacak bence. Ayrıca en zorlu deplasmanlardan biriydiler zaten, bu sene iyice zor olacak Bursa'dan çıkmak her takım için.

Maradona

Turkcell SuperLig İncelemeleri (5) Galatasaray

Teknik Direktör: Frank Rijkaard


KALECİLER

1 Aykut ERÇETİN

25 Leo FRANCO

54 Orkun USAK

DEFANS

2 Emre GÜNGÖR

3 Uğur UÇAR

5 Gökhan ZAN

21 Emre AŞIK

22 Hakan BALTA

23 Serkan KURTULUŞ

28 Semih KAYA

60 Alparslan ERDEM

74 Volkan YAMAN

76 Servet ÇETİN

80 Murat AKÇA

ORTA SAHA

6 Tobias LINDEROTH

7 Aydın YILMAZ

8 Barış ÖZBEK

9 Elano BLUMER

10 Arda TURAN

11 Abdul Kader KEITA

14 Mehmet TOPAL

16 Mustafa SARP

18 Ayhan AKMAN

19 Harry KEWELL

39 Serdar EYLİK

55 Sabri SARIOĞLU

87 Mehmet GÜVEN


FORVET

15 Milan BAROS

17 Yaser YILDIZ

20 Shabani NONDA

61 Serkan ÇALIK

83 Erhan ŞENTÜRK


Galatasaray sezonu erken açtığı için buna benzer yazıları daha önce de koymuştuk aslında, ama son bir kez toparlamakta fayda var. Geçen sene yapılmış birçok idari hatadan ders alınmış olacak ki, hem futbolcular hem de yönetim bu sene daha doğru işler yapıyor. Adnan Sezgin ortalarda gözükmüyor, Haldun Üstünel ,aldığı eğitime ve vizyonuna yakışan bir idarecilik örneği gösteriyor ve içinden geldiği tribünleri çok mutlu ediyor. Frank Rijkaard ile yola çıkıyor Galatasaray. Bütün transferler bir yana Frank Rijkaard Galatasaray'ın en doğru hamlesi bence. Tabi her şey hocayı getirmekle bitmiyor, bir de sabır etmek lazım. Nasıl ki Fatih Terim'e ilk sezonunda sabredildi ve 4 sene sonunda gelinen nokta belli, aynı kredi Frank Rijkaard ve ekibine de verilmeli.


Kaleci ve Defans


Günümüz futbolunda başarılı olmak isteyen takımlarda ilk kural bence geri 3lünün çok iyi olması, yani kaleci ve göbekteki iki oyuncunun çok iyi olması. Popescu-Bülent, Uche Högh, Zago Ronaldo,Song Thomas, Edu Lugano, tandemleri bir çırpıda ligimize son yıllarda imza atmış tandemlerden aklıma gelenler. Bunlara bakınca açıkçası Gökhan ve Servet biraz soru işareti oluyor. Aslında Servet'ten yana aklımda en ufak bir soru işareti yok , ama Gökhan ve sakarlıkları bakalım bize neler yaşatacak. Eğer ki transfer yapılmazsa ki, Haldun Üstünel bir transfer daha olabilir dedi, bu ikili ile özellikle büyük maçlarda büyük sıkıntılar yaşanabilir. Ayrıca sürekli olarak “Milli Takım'ın” müdafası Galatasaray'da diyorlar, ama ben bir teknik direktör olsam, ve milli takımdan defans ,orta saha ve forvet blogundan birisini takımıma almak gibi bir imkanım olsa en son tercihim müdafa hattı olur. Transfer yapılmazsa benim öngörüm 5 6 maç sonunda Emre Güngör'ün formayı Zan'dan alacağı yönünde. Kalecimiz ise bence geçen seneye göre daha iyi. Leo Franco her ne kadar Atletico Madrid gibi üst düzey sayılcak bir takımdan da gelse, Şampiyonluğu ilk kez Galatasaray'da yaşaması kuvvetle muhtemel ve bu yüzden o da değişik bir motivasyon ile oynayacaktır. Sağ bek Sabri, Frank Rijkaard'ın gelişi ile biraz bir kıpırdandı ama onu affetmek için çok erken, umarım Uğur formayı giyer. Hakan Balta ise, Arda gibi bir kanat oyuncusunun arkasında olabilecek en iyi oyunculardan birisi bence. Çünkü haklı olarak Arda enerjisinin büyük kısmını hucum etmek için kullanıyor ve Hakan da zaman zaman 2 kişilik müdafa yapmak zorunda kalıyor.


