19 Eylül 2009 Cumartesi
Yıldızsız Kupalar
Ben hafızamı zorlayınca aklıma Litmanen geldi.Sonra aklıma ya bu Giggs de gidemedi derken bir araştırmaya koyuldum.Benden önce bu konuyu düşünüp araştıranlar olmuş ve güzel bir liste hazırlamışlar.Ben de bu listeyi size iyi kötü çevirmeye çalışacağım.
*Ryan Giggs :Giggs herkesin de bildiği gibi Galli bir futbolcu olduğu için ülkesinden dolayı bu olayın içinde bulunamamıştı.En yaklaştığı anda ise Hagi'li Romanya onları bu şanstan mahrum bırakmıştı.
*Alfredo di Stefano:Gidememiş adam dünya tarihinin en büyük yıldızlarından.Biz bu ismi gördükten sonra da üzülüyorsak bırakın bu işleri.
*Eric Cantona: Cantona'nın gidemeyişinin temel nedeni hep fevri davranışları olmuş.Bir seferinde Henri Michel ile takışmış.Diğerinde meşhur tekme olayı engel olmuş gitmesine.
*George Weah: Weah'ın gidememesin temel nedeni Liberyalı olması olarak göstermek yeterli olacaktır.Bir adam bir takımı bir yere kadar taşır.Halen yılın futbolcusu ödülünü alan tek afrikalı
*Jari Litmanen: Litmanen de ülkesini bir yere kadar taşıyabilen futbolculardan. Finlandiyalı futbolcu 124 kere milli oldu fakat dünya kupasına katılmadı hiç.
*Bernd Schuster:Yetenekli bir futbolcu olması onun milli takımda yeterli forma şansına sahip olmasını sağlamadı.
*Abedi Pele:Ganalı futbolcu Gana'nın dünya kupasına katıldığı günleri göremedi aktif futbol hayatında.Halen Gana'nın en fazla olan milli futbolcusu.Asıl adı Abedi Ayew olan futbolcu futbol stilinden dolayı "pele" lakabını almıştır.
*George Best:Futbolun en büyük süperstarlarndan biri fakat o da dünya kupasında oynama zevkinden mahrum kalmış.
*Stan Bowles:İngilizlerin sevdiği futbolcularda olan Bowles da dünya kuapsına katılamamıştı. Yazıda Q.P.R ile Uefa kupasında attığı 11 golden söz edilmiştir.
*Paolo Di Canio:Fevri kişiliğinden dolayı hiçbir İtalyan milli takımı teknik direktörü Di canio'yu milli takıma çağırmadı.
Liste böyle.Listenin orjinal dilindeki hali
http://www.maxim.co.uk/features/sport/18217/top_ten_great_footballers_who_never_played.html
Saygılar.
Trakedi
Sivasspor - Bursaspor Maçını Neden Seyredemiyoruz?
http://www.bursasporum.com/haberincele-2824-Sivasspor_maci_yayin_programinda_yok
Beyler, lig TV'nin Bursa'daki maçı yayınlaması, yani yayın kamuoyunu ve teknik ekibini buraya göndermesi, yorumcuları, masrafları, uydusu, kılı tüyü kanala 30 bin dolara maloluyormuş. Bu yüzden bizim her maçımızı yayınlaması için de her maç en 50 bin dolar civarında reklam alması gerekiyomuş. Ancak bizim her şeyi bilen, car-cur konuşan, ama elini cebine atmaya geldi mi ortada pek görünmeyen Bursamızdan bu kadar reklam çıkmayınca lig tv Bursa'ya gelemiyormuş. Geçen gün FB maçından önce yönetmen Musa Çözen'e sordum, o anlattı. Yoksa adamların bize garezi yok. Sivas'ın maçları verilirken ise, istanbul'da yaşayan zengin Sivaslı tüccarlar reklamlarını lig tv'ye veriyormuş.Ama biz böyleyiz işte. Koca Bursa, fısss
Yukarıdaki yazılanların doğru olduğunu düşünerek bir şey söylemek istiyorum. 50bin dolardan 34 Bursa maçı için 1.700 000 bin dolar para lazım. Lig Tv belki bu parayı genel bütcesinden karşılayabilir, ama sonuçta adamların böyle bir zorunluluğu yok. Ama neden bu işler halka hiç sorulmuyor? 100.000 kişi 17 dolar verse çözülebilecek bir sorun bu, ki gerek Bursa halkı, gerekse futbol sever insanlar bu parayı rahatlıkla ödeyebilir kanala. Mesela ben Lig TV abonesiyim ve ayda 2 lira para ödeyerek kendi payıma düşeni ödemiş olurum. Bu kadar basit ise çözüm birileri bir şeyler yapsın.