Orta Saha


Frank Rijkaard taktiğini değiştirir mi bilmiyorum ama , şu mevcut kadroya baktığımda hem 4 3 3 hemde 4 2 3 1 e çok uygun ortasaha görüyorum. Özellikle 4 2 3 1 de , daha başarılı olabiliriz gibi geliyor bana. Tabi ki Frank Rijkaard'ın olduğu yerde taktik vermek , bana düşmez. Olası 4 3 3'e devam kararında ise özellikle Elano'nun gelişi işlerin rayına oturma hızını çabuklaştıracaktır. Kanatlarda, Arda Keita,Kewell gibi tecrübeli isimlerin yanısıra, Aydın ve Serdar gibi oyuncuların varlığı da kadro zenginliği açısından önemli. 34 lig maçı, en az 6 kupa maçı ve 6 Avrupa Ligi maçı üzerine,gruptan çıkarsak bir 6 maç daha oynarsak bu takım bu sezın 50'den fazla maç yapacak. Bazen bakıyorum, herkes kimin yedek kalacağını konuşuyor bu takımda. Ama gerçekten işler yolunda gider ve Galatasaray her 3 kupada iddasını sürdürürse, bence kimse yedek kalmayacak. Fatih Terimli Uefa Kupası serüveninde 15 16 kişilik bir ekip, değişirek oynuyordu, şimdi takım böyle bir kadro derinliğine sahip, özellike de orta sahada.

Forvet

Kağıt üzerinde baktığımızda Forvet eksikliği dikkat çekiyor. Çıkan haberler iyice itibar edilmez bir hal aldı, ama kimilerine göre de gelecek son transfer forvet olacak. Ben elde Necati gibi bir oyuncu varken, mutluluğu uzaklarda aramanın saçma olduğuna inanıyorum. Bu saçma küslük, ya da sorun ortadan kaldırılsın. Bu Necati Ateş, bu teknik kadronun hazırlayacağı bir idman programı sayesinde bu takımı 1 ay içinde yakalar ve çok güzel yedek olur bence. Tabi gerçeklere dönecek olursak, takımın Baros'u korumaya alması şart. Allah korusun, uzun süreli bir sakatlıkta, ya genç bir yetenek kazanırız, ya da bir oyuncumuzdan forvet icat ederiz. Aslında gençlerden Özgürcan da iyi bir yedek olabilirdi bence ama o da özellikle Galatasara'da hiç şans bulamadı neredeyse. Forvet hattı Kral Baros ve Marquinhos'un sevgilisi Nonda'nın varlığına rağmen takımın en zayıf yeri.


Sonuç olarak, Galatasaray taraftarına umut veren bir kadro ile sezonu açıyor. Eğer beklenti güzel futbol ise, bu takım ve sistem ile , güzel futbol beklentisi karşılanabilir. Ama eğer tek başarı kriteri şampiyonluksa , şampiyonluk yaşanmayabilir. Bunda hem diğer takımların hocalarının Mustafa Denizli ve Daum olmasının etkisi var, hem de yepyeni bir sistem ile yola çıkmanın verdiği bir dezavantaj. İşler iyi giderse , planlar tutarsa, bu takım gelecek güzel senelerin temelini atabilir. Ama

Zico'nun ikinci olduğu sezon yapılan acımasız eleştirilerden kaçınmak lazım. Ki bence o Fenerbahçe o sene şampiyon olan Galatasaray'dan çok daha başarılıydı. Aynısı bizim de başımaza gelebilir bu sene. Avrupa Ligi'nde çeyrek ya da yarı finali görebiliriz ama ligde ikincilikle yetinmemiz gerekebilir.

Maradona

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Turkcell Super Lig İncelemeleri (3)

TRABZONSPOR

Teknik Direktor: Hugo Broos


Kaleci

Onur Recep Kıvrak

Tolga Zengin *

Tony Sylva


Defans


Ceyhun Gülselam

Egemen Korkmaz

Hrvoje Cale

Remzi Giray Kaçar

Rigobert Song Bahanag

Ferhat Öztorun

Tayfun Cora *

Mustafa Yumlu


Ortasaha


Razundara Tjikuzu

Alan Carlos Gomes da Costa (Alanzinho)

Barış Memiş *

Engin Baytar

Gustavo Colman

Selçuk İnan

Serkan Balcı

İbrahima Yattara



Forvet


Umut Bulut

Zafer Yelen

Gökhan Ünal

Göksu ALHAS*



Geçen sezon 25 transfer ve Ersun Yanal ile sezona başlayan Trabzonspor, bu sene daha az transfer ve Hugo Broos ile başlıyor sezona. Broos'tan önce daha farklı bir çok teknik adamın adı anıldığı için Broos sanki kimseyle anlaşılamadı, mecburen getirildi gibi bir algıyla geldi Türkiye'ye. Hatta kimilerine göre Şenol Güneş'in sözleşmesi bitene kadar idare etmek için getirildi göreve diye söylendi. Ama aradan neredeyse 1 ay geçti, ve sular duruldu. Medyanın yakın takibi de azalınca Trabzonspor kendi kabuğuna çekildi. Takip ettiğim kadarı ile güzel bir kamp geçirdiler. Birkaç hazırlık maçlarını izledim. Gol bölgesinde biraz etkisizler ama özellikle orta sahaları geçen seneye göre çok iyi. Aslında geçen sene de ilk 11'leri fena değildi. Ama oyuna sonradan girip, B planı için kullanılacak oyuncu sayısı azdı. Bu sene Engin Baytar, Tjikuzu ve Zafer Yelen gibi transfer ile kadro genişledi. Tabi çok iddalı yıldız transferleri olmadı ama bence zaten ihtiyacları da yoktu. Ligin tartışmasız en yetenekli oyuncularından olan Yattara bu sene futbol oynamak isterse zaten “Yıldız” oyuncuları var. Bir de geçen sezonun ikinci yarısında gelen Alanzinho zaten güzel bir ritim yakalamıştı. Defansa ise Ferhat Öztorun transfer edildi. Cale geçen sene her ne kadar iyi oynasada, kanat bindirmelerine fazla katılmıyordu. Ferhat ise defansif özelliklerinin yanında atağa da yardım eden bir oyuncu. Ayrıca Broos Song'un takımda kalmasını ısrarla istedi. Eğer yönetim de Song konusunda çok sert davranmazsa Song gene faydalı olur Trabzonspor için. Şu mevcut kadroya bakıldığında eksik olan mevki forvet hattı. Eğer takım tek forvet oynarsa bu sorun olmaz. 5 li ortasaha , daha 4 4 1 1 gibi bir dizilişle forvet eksikliği kapatılabilir.Ama klasik 4 4 2 düşünülecekse bu biraz zor olur. Yönetimin tek hatası bence Fatih Tekke'yi almamak oldu. Fatih Tekke'li Trabzonspor ile Tekkesiz Trabzonspor arasında , hamsili pilav ile normal pilav arasındaki kadar fark var. Yönetim geçen sene beklentileri yükseltmemek için hedeflerini Avrupa Kupaları olarak göstermişlerdi. Bu sene biraz yüksekten uçuyorlar. Belki mevkileri gereği bir daha hedefimiz 3.lük ya da 2. lik diyemiyorlar. Ama açık konuşmak gerekirse Trabzonspor için en iyi netice 2.lik olur. Eğer Tekke gelmiş olsa Şampiyonluk için daha iddalı olurlardı. Bu sene sanırım Göhkan ve Umut'un kaçırdığı her golde Tekke'nin kulakları çınlayacak. Fikstürde ilk hafta Sivas ile oynayacaklar. İlk 5 hafta puan kaybını en alçak seviyede tutmaları şart. Takımın geçen seneden gelen bir öz güveni var , ama bunun üzerine koymaya ihtiyacları var. Trabzonspor taraftarlarını tatmin eder mi bilmiyorum, ama bu sene Trabzonspor gene yukarılarda olacak. En azından 20. haftada 9. sırada ,amaçsız bir takım izlemeyecekler. Rakipleri kuvvetli, ama kendileri de iyi takım kurdu. Yolları açık, kolbastıları daim olsun.

Maradona

4 Ağustos 2009 Salı

Turkcell Super Lig İncelemeleri (1)

Geçen sene blogu sezonun ikinci yarısında açtığımız için, zaman zaman aklımızdakileri kopukluk olmasın diye tam yansıtamadık. Ama Kornerolmasılazım ekibi olarak, bu sene özellikle Turkcell Süper Lig ve takımlarımızın Avrupa serüvenlerini yakından aktaracağız size. Bunun ilk adımı olarak Lig başlamadan bütün takımlara biraz daha yakından bakacağız. Bunu yaparken geçen yılki lig sıralamasını esas alarak yola çıkacağız. Umarız lig başlamadan bazı meraklarınıza cevap verebiliriz.