Maradona
not: kardeş blogumuz http://emosimoghislain.blogspot.com/
6 Hafta'da Cumartesi ve Pazar Maçları
Cumartesi
Beşiktaş Kayserispor
Hafta içi önce Beşiktaş'ı izledik Şampiyonlar Ligi'nde, sonra Mustafa Denizli gene açıklamalar ile takımı dengelemeye çalıştı. Takım müdafası, mücadele ruhu gibi sorunları aşan Beşiktaş'ın önündeki en büyük problemi gol atamaması. Bu sadece golcülerinin performansı ve kimliği ile ilgili bir sorun değil, aynı zamanda ortasahanın hücuma yönelik oyuncularının da performansı ile ilgili bir durum. Kayseri ise 2 haftadır kamp yapıyor neredeyse. Bu durum ligimizdeki ensest ilişkinin sonucu ve Beşiktaş fikstürde Ankaraspor'u takip ettiği için hep dinlenmiş takımlar ile oynayacak. Farklı görüşler var bu durum ile ilgili, bence bu durum Beşiktaş'ın yararına olacak ama göreceğiz. Kayseri'de son maçında gol problemine çözüm bulmuş gibiydi, bakalım bu gece neler izleyeceğiz?
Diyarbakır Manisaspor
Özellike Diyarbakır'ın bu performansı hepimizi şaşırtsa da beni çok mutlu ediyor. İki takımın geride kalan maçlarına baktığım zaman birbirlerine yakın performans gösterdiklerini görüyoruz. Manisaspor'un fikstürü Diyarbakır'ınkini takip ediyor. İkisinin de aynı rakiplere karşı performansına bakınca, maç beraberlik gibi duruyor. Ama Diyarbakır'ın forvetleri büyük tehlike, Manisa ise takım olarak oynayan ve mücadeleden vazgeçmeyen bir ekip. Ligin geneline baktığımızda çok önemseyeceğimiz bir maç değil belki ama kendi içinde garip bir dengesi var.
Eskişehir Gaziantepspor
Bu maç Eskişehir için bence önemli bir ilk adım. Bursasporu'u yendiği gibi Gaziantep'i de yenerse önemli bir adım atmış olacak. Eskişehir lige hala namağlup devam ediyor. Antep ise iyi başlamadığı sezonda geçen hafta Kasımpaşa'yı yenerek moral buldu. Kağıt üzerinde maç Eskişehir'in, ama bu kağıt üzerindeki farkı hayata geçirmesi gerekiyor.
Sivasspor Bursaspor
Bursaspor için yıllardır yapılan eleştirilerden bir tanesi, zirveyi zorlayabilecek takım olamamasıdır. Geçen sene zirveyi değil ama Uefa'yı zorlamışlardı. Trabzon'dan 1 puan aldılar, Fenerbahçe'ye mağlup oldular. Eğer bu sezonu en azından Uefa bileti almış olarak tamamlamak istiyorlarsa ligde kendilerinden aşağıdaki takımlara puan kaybetmemeleri gerekiyor. Sivas ise Denizli maçında iyi yönde sinyaller verdi. Bu maçı gene izleyemiyoruz. Neden izleyemediğimizi size gün içinde başka bir yazı ile anlatmaya çalışacağım. İki takım da kazanmak zorun da ama Bursa bence bir adım daha yakın.
Ankaragücü Gençlerbirliği
En son sanırım Galatasaray maçı oynadığında Ankaraspor sayın Cavcav baba oğul Gökçeklerin yanında oturuyordu. Bu blogda bugüne kadar komplo teorisi, ya da çamur atmalardan mümkün mertebe uzak durduk, ama bu maç bile benim midemi bulandırıyor. Artık Ankara sadece yavşak siyasetçileri ile değil, iğrenç futbol kulüpleriyle de mide bulandırıyor.
Pazar
Fenerbahçe İstanbul BŞB
İki takım da yara sarmak isteyecektir. Kadroların kağıt üzerindeki haline bakınca Fenerbahçe'nin rahat kazanması lazım, ama 2 3 haftadır işler iyi gitmiyor Fenerbehçe'de. İBB ise kendisine hiç yakışmayan bir sonuç aldı geçen hafta. Tamam yenileceksin bari 2 ye 3 ye. O yüzden tahmin ediyorum ki Sayın Avcı'da bir şeyler düşünüyordur bu maç ile ilgili. İBB genelde İstanbul'un büyüklerine tatsız süprizler yapıyor. Ama bu sefer hoca, Türkiye Ligi Profesörü Daum. Bakalım 6'da 6 gelecek mi yoksa İBB gene sürpriz yapacak mı?