Not: Takımlarımızın bir kısmı ve federasyon sitelerini tam olarak güncellemediği için, bazı ufak yanlışlıklar olabilir,biz olmaması için elimizden geldiğince titiz bir çalışma yaptık

Beşiktaş

Teknik Direktör: Mustafa Denizli


Kaleci

Rüştü Reçber

Hakan Arıkan

Korcan Çelikay


Defans


İbrahim Toraman

İbrahim Üzülmez

Rıdvan Şimşek

Erhan Güven

Matteo Ferrari

İsmail Köybaşı

Tomas Sivok


Ortasaha

Erkan Zengin

Uğur İnceman

Matias Emilio Delgado

Rodrigo Alvaro Tello

Yusuf Şimşek

Fabian Ernst

Michael Fink

Necip Uysal *

Ekrem Dağ

Serdar Özkan


Nihat Kahveci

Mert Nobre

Deivson Rogerio Da Silva

Filip Holosko


Beşiktaş'ın kadrosuna baktığımız zaman dikkatimi çeken en büyük eksiklik, defans bloğunda. Gerçi bu sadece bu senenin sorunu değil, Beşiktaş birkaç sezondur üst düzey bir savunma kuramadı. Geçen sene biraz başarılılardı bu konuda ama hem yabancı engeline takılan Zapo, hem de sözleşmesi yenilenmeyen Gökhan takımdan ayrılınca , kadroda 3 gerçek Erhan ile birlikte 4 stoper adayı gözüküyor. Şampiyonlar Ligi, Süper Lig, ve Fortis kupasında en az 44 maç yapması garanti olan Beşiktaş ki bu sayı rahatlıkla 50 55 olabilir, 3 stoperle sezona devam etme kararı alırsa, geçen sene Galatasaray'ın yaşadığı sorunlara benzer sorunlar yaşayabilir. Ayrıca İsmail ve Rıdvan transferleri çok isabetli olmuş olsalar da, bu oyuncuların Şampiyonlar Ligi maçlarında nasıl bir performans ortaya koyacağı soru işareti. Hepimizi şaşırtıp çok başarılı da olabilirler ama başarısızlıklarında acımasız olmamak lazım. Geçen seneye göre biraz daha sert bir ortasahası var Beşiktaş'ın. Cisse Fink değişikliği takımı defansif anlamda güçlendirdi. Ama atak anlamında neler getirecek bilmiyorum. Eğer takım 4 3 3 oynamaya devam edecekse, orta alandaki 3. oyuncu konusunda da sıkıntı var. Tello serbest ya da ileri 3'lünün solunda oynarken daha başarılı oluyor. Yusuf ise her maç 90 dakikayı çıkaramayacak gibi. Ayrıca bu sene kadorda Beşiktaş paf takımından Necip Uysal var. Necip ön liberoda çok etkili bir oyuncu. Bu kadro içinde yer bulması mevkisinde oynayan oyuncuların kalitesi göz önüne alındığında zor. Ama belki Fortis maçlarında şans bulur ve biraz tecrübelenir. İleri üçlü için ise Nihat Holosko Nobre ve Bobo, dönüşümlü olarak değerlendirilicek sanırım. Formda bir Nihat Beşiktaş'a sezonda tek başına en az 3 4 maç kazandırır. Ama Bobo'nun psikolojisi düzelmez ise sezonu kulübede geçirir. Takım olarak ise Beşiktaş'ın rakiplerine göre en büyük artısı gene Mustafa Denizli. Mustafa Hoca şampiyonluk yolunu açıkcası Daum dahil ligdeki hocalardan daha iyi biliyor. Ama Mustafa Denizli'nin bir de kendini Şampiyonlar Ligi'nde ispat etme zorunluluğu var ki, grup maçları bitene kadar Beşiktaş biraz bocalayabilir. Daha doğrusu Mustafa Hoca belki bu dengeyi kurmakta zorlanabilir. Transferin bitmesine yaklaşık bir ay var. Eğer Demirören, isim futbolcu yerine, uygun maliyetli bir Stoper ve orta sahaya takımı ileri çıkarcak bir oyuncu alırsa , Beşiktaş gene taraftarını mutlu edebilir. Yok bu transfer olmaz ise, Mustafa Hoca ya sistemi değiştirir, ya da yamalarla sezon sonunu getirir.

Not: Yanında * işareti olan futbolcular son yıllarda alt yapıdan gelen oyunculardır.

31 Mayıs 2009 Pazar

Sir Mustafa Denizli



Sezonu bitirdik ve en sonunda her şeyin net olduğu bir yazı yazabiliyorum. Beşiktaş kendi göbeğini kendisi kesti ve Denizlispor maçını kazanıp şampiyon oldu. 100. yıldaki şampiyonluktan beri bekliyordu Beşiktaş bunu. Bu sezona baktığımızda en çok hakeden 2 takımdan birisiydi Beşiktaş. Ama Mustafa Denizli faktörü ağır bastı ve bütün rakiplerini geriden gelip geçmeyi bildi Beşiktaş. Tabi burada Sinan Engin ve Ertuğrul Sağlam'ın da hakkını yememek lazım. Bu hafta içinde yavaş yavaş daha ayrıntılı incelemeler yapacağız takımlarla ilgili ama burada bir iki kilit nokta söylemezsem olmayacak. Bir hoca değişikliği ve devre arasında yapılan iki transfer ancak ve ancak bu kadar etkili olabilir. Bunun ötesinde bir takımın 10 numarasının sakatlanması ancak bu kadar faydalı olabilir. Delgado gitti dertler bitti diye manşet atardım ucuz bir spor gazetesinin başında olsam. Şampiyonluk ile ilgili son bir şey demek istiyorum. Geçen haftalarda Manchester United şampiyon olunca soyunma odasından görüntüler yayınlandı ve hiç bir yönetici yoktu soyunma odasında. Tamam aramızda onca fark varken kafayı buna mı taktın diyeceksiniz ama evet taktım. Sakın yanlış anlaşılmasın seneye başka takımın yöneticileri soyunma odasına girer ise onlar için de aynı şeyleri söylerim. Neyse efendim gerçekten Beşiktaş'ı bu şampiyonluklarından dolayı tebrik ediyorum canı gönülden. Bence Türk futbolunun bu şampiyonluğa şiddetle ihtiyacı vardı. Galatasaray ve Fenerbahçe oturup düşünsünler yaptıkları yanlışları. Gelelim diğer maçlara yavaş yavaş. Bu sezonun tembel kardeşleri Galatasaray ve Fenerbahçe gider ayak ağzımıza birer parmak bal çaldılar. Galatasaray hem sezon içindeki intikamını almak için, hem de Avrupa'yı garantilemek için çıktı sahaya. Geçen haftaki güzel oyunun devamı geldi ve Arda maçı kazanmak istedi. Bu sezon Arda çok yıprandı, umarım güzel bir tatil dönemi geçirir seneye sadece oynadığı güzel futbol ile konuşuruz. Ayrıca Bülent Korkmaz görevi bıraktı. Bu konuda söyleyecek çok sözüm var. Sivasspor'da ise Bülent Hoca'nın çıkardığı takımı ve oynattığı futbolu son hafta için anlamak mümkün değil. Ama gene de Sivasspor adım adım büyüyor. Ligdeki ikincilikleri nereden bakarsanız bakın çok büyük başarıdır. Hataları olmuştur , onlar da yakında söylenecek zaten. Diğer bir maç ise Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynandı. Fenerbahçe bir ön eleme turu az oynamak için çıktı sahaya, Trabzonspor ise Şampiyonlar Ligi için. Maçı izlemediğim için çok ahkam kesemeyeceğim ama bence iki takım da hakettiğini alarak kapattılar sezonu.

İyisiyle kötüsüyle bir sezonu kapattık. Bu sezon benim hatırladıklarım içinde en temiz sezonlardan birisi. Öyle ki her takım kendi kaderini kazanamadığı maçlarla kendisi belirledi. Galatasaray ve Fenerbahçe sistemli olarak puan kaybetti bütün sezon ama Sivasspor, Trabzonspor ve Beşiktaş arasından bir takım şampiyon olabilirdi. En az puan kaybeden takım şampiyonluğa ulaştı. Aşağıda ise son düşen Konya oldu. Bu düşüş bize gösterdi ki alt sıralardaki takımların birbirleriyle oynadıkları maçlar onların kaderini asıl belli eden maçlar. Seneye bizi daha güzel ve çekişmeli bir lig bekliyor sanırım. Bursaspor , Gaziantep ve Kayseri de bu seneki takımlara eklenince seneye rekabet ve mücadele olarak güzel bir ligimiz olacak sanırım


Not: Bu hafta içiyle birlikte takımları ayrı ayrı değerlendireceğiz ve dilimiz döndüğünce belli reçeteler vereceğiz.