Pazartesi
Kasımpaşa Galatasaray
Kasımpaşa yönetimi çok ilginç işlere imze atıyor. Son gün yapılan transfer ile takım kadrosu ligin en kalabalık kadrosu. Ayrıca Yılmaz Vural takımın başına getirildi, ve maç için bilet fiyatları 120 TL olarak belirlendi. Nereden baksanız , yuh denecek bir takım idaresi örneği verirlerken bir de şimdi iki takım da 5'te 5 yaptı, diyerek akılları zorluyorlar. Galatasaray hafta içi oynadığı maçın yorgunluğun etkisinde kalacaktır biraz. Ayrıca Ankaraspor, Beşiktaş ve Pana maçlarında galibiyetlere rağmen oyunda bir düşüş var. Rakip kulübede ise Yılmaz Vural. Maçın skoru kadar Yılmaz Vural'ı da merak ediyorum. Frank Rijkaard hayatında onun gibisini görmemiştir. Bir de bizim de sanırım bir rekor kırma durumumuz varmış. Rotasyon ve oyunu merakla bekliyorum.
Maradona
Fener Twente
Twente maçına aslında fena başlamadı Fener. Cristian çok iyi pres yaptı. Arada yardım da aldı. Yardım alınca bir kaç top kazanıp hızlı hızlı belki de acele ederek gol aradı Alex. Hemen Guiza'ya o topu atmak istiyor. Guiza ise önüne löp diye düşmeyince topu bırakıyor. Tamam alıştık o bir Drogba değil. Kafa topuna çıkmıyor. Presi zayıf. Ortasahaya yardıma gelmiyor. Sürekli ileride top bekliyor. Alex de gününde olmadı mı gol olmuyor. E Alex'in de topu alıp takımın yerleşmesini beklememesi de hücumda çoğalmayı engelledi.
Emre deseniz o da biraz yorgundu bence. Milli maçlar yormuş onu. Toparlanması lazım. Kaleyi denemiyor takım. Emre'nin bir maçta 5 6 şut çekmesi lazım. Cristian bile deniyor. Emre denemiyor. Santos birkaç maçtır zaten hayal kırıklığı yaşatıyor. O kadar kayboluyor ki topu alınca anlatamam. Kanat görevi zaten yapmıyor. Orta yapmıyor takım. Kazım deseniz çok çabalıyor arada orta da yapıyor ama Gökhan kaçınca onun koşu yoluna top atmama özelliği yine geri dönmüştü dün. Yine de Gökhan bir kaç kere aldı ama Kazım genelde topu ortasahaya geri gönderdi. Yine de Kazım Santos'tan iyiydi.
Şimdi bence Cristian ve Emre'de çok sorun yok ama. Santos ve Kazım çok top eziyor. Kazım veya Santos top aldı mı Guiza ve Alex'in hemen yanlarına koşması lazım. Koşmuyorlar. Emre ve Cristian gidiyor sadece ama o da yeterli değil.
Defanstan bir top çıkaramadı takım. Kimse yardıma gelmiyor çünkü.Kendini göstermiyor. Boşa kaçmıyor. Yani Fener perşembe günü resmen uyudu desek yeridir. Ama uyuyan biri daha vardı ki o da Daum.
Koca bir ilk yarı takım oynamadı. Çözüm belliydi. Ya iki forvete geçilecek Emre çıkacaktı ve baklava düzeni denenecekti. Böylece 2 3 kişiyle hücum yapan takım artı bir atak elemanına kavuşacaktı. Olmadı aksayan Guiza yerine sadece Semih alınabilirdi. Hadi hiç olmadı taktik değiştirip 4 3 1 2'ye geçilebilirdi. Kazım ve Santos yerine Topuz ve Semih girerdi.
Hiçbirini yapmadı sağolsun. Yaptıkkları ortada. Topuz girer girmez katkıyı verdi. Golü attı. Bu da ortada. Semih girer girmez ortasahaya yardımını yaptı bu da ortada. Artık önümüzdeki maçta bir revizyon bekliyorum. Topuz kanada geçer. Kazım kesilir. Santos'un yerine kim denenir bilemiyorum. Hadi bir maç daha katlanalım ona. Forvet ise kesinlikle Semih olacak.Bunu lamı cimi yok arkadaşım. Ben bir sene daha geçirmek istemiyorum ekran karşısında Semih'i al diyerek. Hatta bir dakika daha geçirmek istemiyorum. Semih devre arasında gider aklı varsa. Tabi bu işler böyle devam ederse.