Maradona

30 Mayıs 2009 Cumartesi

34. ve Son Hafta



Turkcell Süper Lig'in son haftası geldi çattı ve hala hiç bir şey belli değil. Bazı takımlar daha yakın ama bu sezonki dengesizliklerden sonra net şeyler söylemek çok zor. Hatta Fenerbahçe'nin Denizli'de şampiyonluğu kaybetmesinden dolayı da net bir şeyler söylemek çok zor. Dün iki amaçsız maç oynandı , Antep ile Eskişehir 1 1 berabere kaldı, Kocaelispor ise gider ayak Hacettepe'ye deplasmanda gol yağdırdı 4 0 ile kapattı sezonu. Kocaelispor ve Hacettepe'ye Bank Asya'da başarılar diliyorum. Yanlız bir şeye değinmeden geçemeyeceğim. Kocaeli gibi bir sanayi kentinin takıma sahip çıkmaması çok üzücü, öte yandan sezon başı takımı lejyoner birliğine çevirmeleri de çok düşündürücü. Gene de özellikle büyük takımlara karşı aldıkları ilginç skorlarla lige fazlasıyla renk kattılar. Gelelim son hafta da bizi bekleyenlere.


Denizlispor Beşiktaş

Şampiyonluk için ipleri elinde tutan tek takım Beşiktaş. Çıkıp kazanması halinde diğer maçlarla ilgilenmeden kutlamalara başlayacaklar. Beşiktaş'ta tek sorun Yusuf ve Tello'nun sakat olması. Gerçi Delgado'nun yavaş yavaş iyileştiği ve gerekirse bu maçta forma giyebileceği söyleniyor ama haftalardır görüyoruz Delgado'suz Beşiktaş'ın aldığı sonuçları. Mustafa Denizli gibi bir teknik adam böyle tarihi bir başarıya bu derece yaklaşmışken bırakmaz gibi geliyor bana. Konuşulacak taktiğin hiç bir önemi olmayan, bütün sezonun kaderini belirleyecek bir maç. Şampiyon olursa Beşiktaş herkesin kendine ait güzel bir kahramanlık hikayesi olacak ve kahramanları herkes sever, aksi halde ise neler olcağını düşünmek bile istemiyorum.
Galatasaray Sivasspor

Galatasaray için bu sezonun kırılma maçlarıydı Sivas ile oynadığı 3 maç. Çok kötü olmayan ilk yarının ardından Sivas ile başlayan periodda gelen sonuçlar , gösterilen kartlar ve takımın gerginliği ile , bu süreci idare edebilecek bir teknik adamın ya da yöneticinin olmayışı sezonu bu günlere getiren unsurlardan biri bence Galatasaray için. İki takımın da hedefleri var. Sivasspor'un kulağı Denizli'de olacak. Galatasaray ise son hafta tatsız bir süpriz yaşamadan Uefa Avrupa Ligi'ne kalmak istiyor. Fenerbahçe, Bursaspor ve Galatasaray arasında oluşacak bir 3'lü averaj durumunda Galatasaray sonuncu olduğu için hala bir risk var. Bu maçtan en azından 1 puan alması lazım. Öte yandan Sivasspor gerek o 3 maçlık seride gerekse daha sonradan yaptıkları açıklamalar ile antipatik olmayı ısrarla devam ettirdi. Her ne kadar bir futbol rüyası yaşatıyorlarsa da hepimize bu maçta Galatasaray'ın galibiyetini canı gönülden istiyorum.

Trabzonspor Fenerbahçe

Ersun Yanal'ın gidişiyle birlikte 4 maçlık bir seri yakalayan Trabzonspor, son haftada taraftarının önünde Fenerbahçe'yi mağlup edip sezonu olabilcek en iyi şekilde kapatmanın planlarını yapıyor. Beşiktaş ve Sivasspor'un maçlarının sonuçlarına göre çok az bir şampiyonluk ve bence kuvvetli bir Şampiyonlar Ligi şansları var. Fenerbahçe ise bu sezon hangi maçta ne yapacağı belli olmayan bir halde. Bakarsınız Guiza gene aşırtır ve sezon biterken herkesin ağzına bir parça bal çalar.


İstanbul BŞB Bursaspor

Öncelikle İBB'yi kutlamak lazım son haftalardaki yüksek performansıyla ligde kalmayı garantiledikleri için. Her ne kadar belediye takımlarından hiç hoşlanmasam da Abdullah Avcı ve ekibi lige asıldılar. Bu maç onlar için hiç bir anlam taşımıyor. Bursaspor ise son hafta hala Avrupa Ligi için sahaya çıkacak. Hem kendi maçlarını oynayacaklar hem de Galatasaray ile Fenerbahçe'nin kaybetmesini bekleyecekler. Ertuğrul Sağlam böyle bir başarıyı fazlasıyla hak ediyor bence. Ama bunun gerçekleşirse sevdalısı olduğum Galatasaray seneye Avrupa'da olamayacak. Gene de bizim yerimize Bursa giderse en azından hakettikleri için az üzüleceğim.