Guiza ise çok atak yapan bir takımda ne kadar çok gol atabileceğini bence gösterdi. Ama şu an ortalama 2 3 orta yapan ve 2 3 de ara pası yapan takımda gol atabilmesi çok zor. Maksimum 10 gol atar yine. Bakalım ilerleyen günler ne gösterecek?Santos topu ezmez sağ kanada da bir orta yapma makinesi monte edilmezse bu iş zor. Ortasahada Topuz bence o kadar elzem ki...Takım şut çekmiyor,denemiyor. Topuz her noktada deniyor. Emre de denemeli. Cristian da denemeli.Kazım Santos kim varsa yoklamalı kaleyi. Yoksa bu gruptan da çıkamayız ligden de.
Marquinhos
18 Eylül 2009 Cuma
Rüya'nın Sonu

Maradona Der ki,
12 Dev Adama ve Tanjevic dışındaki bütün emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. Uzun bir yazı en azından bu gece gelmeyecek. Üzgünüm ve kızgınım. Tanjevic'i ilk günden beri skora bakmadan eleştirdiğim için , ilerleyen günlerde bir iki cümle daha kurabilecek hak görüyorum kendimde. Ama sakinleşip soğuk kanlı olmak lazım. Ama gene de hem turnuvadan önce takıma inanmayışı hem de turnuva sırasında Sırbistan hakkında söyledikleri ile takımı srekli demoralize etti. Gene de bu mağlubiyette en az suçu olan basketbolcularımıza sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Trakedi Der ki,
Murat Murathanoğlu sağolsun biz herşeyi doğru yaptık sanki bütün herşeyi hakemler batırdı gibi maçı anlattı ya ben daha bişey demiyorum.Hakem taraflıymış bilmem neymiş yeter artık maçta bir tane set düzeni içinde adam akıllı hücum yapamadık.Son topu aynen öyle kullandık maçı tamamı gibi düzensiz bir şekilde.Tanjevicin işi sanırım bu gaz vermek bir tane oyun çizip daha dengeli bir şut kullanamaz miydik sanki? Bu o kadarda zor olmasa gerek.Slovenlere oynadığımız son oyunu burada oynasak bence enderin o uzaklardan savurduğu toptan daha iyi bir atış olabilirdi.Yine Ender kullansın son topu eyvallah ama öyle kullanmasın.İstatistikler için bişey yazmayacağım yada Hidayet hakkında.Daha bir çok şey söylenebilir fakat biraz sinirimiz geçsin ondan sonra sakin bir şekilde daha iyi yorumlar yapabiliriz.
Pana-Galatasaray ve Genel Değerlendirme

Dünkü maç ile ilgili çok kısa bir paragraf yazıp, genel bir değerlendirme yapmak istiyorum.
Erken gelen gol ile geriye yaslandık. Ama bu geriye yaslanmış halimiz ile Pana ilk yarıda kalemize gelemedi. Biz ise 2 net gol pozisyonu daha bulduk. 47’de attığımız gol ve 3 golden sonra da tamamen geriye çekildi ve Pana o dakikadan sonra top oynamaya başlayabildi. Tamam 2 golümüz şans ile, ama bu şansı yaratmak bir mesele. Eğer Baros ilk yarıda skoru 3 yapsaydı, kimşe şansı öne sürmeyecekti. Ayrıca o iki gol olmasaydı da Galatasaray çok rahat maçı alırdı, çünkü Pana Galatasaray’ın izin verdiği kadar oynayabildi. Biz işi ciddi tutarken onlar bu ciddiyete cevap veremedi. Ama bu demek değil, biz de süper ötesi oynadık. Sadece kazanmayı bilen ve öğrenen bir takım olduk sonunda. Aşağıda neleri yapıp neleri yapamadığımızı daha açık anlatmaya çalışacağım.
Eğer insanlar Tobol maçı ile Pana maçı arasındaki olumlu farkları, ya da o günlerden bugünlere gösterilen gelişimi görmezden geliyor ise, bu onların eksiklikleri. Takımın ilk maçlarda topu sağdan sola çevirmesi 5 pas sürerken, Elano ve Kewell bunu tek pasta yapabiliyor , diğer oyuncular da bu işi 2 pasa kadar düşürebildiler. Ama sanırım bunları görebilmek için olaylara tarafsız bakabilmek lazım. Ya bardağın dolu tarafını, ya da boş tarafını anlatıyorlar bize, benimse amacım nacizane 2 taraftan da bahsetmek sizlere. Hem bir maç yazısı, hem de 12 maçlık bir karne derlemesi.
Önce Boş Taraf
*Defansın arkasına çok rahat sarkabiliyor takımlar ara paslar ile. Göbekteki 4 oyuncunun da milli takım oyuncusu olması çok matah bir şeymiş gibi bahsediliyor, ama hangi ikili olursa olsun bu duruma çare bulunamadı henüz.
*Defansın göbeğindeki oyuncular topu oyuna sokmada zaman zaman problem yaşıyorlar.
*Aynı şekilde defansımız da duran toplarda zaman zaman adam paylaşımında sorun yaşıyor.
*Ayhan’ın olmadığı maçlarda orta üçlünün 2 oyuncusu , ki genelde Topal ve Sarp oluyor, defansif olarak çok başarılı olsalar da, top dağıtma konusunda ağır ve etkisizler. Onların kendi oyun tarzlarını bu taktiğe uydurmaları için zaman gerek.
*Baros ile geri arkasında oynayan 3 oyuncu arasında zaman zaman uyumsuzluk göze batıyor. Her ne kadar son 2 3 maçta bu durumda bir gelişme gözükse de tam randımanlı işlemeye başladı diyemiyoruz.
Bardağın Dolu Tarafı
*Takım üzerinde çok açık bir şekilde Frank Rijkaard etkisi gözüküyor. İşte buna bazı örnekler. Sabri gibi bir insanı futbola döndürdü. Bütün takımın kondisyonun da gelişme var. Vücut dillerinden ve suratlarından anladığımız kadarı ile takımın genel olarak ruh hali de yerinde. Gerçi bir süredir antremanlara biz sıradan vatandaş izleyici olarak alınmıyoruz ama sezon başı izlediklerim ve izleyenlerden öğrendim kadarı ile dünyalar kadar fark var geçen yılki Florya ile bu seneki Florya arasında.
*Saha içinde özellikle takım hücum yaparken bir ahenk var. Bu biz seyirciye güzel futbol olarak yansıyor.
*Geçen sene takım müdafası çok zayıftı ama şimdi Keita ve Arda takım müdafasına çok yardım ediyorlar. Kewell’ın sağlık sorunundan ötürü edememesi bana normal geliyor, Baros ise enerjisini toplu oyuna saklıyor. Ama gene de müdafa konusunda çok yol almak gerekiyor.
*Duran toplardan gol atılıyor, ki Hagi gitti gideli takımın en büyük sıkıntısı buydu.
*Takım içi dengelere hem maddi hem manevi adalet getirildi. Hem yönetim bir iki oyuncunun alacağında iyileştirme yaptı, hem de Frank Rijkaard formayı adaletli dağıtıyor.
*Rotasyon doğru şekilde yapılıyor. Geçen sene Skibbe sezon başı 10 12 maç kadar aynı kadro ile çıktı neredeyse maçlara ve bu durum zaten iyi antreman yaptırılmamış takımda çöküntüye sebep olmuştu. Ayrıca gene Frank Rijkaard futbolcularından kahramanlık istemiyor. Örnek mi? Servet gripti, ama bıraksalar iğne ile oynamak istiyordu. Frank Rijkaard hem Servet’i riske etmedi, hem de böylece yerine oynamaya aday Emre Güngör’e kendisine ne kadar güvendiğini hissettirdi. Ayrıca söyleyin bana lütfen Skibbe ya da kahrolarak söylüyorum ama Bülent Korkmaz Arda’yı bu kadar rahat yedek bırakabilir miydi?
*Takım geçen yılki felaketin ardından bu sene kazanmayı öğrendi. Bu çok önemli, özgüvenini kaybetmiş takım iyi de oynasa , kötü de oynasa kazanıyor. Kayıpların yaşanmasının doğal sayılabilceği bu zamanların kayıpsız geçmesi, tarafarın takımına güvenmesini ve doğal olarak herkesin kredisinin yükselmesini sağlıyor.
*Son olarak da , bu teknik heyet doğruları üzerine koyarak geliştiriyor her hafta. Aksayan yönlerin farkında olduklarını bize sözle değil, icraatlarıyla hissettiriyorlar. Böylece biz de sorunları görmekten ve söylemekten korkmuyoruz. Çünkü her hafta bu sorunların çözümüne daha da yaklaşıldığını bize hissettiriyorlar.
Maradona
Euro 2009'a Bir Bakış ve Yeni Yazar

17 Eylül 2009 Perşembe
Bursaspor'a İhanet Etme (Bursaspor Açılımı)
Genelde İstanbul takımlarının çakma formalarını yapan işportacılar bu yıl maçların başlamasıyla birlikte bizim bursastore' den daha önce ve daha fazla sayıda yeni sezon forması basıp 10-15 liraya satmaya başladılar maç günleri...