Gençlerbirliği Kayserispor

Gençlerbirliği iki averajla Konya'nın gerisinde olduğu için bir düşme ihtimali var hala kağıt üzerinde. Ama rakipleri Kayserispor o kadar umursamaz top oynuyor ki bu sezon, o yüzden en azından bir puan alıp ligde kalırlar gibi geliyor bana. Ama kardeş takımları Hacettepe ile birlikte düşerlerse hiç itirazım olmaz. İlhan Cavcav da paralarıyla Bank Asya'da mutlu olur.

Antalyaspor Ankaragücü

Antalyaspor iki sene önce olduğu gibi, iddiasız bir rakiple son maç oynuyor. Kazanmaları halinde ligde kalacaklar. Bu sene iki sene önceye göre çok daha iyi bir ekip. Özellikle ellerinde Ali Bilgin gibi takımını son haftada yarı yolda bırakacak bir futbolcu olmaması bu sene en büyük avantajları. Şifo Mehmet ile iyi bir performans gösterdiler. Umarım ligde kalırlar.

Konyaspor Ankaraspor

Şu an 16. sırada bulunan Konyaspor düşmeye en yakın takım. Kendi maçlarını kazansalar bile rakiplerini beklemek zorundalar. Allah yardımcıları olsun ama bence seneye Bank Aysa'da mücadele ederler.
Maradona

24 Mayıs 2009 Pazar

Derbi Gibi Derbi



Maça başlamadan önce , hoşgörünüze sığınıp , kendimizle ilgili bir şey söylemek istiyorum. "Matematik ve Futbol" başlıklı yazımızı pazar sabahı yazdık, akşam aynı konuya Rıdvan Hoca, 100 de 100 futbolda söyledi. Dün yazdığımız "İhtimaller Denizi" yazımızın bir benzerini de Uğur Meleke yazdı bugün. Bu da bizi sevindirdi açıkçası, futbola ve bu bloga doğru yerlerden baktığımızı gösterdi bize. Neyse bu kadar kendimizden bir şeyler söylemek yeter gelelim maça.

Bir Galatasaraylı olarak değişik duygularla izledim maçı. İyi mücadele ettiğimize sevindim, Nonda'nın 90 dakika sahada kalmasına sinirlendim, Bülent Hoca'nın maç boyu maçı izlemesine anlam veremedim, Sabri'nin pisleşmesine isyan ettim, Kewell'ın bu oyunu Bülent Korkmaz'a neler düşündürdü çok merak ettim. Beşiktaş ise sahaya ligdeki Fenerbahçe maçının verdiği gerginlik ile çıktığı belli. Yusuf haftaiçi iyi idman yapamamış ,o yüzden yedekti. Beşiktaş oyunun ilk yarısını genellikle kendi sahasında kabullendi. Ernst ve Cisse defansın önünde ve özellike Ernst diğer maçlara nispeten ileriye daha az çıkıyordu. İlk yarıda maçın golden bile net pozisyonu bence Baros'un pozisyonu idi. Pas atmaya çalışacağına her zamanki gibi topun dibine girse (Guiza'yı izle Baros deyip şaka yapmak istiyorum) golü bulan Galatasaray olacaktı. İlk yarı 0-0 bitecek derken kısmetsiz bir şekilde Mehmet Topal golü kendi kalesine attı. İkinci yarıya Beşiktaş zorunlu olarak Tello-Yusuf değişikliği yaptı. Maça gene hızlı başlayan Galatasaray oldu ve Kewell güzel bir vuruşla hoş bir gol attı. Maç 1-1 olduktan sonra bir 15 dakika kadar gol yemeseydi Galatasaray belki de puan alabilirdi maçtan, ama sahneye kahraman çıktı. Yusuf hızlı gelişen atakta, biraz da şansla (ama gerçekten çok çok az bir şans faktörü vardı pozisyonda) 2. golü attı. Ondan sonra Beşiktaş galibiyeti ve şampiyonluğu koruma içgüdüsü ile geriye doğru yaslandı. Galatasaray zorladı, Beşiktaş hızlı hücumlarla ileri çıktı , tehlikeli oldu ama golü bulamadı iki takım da ve maç 2 1 bitti. Maçın özellikle son yarım saatinde Kamil Abitoğlu , maç yönetmedi, kendini kurtardı. İnsan nezaketen de olsa kritik pozisyonlardan birinde doğru bir karar verir. Maç genel olarak sakin geçti. Saha içinde Sabri dışında bir gerginlik yoktu. Gerçi Ernst ile Barış arasında da bir şeyler oldu ama bunlar futbolun içinde olan şeyler. Şimdi efendim iki takıma da biraz daha yakından bakalım.