Elime alıp inceliyim dedim formaları gerçekten bire bir aynı...tabi kumaş ve de dikiş kalitesi farklılıklar gösteriyor...
Bursastore' da 79 lira olan formayı adamlar 3-4 liraya mal edip 10 liraya satabiliyorlarsa bizim yönetimimizin de şu store 'lardaki fiyatlara mutlaka bir düzenleme yapması gerekiyor...
Sonuçta bizm taraftarımızın çoğunluğunu İstanbul takımlarınınki gibi zengin kokoşlardan oluşmuyor...
Bursaspor'u destekleyip maça gelen adam ya öğrenci oluyor ya da işçi...
Fiyat düzenlemesi yapılırken bunlara da mutlaka dikkat edilmeli...
Sezon başında formaları 19.63 Tl yaptılar stok mtok kalmadı 2 günde...
Tamam 19.63 olunca da kulüp bu işten ne kazanacak ama 79 da yapmasın lütfen...
İlla orta yolu bulunur bunun...
Sürümden kazanma diye bir olay var...Sezon başından beri 100 forma satacağına indir fiyatları 10 bin 20 bin sat...Hem taraftar kazansın hem Bursaspor...
Özel Not: Bu blog işlerinde bağlantıdan kaynaklı bir sıkıntı yaşıyoruz biz de. DNS değiştirince diğer sitelere çok zor giriyoruz. Bu hem yazmamızı hem de okunmamızı olumsuz etkiliyor. Ayrıca biz de biraz tembellik yapıyoruz farkındayız ama bu geceki maçlar ile başlayarak gene eskisi gibi karşınızdayız.
Şampiyonlar Ligi Toplu Sonuçlar
İlk Gün
Juventus 1-1 FC Girondins de Bordeaux
Maccabi Haifa FC 0-3 FC Bayern München
VfL Wolfsburg 3-1 PFC CSKA Moskva
Beşiktaş JK 0-1 Manchester United FC
FC Zürich 2-5 Real Madrid CF
Olympique de Marseille 1-2 AC Milan
Chelsea FC 1-0 FC Porto
Club Atlético de Madrid 0-0 APOEL FC
İkinci Gün
Liverpool FC 1-0 Debreceni VSC
Olympique Lyonnais 1-0 ACF Fiorentina
FC Internazionale Milano 0-0 FC Barcelona
FC Dynamo Kyiv 3-1 FC Rubin Kazan
VfB Stuttgart 1-1 Rangers FC
Sevilla FC 2-0 FC Unirea Urziceni
Olympiacos FC 1-0 AZ Alkmaar
R. Standard de Liège 2-3 Arsenal FC
16 Eylül 2009 Çarşamba
Beşiktaş 0 - ManU 1 ( KORNER OLMASI LAZIM İNÖNÜ'DE)
İşten çıktım, üzerime daha spor bir kıyafet giydim Taksim'de ki bir arkadaşımın evinde. Saat 7 gibi evden çıtkım, amacım iftardan önce stattaki yerimi almak. Erken gidiyorum diye yanımda bir de kitap var. Hem ortamı koklayacağım hem de sıkılırsam kitaba bakacağım kafamdaki plan bu. Şampiyonlar Lig'inin köfte kokusu bile bir farklı. Saat 19. 35 civarı tribünde yerimi alıyorum. Yerim yeni açığın kapalıya yakın kısmı. Gerçi sanırım benim gibi gidip de koltuk numarasına oturan kişi sayısı çok azdı. Saat 8 ceyreğe kadar kulağımda müzik, elimde kitap takıldım. 8 15 gibi hem stat dolmaya başladı , hem de eski bir iki arkadaş ile karşılaştım. Onlar da Galatasaraylı olduğumu bildikleri için şaşırdılar, ama maçı beraber izledik.
Hem Beşiktaş'ı merak ediyordum, hem de Rooney ve Ferdinand'ı tribünden izlemek istiyordum. Zaten hayatta yapılabilecek en güzel şey, maddi imkan ölçüsünde bu futbol yıldızlarını canlı izlemek değil midir? Takımların sahaya çıkması ile birlikte taraftar da çoştu. Hem Beşiktaş'a moral veriyorlardı, hemde ManU'ya ayar. Benim sevdiğim adam Rooney'e yaptığı çok yaratıcı ve hiç kimsenin aklına gelmemiş olan "hindi" şakasından dolayı çok kızgındılar. 2 seneye yakın turizm sektöründe çalıştım, ama hiç bir dangalak İngiliz çıkıp da bu şakayı yapmadı.
Neyse maça geçelim yavaş yavaş. Önce kadrolar:
Beşiktaş
Hakan Arıkan, İbrahim Kaş, Tomáš Sivok , Mert Nobre, Rodrigo Tabata, Ekrem Dağ, İbrahim Üzülmez, Serdar Özkan, Filip Hološko, Matteo Ferrari, Fabian Ernst
ManU
Ben Foster, Gary Neville, Patrice Evra, Anderson,Wayne Rooney,Nemanja Vidić,Michael Carrick, Nani, Paul Scholes, Jonny Evans, Antonio Valencia
Oyuncu kaliteleri fark etse de, iki takımın da sahaya dizilişi ve oyun mantalitesi benziyordu. Yalnız işte bu oyuncu kalitesindeki fark tatkiğin işlerliğini etkilemesi açısından çok önemli. Ben dün sahada izledikten sonra, Mustafa Denizli’ye oyuncu tercihleri açısından kızmamaya karar verdim. Çünkü kadro kalitesinin yetersizliğinin ve yapılan transferlerin başarısızlığının o da farkında ve bir çıkış yolu arıyor bunu fark ettim. Yoksa ben de farkındayım Ekrem göbekte olmaz, Tabata ilk 11 oyuncusu olamaz. Ama bütün bu olmazları oldurabilmek için bir şeyler yaratması lazım. Önce çok kısa bir ManU değerlendirmesi yapıp, Beşiktaş’a odaklanmak istiyorum.
Daha önce gruplarda ilk maçı 4 kez deplasmanda oynamış, 3 beraberlik ve 1 galibiyet almış ManU. Dün de çok kasmadan oynadı, ve aslında maç berabere de bitebilirdi. Ronaldo gidince, daha bir takım oyununa döndüler. Carrik ile Scholes biraz daha defansif ortasaha, Nani, Anderson ve Valencia ise Rooney ile birlikte golcü ekipten. Valencia kanatları çok etkili kullanıyor , Nani biraz etkisizdi dün. Rooney ise stoperler ile çok güzel güreşiyor. Zaman zaman yanına ikinci forvet girdiğinde ise Manchester forvet ikilisinin markajı çok zor oluyor. Dünkü maçta hep 3. viteste gitti ManU. Ara ara hızlanıp 4’e geçer gibi oldular ama ortalama 3tü. Bu onlara yetti. Zaten 2.lik ya da 3. lük hedefimiz olduğu için en azından bu pozisyonlar için çekiştiğimiz bir rakibe puan kaptırmadık. 90 dakika inatla futbolun doğrularını uyguladılar ve kazandılar. Gelelim Beşiktaş’a.
Kaleci ve Defans
Hakan Arıkan: Yediği gol dahil, kurtarışlar olarak hatasıza yakın oynadı. Ama topu oyuna sokuşu tam bir felaket. Beşiktaş teknik ekibi acil bir kaleci antrenörü ile anlaşıp bu duruma son versin. Hakan eğer biraz daha tecrübelenebilirse, gene de Beşiktaş’a uzun yıllar hizmet eder.
İbrahim Kaş: Tam bir yönetim fiyaskosu. Bütün yaz Mehmet Topuz’un etkisinden çıkamayan Yıldırım Demirören’in Mustafa Denizli’ye sunduğu ve hocanın mecburen kabul ettiği kısır alternatiflerden bir tanesi. Ne defansta başarılı ne de hücuma çıkabiliyor. Onun oynadığı futbolu , boyu onun kadar olan herkes oynar.
Sivok ve Ferrari: Sezon başı belki Ferrari’nin aldığı ücret çok konuşuldu , tartışıldı ama dünkü maç onun ne kadar doğru bir transfer olduğunu gösterdi. Özellikle ilk yarıda yeni açığın önünde defans yaptığı için Beşiktaş, Ferrari’nin defansı nasıl iyi organize ettiğine şahit oldum. Hadi bir adım daha ileri gidelim, bence ligimizdeki en iyi yabancı stopper. Sivok ise Ferrari’ye alışmış ve ikisi müdafada güzel işler yapıyor.
İbrahim Üzülmez: Valencia karşısında zaman zaman zorlandı. O yüzden hücuma fazla katkı sağlayamadı. Valencia’dan ani çalım yememek için hep bir adım uzaktan savundu onu. Hiç rahat orta yaptırmadı belki, ama gene de bu mesafe yüzünden Valencia çok rahat top kullandı.