Beşiktaş
Adım adım şampiyonluğa yaklaşan Beşiktaş, bugün çok iyi oynamadı belki, ama akıllı ve mücadeleci oyunla 3 puanı aldı. Ayrıca özellikle ilk gol şampiyonluk balı biraz. Sakın yanlış anlaşılmasın Beşiktaş'ın bugüne kadar yaptıklarını küçümsemek falan değil niyetim. Mustafa Denizli bence klasını konuşturdu gene. Yusuf'u ikinci yarıda oyuna alarak, ki bence Tello sakatlanmasa bile Mustafa Denizli bir yolunu bulup alırdı Yusuf'u oyuna. Özellike 2 1 den sonra takım geriye yaslandı. Nobre Bobo ve Ernst-Ugur değişiklikleri ile hem takımı diri tuttu Mustafa Denizli , hem de sarı kartı olan Ernst'i oyundan alarak, Beşiktaş'ın maçı 11 kişi bitirmesini sağladı.Ayrıca Yusuf golü attıktan sonra geriye gelerek elinden geldiğince mücadeleye ortak oldu.

Galatasaray
Beşiktaşlı takipçilerimiz kusura bakmasın lütfen, çünkü yazının Galatasaray kısmı daha uzun olacak, bunun sebebi bir Galatasaray taraftarı olarak, takımın durumuna üzülmemden başka bir şey değildir. Tamam bugün iyi oynadık, ama bu maçtaki yanlışları söylemeden olmaz. İlk olarak, bunu gene tekrarlıyorum, Sabri'ye bu takımın forması hiç yakışmıyor. İsterse Sabri'ye Matrix filmindeki gibi bir kablo takılsın ve Daniel Alves gibi oynamaya başlasın, Sabri bu takımın oyuncusu olacak kişilikte değil. İkinci olarak ise yedek kulübesi pek ışık vermiyor gibi duruyor, ama orada Aydın ve Volkan Yaman olduğu sürece, (hatta Yaser ve Murat ) Bülent Korkmaz'ın hamle yapma mecburiyeti var. Aslında maça çıkardığı ilk 11 bence mantık olarak yanlış. Bugün Manchester United, Ferdinand sakatken Evans'a forma veriyorsa, geldiğinden beri genç bir stoper hazırlayamayan Bülent Korkmaz suçludur. Bülent Korkmaz'a olan sevgim çok ağır konuşmamı engelliyor, ama artık anlayamıyorum. Nonda gol pozisyonunda biraz kıpırdadı, bir iki şut çekti, ama 10 üzerinden not ver deseler 5 veririm en fazla. Durum böyle iken ilk 11de yaptığı hatayı düzelt be hocam ne olur. Murat'ı alamadın , bari en azından ya Nonda'yı çıkar Aydın'ı dene, ya da sahte stoperleri seviyorsun, Volkan'ı al oyuna , Balta'yı göbeğe çek, Mehmet Topal'ı ileri çıkar. Hocam ben bukadar düşünüyorsam maçı izlerken, doğal olarak senin hamle yapmanı beklerim. Ayrıca gollerde Mehmet Topal'ın kısmetsizliği ve ikinci golde az da olsa hatası var, ama mevkisinde oynamıyor ki. Bütün takımı gene de saha içindeki mücadeleleri için tebrik ediyorum ve canı yürekten alkışlıyorum ama iki adama ayrı değinmek istiyorum.
Kewell ve Arda
Kewell tam bir beyfendi, örnek oyuncu , profesyonel ( ne isterseniz onu söyleyin). Son haftalarda yedek bırakılan Kewell, klişe tabirle en güzel cevabı sahada verdi kendisini tercih etmeyen Bülent Korkmaz'a. Sadece Bülent Korkmaz'a değil Linlocn'e de ince bir mesaj verdi bence ama Lincoln bunu anlayacak kadar akıllı değil maleseef. Arda ise derbi faciasından sonra geçen hafta sahalara dönmüştü. Bu hafta ise futbola resmen döndü. Nasıl bir arzu , nasıl bir hırsla ve sevimlilik ile oynadı maçta. Maçın son anlarında Rüştü'ye sarılması, tartışmalı pozisyonların dışında kalması çok olması gerekendi. Ara sıra şahsileşti, ama bu takımda zaten şahsi oynayabilcek teknik kapasitede 2 adamdan birisi Arda. Asıl bir de kornerden atsaydı golü Rüştü'ye, abisine ayıp etmiş ama bize de güzel bir anı hediye etmiş olcaktın neyse önümüzdeki maçlara bakacağız.

Maradona