Orta Saha
Ekrem ve Ernst: Mustafa Denizli’nin yeni ikilisi bu. Ekrem’den ortasahanın ortası, ne ofansif olarak olur, ne defansif olarak. Bunu Mustafa Denizli de çok net görüyor ve biliyor , ama o İbrahim Kaş’a çok güvendiği için Ekrem’in mevkisini kaydırdı. Ha Fink niye tercih edilmiyor derseniz, oyuncuları antremanlarda izleyen biz değiliz. Ernst ise çok üstün mücadele gösterdi. Ofansif olarak yaratıcılıktan uzak bir balta olduğu için, manasız uzun toplar dışında ofansa bir katkısı olmadı.
Tabata: Yorum yapılmayı hak edecek hiç bir şey yapmadı. Ama şu da var, transferin son günü gelip 2 çok ciddi maça çıktı. Bakalım 3 hafta sonra nasıl bir performans göstercek? Bir anda uyum sağlayıp harikalar yaratmasını beklemek hata olur.
Holosko: Çok uğraştı, çok zorladı. Zaman zaman sürati ile rakip eksiltmeye çalıştı ama karşısında Evans ve Vidic gibi iki duvar olunca fazla etkili olamadı. Holosko 3 hafta üst üste 90 dakika oynarsa bence ciddi bir form yakalar.
Serdar Özkan: Dün sahada 10.5 numara olabilmek için elinden geleni yaptı. Ortasahada dikine adam eksiltebilen tek kişiydi. Biz tabi tribünden izlerken oyundan çıkmasına tepki gösterdik. Ama sonra eve gelince, Mustafa Denizli’nin yorgunluğu ileri sürdüğünü öğrendim. Onun taktir hakkı.
Nobre: Gol atmayı beceremediği için, beygir gibi koşuyor. Takımınızda bir Alex yoksa , Nobre malesef işkenceye dönüşüyor.
Tello, Nihat ve Yusuf
Dün 3 oyuncu da oyuna girip de pek bir varlık gösteremediler. Yusuf bir kez Vidic ile dalgasını geçti, ama sonra ManU biraz baskı yapınca sürekli top ezdi. Nihat zaten yoktu aramızda. Tello ise oyuna sonradan girince çok başarılı olamayan bir oyuncu, dün de aynı şekildeydi.
Mustafa Denizli ve Sonuç
Sürekli buraya Mustafa Denizli’nin takımına ne oynattığını anlayamadığımızı yazıp duruyorduk. Ama son iki maçtır Beşiktaş çok net bir sistem ile oynuyor. Oyuncu tercihlerini bile anlayabildim Mustafa Denizli’nin. Bence Mustafa Denizli sahaya kafasında olabilecek kağıt üzerindeki en iyi kadroyu çıkarmak istiyor. Bu kadro ise zaman zaman gerçek performansını gösteremiyor. İbrahim Kaş’ı oynatırken, daha çok atağa çıkan bir Kaş düşünüyor. Tabata'da ısrar ederken belki 3 4 hafta sonraki Tabata’yı ve Nihat’ı form tutmuş olarak hayal ediyor. İşte böyle bir kaç isim var Mustafa Denizli’nin güvendiği. İki ihtimal var ya Mustafa Denizli bu ısrarından kazançlı çıkacak, ya da bu oyuncuların kredisi bitecek. Ama Beşiktaş iyi yolda. Gol atmayı çözmesi lazım bu takımın. Bunun için ben hala Batuhan’ı kurtarıcı olarak görüyorum. Yani şimdi bunu biz de görüyoruz ve tabi Mustafa Denizli de görüyor. Takımın defansını yüzde 80 Şampiyonlar Ligi seviyesine çıkarmış, ama hucüm hala yüzde 20lerde. Mustafa Denizli’yi tek bir şey ile ilgili eleştirmek istiyorum. Takıma hiç ataksal duran top çalışması yaptırmamış. Tamam çok kuvetli bir müdafa var karşında ve çalışsan bile gol atamaman çok normal, ama Beşiktaş dün o kadar kötü duran top kullandı ki , çalışılmadığı çok belli.
Taraftar
Hem eski arkadaşlarımı gördüm, hem de çok eğlendim. Gol gelene kadar çok eğlenceliydi herşey. Hatta tam golden önce inanılmaz şov vardı, ama gelen gol keyifleri kaçırdı. Bir Galatasaraylı olarak ben de keyifle destekledim Beşiktaş’ı. Darısı gene bir Avrupa maçında Kadıköy’de Fenerbahçe’nin başına.
Maradona